• 2 sene önce
  • 0 Yorum
  • 5541 Görüntülenme

Bilimin müslüman öncüleri ve bilime katkıları

musluman-bilim-adamlari9408-s

İslam\’ın ilk 5-6 asrı içerisinde pozitif bilimlerle uğraşmış çok sayıda bilim adamı yetişmiş ve çok fazla bilimsel çalışma yapılmıştır.

Cabir b. Hayyan (ö. 200/815)

Hicri II. yüzyılda Emevi ve Abbasiler döneminde yaşamıştır. Tus şehrinde doğmuş, ömrünün büyük bir kesimini Kufe’de geçirmiştir. Kimya, tıp, astronomi, matematik, mekanik ve felsefe alanlarında önemli ilmi çalışmalar yapmıştır. Teorik kimyadan daha çok deneysel kimya üzerinde çalışmalar yapması, modern Avrupa’yı etkilemiştir. Cabir, maddeleri sadece oluşum yönleriyle incelememiş maddenin dönüşümüne de ilgi duymuş ve çalışmalarını bu yönde yoğunlaştırmıştır. Cabir b. Hayyan, evrenin matematiksel bir düzen olduğunu savunur. Dil ile fizik arasında paralellikler kurar. Ayrıca, bilim, felsefe ve dil alanında birçok konuda araştırmalar yapmıştır. Bu alanda yazdığı risalelerin sayısı çok fazladır. Bu eserlerin bir kısmı simya ile ilgili, diğerleri ise deneysel kimya ile ilgilidir. Batı’da “Geber” ismiyle bilinir. Onun Batı dillerine tercüme edilen eserlerinin Batı’da gelişen deneysel kimya alanında büyük etkisi olduğu bilinmektedir.

Harizmi (ö. 232/847)

Harezmi, Bağdat\’ta yaşamış ve Beytü\’l-Hikme’de çalışmıştır. Matematik, astronomi ve coğrafya alanında yazdığı eserler günümüze kadar gelmiştir. Halife Me’mun’un isteği üzere yazdığı “Kitabu’l-Muhtasar fi hisabi’l-cebr ve’l-mukabele” adlı eseri ona “cebir ilminin kuruculuğu” unvanını kazandırmıştır. Bu eser üzerine çok sayıda şerh yazılmıştır. 1145’te ilk defa Latince’ye çevrilen bu eser, 17. yüzyıla kadar Batı üniversitelerinde ders kitabı olarak okutulmuştur. Latince kaynaklarda ismi Alkarismi, Algoritmi, Algorismi şeklinde geçen Harizmi’nin Güneş, Ay ve yıldızların yükseklikleri ve bunlara dayalı olarak zamanı ölçmede kullanılan “Usturlab” ile ilgili de üç eseri bulunmaktadır.

Kindi (ö. 252/866)

Yakup el-Kindi, babasının görevi nedeniyle hayatının belli bir bölümünü Kufe ve Basra’da geçirmiş, dil ve edebiyat eğitimini Basra’da yaptıktan sonra Bağdat’a geçerek hayatının kalan kısmını orada sürdürmüştür. Mu’tezile’nin akılcılığından etkilenen Kindi, Halife Me’mun’un sarayında dinî ve ilmi sohbetlere katılmış, Beytü’l-Hikme’nin ilmi kadrosunda yer almıştır.
Kindi; felsefe, tıp, matematik, astronomi, optik, meteoroloji, kimya, musiki gibi alanlarda çok sayıda eser yazmıştır. Kindi’nin bilgi anlayışında bilginin ve hakikatin geldiği kaynaktan ziyade, bilginin kendisi önemlidir. Risale fi’l-akıl adlı eseri meşhurdur. Ayrıca Risaleleri bize kadar gelmiştir. Kindi’nin görüşleri Batılılar üzerinde tesirli olmuş, bu sebeple eserleri, Latince, İbranice, İngilizce, Almanca ve Fransızca’ya çevrilmiştir.

