• 2 sene önce
  • 0 Yorum
  • 664 Görüntülenme

Anne Sütünün Üstünlükleri

anne-sutunun-ustunlukleri3724-s

Diğer süt ve mamalara göre (formül ve endüstriyel sütlere) karşı üstünlüklerini dile getirmek bile başlı başına birçok kapsamda olacak kadar geniş ve önemlidir.Anne sütünün üstünlüklerini şöyle özetleyebiliriz:

Her şeyden önemlisi anne sütü ücretsizdir, kolay elde edilebiliyor, temizdir, tam vücut sıcaklığındadır, hazırlamak gerekmez, bebek istediği anda verilebiliyor. Anne sütü içindeki protein, karbonhidrat, yağ, mineral, amino asit vb. maddeler çocuk için en uygun miktardadır ve sindirimi kolaydır, bebeğin bağırsaklarından daha kolay emi­lir. Mesela anne sütündeki demir miktarı formül sütlerdekinden daha az olmasına rağmen daha fazla emilir ve anne sütü alan bebeklerde kansızlık daha az meydana gelir. Ayrıca anne sütü içerisinde sütün sindirilmesini sağlayan bazı enzimler de bulunur ve daha bebeğin ağzındayken anne sütü sindirilmeye başlanır. Anne sütünün hazmedilmesi çok daha kolaydır ve ihtiva ettiği değişik maddelerin tamamına yakını vücutta kullanılır. Bu sebeple boşaltım organları üzerine fazla yük binmez.

Anne sütü içinde bulunan çeşitli antikor (mikroplara kar­şı bağışıklık sağlayıcı maddeler) ve mikrop öldürücü enzim­ler bebeğin hastalanma ihtimalini azaltır. Örneğin yapay bes­lenen bebeklerde ishal vakaları anne sütü alan bebeklere gö­re 14 kat daha fazla görülür. Aynı şekilde solunum yolu en­feksiyonları da daha az görülür. Öyle ki bu etki anne sütünün bırakılmasından bir sene sonraya kadar uzayabilmektedir.

Anne sütü organların gelişimini ve faaliyetlerini düzenle­yen büyüme faktörleri ihtiva eder. Dişlerin gelişimi için ge­rekli besin maddeleri ve mineralleri ihtiva eder. Bebeğin ihti­yacını karşılayacak miktarda flor maddesi içerir. Yurdumuz­da çoğu içme sularında yeterince flor bulunmadığı göz önüne alındığında bunun önemi daha iyi anlaşılır.

Özellikle kolostrum (ağız sütü) adı verilen doğumdan he­men sonra gelen ve 4-5 gün devam eden daha sarı ve koyu kıvamlı olan süt bu bağışıklık maddeleri yönünden çok zen­gindir ve bebeklere muhakkak emzirilmelidir.

Kolostrum (ağız sütü) 24 saat, anne sütü 6 saat oda ısı­sında kalsa bile içinde bakteri (mikrop) üremez. Buzdolabın­da saklandığı zaman hiç bakteri üremesi olmaz. Açıkta bıra­kılan anne sütüne dışarıdan bakteri bulaşsa dahi, buzdola­bında saklanması halinde bu bakteriler 5 gün içinde tama­men kaybolur. Bu durum anne sütünün bakterilere karşı ne kadar etkili olduğunun iyi bir göstergesidir.

Anne sütünün yapısı bebeğin o anki ihtiyacına göre değiş­mektedir. Öyle ki 7 aylık doğan bir prematüre (gününden ön­ce doğmuş bebek) ile, 8 aylık bir prematüre bebeğin ve gü­nünde doğmuş bir bebeğin anne sütleri farklıdır. Bebek bü­yüdükçe sütün yapısı ihtiyaca göre değişmekte hatta emzir­meye başladığı anla, emzirmenin sonuna doğru dahi bileşimi değişmektedir. Emzirmenin sonuna doğru anne sütündeki yağ miktarı artar ve çocuğa doygunluk hissi vererek emmeyi bırakmasını sağlar, böylece aşırı kilo alarak şişmanlamayı önler. İlk yaşlarda alınan fazla kilolar vücuttaki yağ hücrele­rinin sayısını artırır, bu da ileri yaşlarda gelişecek şişmanlı­ğın en önemli nedenlerindendir. Şişmanlık damar sertliği, yüksek tansiyon gibi hastalıkların sebeplerinden biri olmak­tadır. Anne sütü ile beslenme daha ilk yaşlarda itibaren insa­nı bu türlü hastalıklara karşı korumaya almaktadır. Böyle mükemmel bir organizasyonu inek sütü veya hazır mamalar­la sağlamak katiyen mümkün değildir.

