• 2 sene önce
  • 0 Yorum
  • 738 Görüntülenme

9 Eylül 1922 İzmirin işgalden kurtuluş günü

9-eylul-1922-izmirin-kurtulusu4166-s

Bugün İzmir\’in düşman işgalinden kurtuluşunun 91. yıl dönümü kutlanıyor. İzmir\’in kurtuluşu 9 Eylül 1922. Birinci Dünya Savaşında dokuz cephede savaşan, Çanakkale cephesi hariç diğer tüm cephelerde yenilen ve ardında yüz binlerce esir bırakan Osmanlı Devleti teslim bayrağını çeker; Mondros Mütarekesini imzalar, sonrasında Sevr Antlaşması masaya konulur. Mütareke hükümleri gereğince tüm ordularımız dağıtılmış (Doğu Anadolu’daki 3. Ordu kısmen devam eder), silahlar toplatılmış, sağ kalan gaziler, esir düşmeyen yorgun askerler köylerine dönmüştü. İstanbul tek kurşun atılmadan teslim edilmişti. Kısaca Damat Ferit hükümeti direnmemiş, devleti emperyalistlere teslim etmişti..

İzmir işgal edilir…Türk milletini bekleyen kara günler ufukta yaklaşır..Umutsuzluk hat safhada..Yokluk, fukaralık, savaş yorgunluğu çabası..En önemlisi de liderin belirsizliği..Böyle bir atmosferde Anadolu emperyalistler tarafından paylaşılmış, her taraftan işgaller başlar…En çarpıcı olanı da İzmir’in işgalidir…Bu işgal, Türk Milletini çok etkiler, sarsar adeta…

Milli mücadele için bir direnişin planlarını yapan Mustafa Kemal, bu tarihlerde İstanbul’dan Anadolu’ya geçmenin yollarını arar…Mustafa Kemal’e göre Türk Milleti için tek yol vardır; “Ya istiklal ya ölüm…”

15 Mayıs 1919 düşman İzmir’i işgal eder…
Başta ABD, İngiliz, İtalyan, Fransız bayraklı büyük gemiler, Yunan palikaryasını karaya çıkarmak için limana girerler…
Karaya çıkan Yunanlılar katliama başlarlar…
Ne diyor Namık Kemal;

“Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini!..”

Mustafa Kemal de;
“Varsın dayasın vatının bağrına düşman hançerini
Bulunur elbette kurtaracak bahtı kara maderini…”

İşte bu ruh ve inançla, işgal ve katliama devam eden Yunan askerlerine karşı Hasan Tahsin revolvarini çeker; ateş eder ve ilk kurşun hedefini bulur…

Düşman Anadolu’nun içlerine doğru ilerler..Düzenli bir ordu gücü yoktur. Ege’den iç taraflara doğru dalgalar halinde göç başlamıştı.Düşman ayaklarıyla kirlenen vatan toprağında hayli uzun sürecek bir mezalim başlamak üzereydi artık..Halk çaresizdi.İzmir işgaliyle Türk Milleti uyandırıldı..

Çanakkale’deki diriliş ruhu yeniden alevlendi, kısaca uyumakta olan dev artık uyanmıştı.Ege’de ve Rumeli’de dağlarda ateşler yanmaya başladı.Direniş başlamıştı.Ama örgütlü değildi, bunun örgütlenmesi gerekiyordu. Doğu Anadolu’da Erzurum, Sivas Kongreleri yapılmış TBMM toplanmış vatan savunması için sevk ve idare başlamıştı.Ankara, Manisa Demirci kazasına bir kaymakam tayin eder.Tayin edilen İbrahim Ethem.Kaymakam sıfatı kullanılarak direnişi örgütlemekle görevlendirilir.Yöredeki milis güçleri organize eder. Böylece sivil direniş başlar. Sivil direnişin önden gelenlerinden bazı önemli isimleri burada vermekte yarar vardır;Yörük Ali Efe…Bergama-Soma Efeleri…Akhisar Efeleri…Çete Ayşe…Gördesli Makbule…Ve diğer isimsiz kadın kahramanlar…Erzurumlu Kara Fatma ve Çetesi..İnebolu’dan cephane taşıyan kadınlar..Sökeli Cafer Efe,Bergamalı Arap Ali Osman Efe,Gökçen Efe destanı,Nezahat onbaşı,Afyonda ray döşeyen kadınlar,Danişmendli İsmail Efe,Batı Trakya’da gönüllü müfreze,Çukurovalı Kuva-i Milliyeciler…Ve Mustafa Kemal’in kararı;

“Hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır, o satıh, bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı, vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça, terk olunamaz.”Kocatepe’de büyük taarruz başlar. Dumlupınar ve Sakarya meydan muharebeleri.İstiklal Savaşının tüm kahramanları, Türk milletinin topyekûn savaşta. Yokluk içinde verilen mücadeleye destek gerekiyordu.Farklı ülkelerin samimi Müslümanları yardım elini uzatıyordu…

Hindistan Müslümanları yüzüklerini satıp Anadolu’ya gönderirler,Buhara Cumhuriyetinin önemli maddi yardım yanında, ayrıca TBMM’ne 3 (üç) tane altın kaplamalı kılıç gönderir.Bu kılıçların biri Mustafa Kemal’e, biri İsmet Paşa’ya hediye edilir.Üçüncü kılıcın da kime hediye edileceğine dair istekleri olur Buhara hükümetinin..Altın kaplamalı üçüncü kılıç, İzmir’e ilk girecek olan birliğin komutanına verilmesi istenir.

Sembol heykelin kucağında babasını taşıyan sancaktar Çavuş Mehmet de İzmir’e girerken şehit olur.Analar evlatlarını akıbetini sorar savaştan geri dönenlerden.

Tarih 9 Eylül 1922; saat 9.00, Ordu Bornova’da.Fakat orada bir aksilik olur; Bornova bağlık bahçelik bir semttir.Rum milisler bahçelerden ateş açarlar..Fakat Yüzbaşı Şerafettin Bey uğraşmaz onlarla “İleri!” der…Mustafa Kemal’in şu ifadesini anımsar yeniden; “Bağımsızlık benim karakterimdir…”

Bayrak asılıyor..Tarih 9 Eylül, saat 12.30..Saat kulesini gördüklerinde gözyaşını tutamazlar. Balkonunda Yunan bayrağı olan hükümet konağına yönelirler. Hükümet konağına yaralı gelen Yüzbaşı Şerafettin Bey, 16 yaşlarında İzmirli bir gencin verdiği Türk bayrağını alır ve koynuna sokar. Yüzbaşı Şerafettin Beyin ve şehitlerimizin kanlarıyla sulanan bayrağımızı sonsuza kadar orada dalgalanmak üzere direğe çeker…

“Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır,
Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır” diyor şair..

Öğleden sonra piyadeler de İzmir’e girer.O gün tebrikleri kabul ederler; ilginç olan ise tebrik edenlerin başında da İngiliz başkonsolosu bulunuyordu.Halk kahramanları bağrına basar.

Benzer Konular

Yorumlar & Görüşler

Daha önce yorum gönderilmemiş. İlk yorumlayan siz olun!

Yorumunu Gönder

Son Yazılanlar