Cahız ( ö. 255/869)

Mutezile kelam ekolünün önemli bir temsilcisi olan Cahız, İslami ilimlerin yanında felsefe, sosyoloji ve bilim ile de meşgul olmuştur. Ona en büyük şöhreti, zooloji alanında bir eser olan “Kitabu’l-Hayevan” kazandırmıştır. Bundan başka Cahız’ın dil, edebiyat, sözlük, felsefe, kozmoloji, astroloji, sihir ve müzikle ilgili eserleri de vardır. “Kitabu’l-buldan”, onun coğrafya ile ilgili eseridir.

Muhammed b. Zekeriyya er-Razi (ö. 313/925)

Rey şehrinde dünyaya gelmiştir. Kimya ve tıp ile yakından ilgilenmiştir. Rey’den Bağdat’a gelerek burada büyük hastanenin başhekimliğini yapmıştır. Yaklaşık 200 eseri vardır. Onun en önemli yönü, teorik tıpla deneysel tıbbı birleştirmesidir. İnsan bedeninin bağışıklık sisteminin mikroba alıştırılması esasına dayalı aşı yöntemi üzerinde çalışmıştır. En meşhur eseri klinik tecrübelerinin bir dökümü olan “el-Havi fi’t-tıp”’tır. Bu eserinden başka en çok bilinen eserleri arasında hastalıkların taksimi hakkındaki “Kitabu taksimi’l-ilel” ile çiçek ve kızamık hastalıkları hakkındaki “kitabu’l-cederi ve’l-hasbe” yer alır. Razi’nin geliştirdiği tedavi yöntemleri başta İslam dünyası olmak üzere, Batı’da yüzyıllarca insanlığa şifa kaynağı olmuştur.

Farabi (ö. 339/950).

Kazakistan sınırları içinde bulunan Farab şehrine yakın Vesiç’de dünyaya gelir. İyi bir eğitim aldıktan sonra, bir süre kadılık yapar. Memuriyeti bırakarak tekrar ilmi hayata dönen Farabi, Bağdat’a gelir ve oraya yerleşir. 941 yılında Halep ve Şam’a gider, kısa bir süre Mısır’da bulunur ve Şam’da vefat eder. Her ne kadar Farabi felsefe alanında yapmış olduğu çalışmalarla bilinse de pozitif ilimler alanında da hatırı sayılır çalışmalar yapmıştır. Onun “İhsau’l-Ulum” adını taşıyan ilimler tasnifi ile ilgili kitabı meşhurdur. Mantık, Farabi’nin en çok ilgilendiği alandır. Aristo’nun mantık çalışmalarını inceler ve onlara şerh, haşiye ve talik türü eserler yazar. Latin Ortaçağı’nda Alfarabius ve Abunaser olarak bilinen Farabi’nın yüz on kadar eseri çeşitli dünya dillerine çevrilir.
Yapılan araştırmalar, St. Thomas’ın felsefesinin Farabi’nin felsefesinin bir tekrarı olduğunu ortaya çıkarmıştır. Onun felsefe ve bilim anlayışı, öğrencisi Yahya b. Adi yoluyla intikal etmiş; İbn Sina, İbn Meymun, Muhyiddin İbnu’l-Arabi ve Spinoza kendi düşünce sistemlerini oluştururken Farabi’den yararlanmışlardır. “El-Medinetü’l-Fazıla” adlı eseri, onun düşüncelerinin bir özeti gibidir.

İbn Sina ( 428/1037)

Ebu Ali İbn Sina, Buhara yakınlarında bulunan Eşfene köyünde doğar, hayatını İran coğrafyası içerisinde geçirir. Önce dinî ilimler alanında sonra da pozitif ilimler alanında eğitim alır. Mantık, matematik ve astronomi alanında birçok eseri inceler. Tıp ilmine ayrı bir ilgisi olan İbn Sina, 16 yaşında doktorluğa başlar. 18 yaşında Samani Hükümdarı Nuh b. Mustafa’yı tedavi eder ve sarayın doktoru unvanını alır.
Tıp doktoru olan İbn Sina, asıl başarısını felsefe alanında göstermiştir. Bu alanda iki yüz elliyi aşan eseri vardır. el-Kanun fi’t-Tıp adlı eseri meşhurdur. Bu eserin Latincesi 1544 yılında, Arapçası ise, 1593 yılında Roma’da basılır. Doğu ve Batı dillerine tercüme edilen bu eser, uzun yıllar İslam ve Batı dünyasında okutulur.