Anne sütünün allerji yapma özelliği yoktur. Anne sütü alan bebeklerde egzama, astım gibi allerjik hastalıklara karşı da iyi bir korunma sağlanır.

Emzirme olayını sadece beslenme ve çocuğun enerji ihti­yacını karşılama olarak sınırlamak doğru değildir. Emzirme olayının bir de psikolojik yönü vardır. Emme esnasında anne ve çocuk arasında gerçekleşen fiziksel temas birbirlerini be­nimsemelerini, çocukta yalnızlık hissinin kaybolmasını, te­mel güven duygusunun yerleşmesini temin eder. Bu da sağ­lıklı bir kişiliğin ön şartlarıdır.

Sık emzirme süt salgısının artmasını sağlar. Emzirmenin anne için de faydalan vardır. Emziren annelerde doğum sonu kanamaları daha çabuk kesilir. Emziren annelerde meme kanseri ve rahim kanseri daha az görülür.

Bebeğini emziren anneler ilk 4-6 ayda %100 e yakın oranda tekrar hamile kalmaya karşı korunmuş olurlar. Ancak doğumdan sonraki 4-6 aydan sonra %15 oranında hamile kalma ihtimali vardır. Bu aylardan sonra uygun bir doğum kontrol metodu kullanılmalıdır.

Anne sütü emmek, bebeğin anne üzerindeki en doğal hak­kıdır. Bebeğini emzirmek ise annenin hem kendine hem de bebeğine karşı, yerine getirmesi gereken önemli bir görevidir. Emzirmenin meme estetiğini bozduğu ve sarkmalara sebep olduğu görüşü gerçekçi değildir. Annelerin, bir yaratılış harikası olan bu emzirme nimetini, muhakkak değerlendirmeleri gerekir. Bebeğini emzirmek anne için yük değil, bir mutluluk kaynağı olmalıdır.

Özellikle ilk 6 ay süresinde bebeğin sağlıklı gelişimi için anne sütü şarttır. Bazı şüpheci anneler sütlerinin yetmediğini zannederek bebeğe emzirmeden sonra inek sütü veya mama verirler. Emmeden sonra su dahi verilmesi bebekte tokluk hissi uyandırdığından anne sütüne olan iştahı azaltacaktır. Sütlerinin yetmediğinden şüphe eden anneler, bir doktora da­nışmadan inek sütü veya hazır mama vermemelidir. İlk aylar­da emzirmenin belli saatleri yoktur. Bebek ne zaman isterse emzirilmelidir. Ne kadar sık emzirilirse, memelerde süt artışı o kadar hızlı olur. Anne emzirmeyi istedikten ve sütünün ye­teceğine inandıktan sonra sütünün yetmemesi söz konusu değildir. Sütüm yetmiyor veya çocuğa yaramıyor gibi gerek­çelerle emzirmenin kesilmesi sakıncalıdır. Çünkü bebek an­nesini emerken meme ucu uyarılır ve bu uyarılar beyine ula­şarak süt salgısını artıran hormonları harekete geçirir.

Memelerde biriken süt boşaldıkça, boşalan sütün yerine yeni süt üretimi başlar. Süt üretimini artırmak için emzirme­den sonra memede kalan fazla süt sağılıp boşaltılmalıdır.

Yorumlar & Görüşler

Daha önce yorum gönderilmemiş. İlk yorumlayan siz olun!

Yorumunu Gönder

Son Yazılanlar