• 2 sene önce
  • 0 Yorum
  • 572 Görüntülenme

Evliliklerde sıkça yaşanan 10 sorun

evlilik-sorunlari3167-s

Evlilik ve aile olmak her zaman emek isteyen bir iştir. Değişen yaşam şartlarıyla birlikte hızla tüketilen değerler evlilik ve aile hayatına da yansımakta. Evliliklerle ilgili olarak birçok probleme çevremizde rastlamak mümkün. Bu sebeple aile danışmanları ve psikologlara başvurular fazlasıyla önem kazanmış durumda.Peki psikologlara en çok hangi konular geliyor diye merak ediyorsanız, klinik tecrübelere dayanarak bir kaç başlığı şöyle sıralayabiliriz:

1.Eşler arasındaki sınır ihlali

Eşler evlendiklerinde “biz” olmaya bazen kendilerini o kadar kaptırırlar ki aralarındaki sınırı ihlal etme hakkını kendilerinde bulurlar. Oysa kaç yıllık evli olursak olalım eşler arasındaki ilişkiyi en sağlam tutan saygıyı ihlal etmemeliyiz. Örneğin, “Nasıl olsa kocamdır” diye onun bilgisayarını, telefonunu eşimiz her arkasını döndüğünde kontrol etmeye kalkarız. Bu davranış eşler arasında sınırı ihlal ettiği için sonrasında birçok problemi beraberinde getirir. Evlilikte sınıra saygı duyulması eşe olan güven açısından da önemli bir etkendir.

 2.Problemleri başkalarına anlatmak

Çiftler arasında yaşanan olayların dışarıya yansıtılması ve karşı tarafın savunmasız bırakılması da evliliklerdeki bir diğer problem. Bu, eşler arasında sorunları tetikleyen bir durum. Çünkü anne yahut babamıza anlattığımız sorunlar genellikle onların eşimize karşı tavır almalarına neden olur. Bunun yerine iki tarafı da dinleyecek objektif kişilere, eşimizin de rızasını alarak ve onunla birlikte meseleyi aktarmaktır. Uzmanlar işte burada devreye giriyor. Hem objektif hem de doğru yönlendirmelerle eşlerin birbirini kırıp incitmeden problemleri çözmelerine destek oluyor. İki tarafın da kendini anlatabilmesine fırsat veriyor.

3.Aile sorunlarının çiftlere yansıması

Türkiye\’de sıkça görülen dünürler arası tartışmalar çiftlerin ilişkisine yansıyarak eşlere, aileleri tarafından avukatlık görevi verilir. Bazen klinik ortamda fark ederiz ki eşler arasında gerçekte hiçbir problem yoktur. Sadece iki kayınvalidenin ağzından konuşuyormuşçasına onların dilini kullanıp sürekli tartışırlar. Oysa çiftlerin kendi arasındaki ilişkiyi sıhhatli tutarak, problem varsa iki annenin kendi aralarında halletmelerini beklemeleri gerekir. Karşılıklı olarak kayınvalideler bazen gelininden/damadından beklentilerini çocuklarını köprü edinerek gerçekleştirmek isterler. Bu yolla yaptırım güçlerini kullanmak isterler. Bu da her geçen gün karı-koca arasını daha da bozmaktadır.

4. Her zaman olumlu davranışların karşı taraftan beklenmesi

İnsanoğlunun bir şeyi alabilmesi için önce vermesi gerekir. Evet, bir insan evlenmeden önce evin çocuğudur ve belki hep ailesinden almıştır. Fakat evlendiğinde bir yetişkin gibi davranması gerektiğini bilecek aşamaya gelmiştir. Artık sürekli eşten ilgi beklemesi doğru değildir. Madem adı olumlu davranıştır neden bunu ilk başlatan biz olmayalım?

5.Özel günlerin kabusa dönüşmesi

Bazen çiftlerden biri doğum günü, evlenme yıldönümü gibi günleri unuttuğunda eşler arasında öylesine yoğun bir kavga yaşanır ki bir tane özel gün her günü zehretmeye yeter. Özellikle erkekler için özel günler kadınlara oranla çok anlamlı olmayabiliyor. Erkek iş hayatının getirdiği yoğun tempoyla gereken duyarlılığı göstermediğinde, kadın bunu artık sevilmediğinden tutun da değersizliğine varıncaya kadar birçok noktaya çekerek kendi güzel ilişkisini değersiz kılıyor. Oysa o özel gün tarih olarak aynı güne denk gelse de aslında hiçbir zaman tam olarak o günü yaşayamayız. Buna rağmen o özel gün için sürekli tartışırız.