İbnu’l-Heysem (ö. 432/1040)

İbnu’l-Heysem Basra’da doğar. Eğitimini Bağdat, Şam ve Kahire gibi büyük şehirlerde tamamlar. Matematik, mantık, astronomi, fizik, tıp ve felsefe alanlarında uzmanlaşır. Kahire’de vefat eder.
Bu alanda geliştirmiş olduğu aletlerle deneyler yaparak, ışık, ışığın kırılması, gölge ve yansıma gibi optikle ilgili temel konularda görüşler ortaya koymuştur. Batı’da Alhazen, Alhacen, Avenetan ve Avennathan olarak bilinir. İbnu’l-Heysem’in en meşhur eseri optik ve tıp alanında yazmış olduğu yedi ciltlik Kitabu’l-Menazir’dir. Bu eserde, gözün anatomisi ve fizyolojisi üzerinde durulur. Bu eserin ilk Latince çevirisi XII. asırda yapılmış ve bu eser Kepler, Bacon, Newton ve Descartes üzerinde etkili olmuştur.

Biruni (ö. 453/1061)

Harizm’in merkezi olan Kas şehrinde dünyaya gelen Biruni, soy olarak Türk’tür. İlk eğitimini aldıktan sonra, kendi kendisini yetiştirmiştir. 17 yaşında iken gözlem ve deneyler yapmaya başlamış, özellikle coğrafya alanında kendisinden söz ettirmiştir. Sanskritçe de öğrenen Biruni, bu dilden Arapçaya birçok çeviri yapmıştır. Onun “Kitabu’s-Saydala fi’t-Tıp” adlı eseri eczacılık ve tıp alanında ünlüdür. Biruni fizik, kimya, botanik, eczacılık, tıp, matematik, geometri, coğrafya, astronomi, mineraloji, dinler tarihi, filoloji, etnoloji gibi otuza yakın ilim dalında çalışma yapmış ve eserler vermiştir. Özellikle astronomi, jeoloji, kimya, botanik ve coğrafya alanında gözlem ve deneyi öne çıkarmıştır. Astronomi alanında gezegenler ve bunların hareketleriyle ilgili yaptığı çalışmalar kendisinden sonra gelenlere çığır açıcı olmuştur.

İbn Rüşd (595/1198)

İbn Rüşd, Batı ve İslam dünyasında en çok bilinen ilim adamlarından birisidir. Kurtuba’da doğan İbn Rüşd, iyi bir eğitim-öğretim hayatı geçirir. Büyük filozof İbn Bacce’den ders alır ve İbn Tufeyl ile tanışır. İşbiliye’de kadı, Kurtuba’da başkadı olur. Bu sırada Aristo’nun eserlerini yorumlar. Merakeş’te ölen İbn Rüşd’ün cenazesi, Kurtuba’ya getirilerek defnedilir.
Tıp alanında 23 eser yazan İbn Rüşd’ün bu alanda en meşhur eseri “el-Külliyat fi’t-Tıp’”tır. Astronomi alanında da başarılı çalışmalar yapmıştır. Batı’da “Averroes” olarak bilinir. İbn Rüşd’ün felsefe ve kelam alanında yazmış olduğu el-Menahicu’l-Edille ve Faysalu’t-Tefrika adlı eserleri meşhurdur. Ayrıca onun Gazali eleştirisi olan felsefe alanındaki Tehafütü’t-Tehafüt adlı eseri de vardır.

Benzer Konular

Yorumlar & Görüşler

Daha önce yorum gönderilmemiş. İlk yorumlayan siz olun!

Yorumunu Gönder

Son Yazılanlar