6.Duygu Cümlelerinin Ertelenmesi

Evliliğin ilk yıllarında çiftler birbirlerine güzel ve duygu dolu cümleler kurarak aralarındaki ilişkiyi sıcak tutarlar. İlerleyen senelerde bu durum gittikçe azaldığından çiftler ilişkilerinin eskidiğini düşünerek üzülüp tartışabilmekte. Oysa insanoğlunun büyüyüp gelişmesi gibi karı-koca arasındaki ilişki de büyür ve gelişir. Duygu dili azalabilir. Bunda herhangi bir mahsur yok. Yaşanan kırıklıkların ve onca yılın getirisi olarak böyle bir durum yaşanabilir. Lakin erkeğin duyguyu hiç kullanmaması affedilebilir bir durum değildir. Çünkü kadının ruh dünyası her zaman hassas ve narin olduğundan erkeğin ara ara bu dünyayı duygusal cümlelerle onarıyor olması son derece önemlidir. Bu sebeple de eşlerin birbirlerine olan olumlu duygularını karşılıklı olarak ifade etmesi aradaki muhabbeti arttıracaktır.

 7.Hatalı Tarafın Hatasını kabul etmemesi

Çiftlerin gerektiğinde birbirinden özür dilemesi önemli bir davranıştır. Aynı evin içinde birbirine karşı sorumlulukların paylaşılması gibi hataların da düzeltilmesi önemli bir adımdır. Özür dilemek de bu adımların başında gelir.

8. İletişim Kuramamak

Eşler arasında yaşanan sorunlar (bazen küslük olmasın diye, bazen eşimi kızdırmayayım diye, bazen de nasıl olsa beni anlamaz diye) biriktirildiğinde evlilikte büyük patlamalar yaşanabiliyor. Telafisi zor durumlar ortaya çıkmadan yeri ve zamanı geldiğinde eşlerin birbiriyle konuşabilmesi gerek. Bu, ilişkiler için son derece önemli bir davranış şeklidir. Doğru iletişim kurarak sorunların büyümesini engelleyebilirsiniz. Fakat konuşmanın da bazı incelikleri bulunmaktadır. Bunlar; üsluba dikkat etmek, hakaret içermemek, benliği ortaya koymamak, ses tonunu ayarlayabilmek, aileleri karıştırmamak, yere ve zamana dikkat etmek, başkalarının yanında tartışmamak, çocukların olmadığı ortamı tercih etmektir.

9. Eşini Küçümseme, Kendini Büyük Görme

Az da olsa yaşanan bir problem bu. Çiftlerden birinin kendini eşinden daha zeki, üstün ve gelişmiş görerek eşini kendi dünyasına almaması, kendine göre bir dünya kurması problemin esasını teşkil eder. Genelde çiftlerden biri bencil bir kişiliğe sahipse böyle bir durumu gözlemliyoruz. Bu durum terapi ortamında esaslıca ele alınan bir durumdur. Burada iki tarafı birbirine yakınlaştırmak, dünyalarından haberdar etmek son derece önemli.

10.Çocuğun eğitimini anneye yüklemek

Babalar çoğu zaman işlerini ve  yoğunluklarını gerekçe göstererek, çocuklarının her türlü sorumluluğunu anneye bırakarak kendilerine apayrı bir dünya kurarlar. Özellikle de erkek çocuklar için bu durum büyük bir sorun olmakta. Çünkü erkek çocuk genellikle babayı rol model olarak gördüğünden babanın çocuğuna zaman ayırarak ilgilenmesi gerekir. Bunun yanı sıra daha çok erkeklerin çalışma temposundan dolayı eve geç gelmesi, ailesini ihmal ettiği görülmektedir. Özellikle baba olduktan sonra bu durum çok daha büyük sorunları birlikte getiriyor. Çünkü bu durum ailenin dirlik ve düzenine zarar getireceği için babanın davranış değişikliği yaparak ailesine sahip çıkması gerekmektedir. Bunun nedenle erkek kendi farkındalığını artırarak yapması gereken görevi yerine getirmelidir.

Benzer Konular

Yorumlar & Görüşler

Daha önce yorum gönderilmemiş. İlk yorumlayan siz olun!

Yorumunu Gönder

Son Yazılanlar