0-6 Yaş Grubu Psikolojik Etmenler Nelerdir

Konusu 'Hamilelik ve Çocuk Bakımı' forumundadır ve Lavinia tarafından 6 Ocak 2013 başlatılmıştır.

  1. 0-6 Yaş Grubu Psikolojik Etmenler

    Kardeş kıskançlığı

    Kardeşini kıskanmayan çocuk yoktur. Eğer bu gerçeği bilirsek, kardeş kıskançlığını önlemek için göstereceğimiz tüm çabaların boşa gideceğini ve kıskançlığı körüklemekten başka bir işe yaramayacağını da anlamış oluruz. Annenin hamile olduğunu fark ettiği veya bir kardeşinin doğacağını duyduğu andan itibaren çocuğun içinde kıskançlık tohumları filiz vermeye başlar. Doğum yaklaştıkça annenin yükü artar, yorgunluk ve halsizlik belirtileri başgösterir. Çocuğunu kucağına alamaz, eskisi kadar ona zaman ayıramaz. Bebek için iç çamaşırı, kundak, elbise ve yatak takımı gibi ihtiyaçlar satın alınmakta, hazırlıklar devam etmektedir. Bütün bu gelişmeler ve kendisine gösterilen ilginin azalması çocuğu derinden sarsar. Kafası sormaya korktuğu sorularla ve şüphelerle dolar. Annesinin sevgisini denemek için olmadık isteklerde bulunur, huysuzlaşır, mızmızlanır, ağlar. Bu sınamalar karşısında anne memnuniyetsizlik gösterdikçe çocuğun huzursuzluğu artar. Asıl fırtına ise, anne kucağında bir bebekle eve döndüğünde kopacaktır.


    Övgü

    Çocuk yetiştirmedeki ve özellikle çocuğun kişiliğini yerleştirmedeki temel ilkelerden biri de övgünün harikalar yaratan gücünü kullanmaktır. Bütün çocukların övülmeye ihtiyacı, hepsinin de övgüye ve takdire değer yanları vardır. Övgüye değer yanlarını arayın! O yönleri hakkında övgünüzü esirgemeyin! Bir çocuğun iyi yanlarını övmek, kötü yanlarını cezalandırmaktan daha önemlidir. Olumlu davranışların üzerinde durun.
    Onu toplum içinde övün. Liderlik hakkındaki bir kitabın yazarı olan Kenneth Blanchard “İnsanları iyi bir şey yaparken yakalayın ve yaptıklarını herkese anlatın” der. Hak eden birine toplumsal güveni vermek dünyanın en iyi liderlik tekniğidir. Toplum önünde teşhir etmenin çok caydırıcı bir yol olması gibi, toplum önünde övgü de kişinin performansını arttırmada en etkili yoldur. Bu tavsiye sadece yetişkinler için değil, aynı zamanda yetiştirilmekte olan çocuklar için de geçerlidir.

    New York Hastanesi Çocuk Psikiyatrisi. Sirgay Sanger “Evet demek; Evet, her zaman hayır demekten daha etkilidir. Övgü disipline sokmanın en iyi yoludur. Övgü çocuğunuzun hem gereksinimlerini hem de isteklerini sınırlar” der.

    Anne-baba egitimi

    Günümüzde icra edilen tüm meslekler, eğitime tabi tutulmakta ve nasıl daha iyiye doğru götürülebileceği öğrenilmektedir. Bütün bunlar için enerji, zaman ve para harcanmaktadır. Toplumumuzun ve geleceğimizin ham maddesi olan çocuğun ev içinde nasıl gelişeceğini, eğitilip yetiştirileceğini öğrenip doğru uygulaması gereken anne-baba adaylarına da bu meslekte eğitim verilmelidir. Hemen hemen hepimiz, seçip seçmeme söz konusu olmadan, yetenekli olup olmadığımız soruşturulmadan, ön hazırlıksız, kurs-test almaksızın ve sınavlara dahi katılmadan yaşamımızın aşağı yukarı 20 yılını anne-baba mesleğinde geçirmekteyiz.
    Anne-babalıkta çocuğu beslemek, giydirmek, sağlığını korumak ve onu okula gönderebilmek, iyi bir ebeveyn olmak için yeterli değildir. Günümüz çağdaş dünyası kişiliğini, zekasını ve yeteneklerini de geliştirmiş, kendine güveni olan bireyler aramaktadır. Eğitim sadece okulların sağladığı bir avantaj değildir. Gerçek eğitim evde alınan eğitimdir. Bu da sadece yanlışların düzeltilmesi, öğütlerde bulunmak, uyarmak anlamına gelmez. Çocuk eğitmek, yetiştirmek, çocuğun kişiliğinin tüm potansiyelinin gelişebileceği bir ortamı okul dışında ve okulu tamamlayıcı olarak ev içinde sağlamak ve bunun işlevliğini temin etmek demektir. Uçakların uçuşa hazırlandığı havaalanları gibi ev ortamları da çocukların hayata hazırlandıkları yaşama uçuş alanlarıdır.



    Aile

    Ailede ortak disiplin anlayışı, her şeyden önce çocuğun ikilem yaşamaması açısından çok önemlidir. Annenin “hayır” dediğine babanın “evet” demesi başlangıçta çocuğu belirsizliğe ve kararsızlığa, daha ilerideki yaşlarda ise inatçılığa ve itaatsizliğe sürükler. Nasıl olsa istediğini eninde sonunda yaptıracaktır. Bu nedenle anne ve baba birbirlerinin yaptıklarını onaylamasalar bile o an çocuğun yanında itiraz etmemeleri doğru olur. Çocukta, çelişkiler içinde inatçı, dediğim dedik ve meydan okuyan bir kişilik gelişmemesi için anne ve babanın kurallar konusunda tutarlı kararlar almaları gerekir.
    Çocukta sık sık görülen yemek yeme sorunu, gece geç yatma ve uyku güçlüğü, inatçılık gibi davranış bozukluklarını çoğunlukla babanın çalıştığı, annenin çocuğun eğitimi ile ilgili olduğu ailelerde görülür. Bu tür ailelerde babanın çocukla daha çok sevgi alış verişinin olduğu, ancak babanın çocuğun eğitimine ayracak zamanı veya gücü olmadığını da görüyoruz. Az da olsa anne ve babanın yer değiştirdiği olmaktadır. Annenin onaylamadığı davranışlara babanın hoş görü ile bakması beraberinde bir başka sorunu da getirmektedir. Anne saygınlığını yitirmekte, çocukla deyim yerinde ise yüz-göz olmaktadır. Çocuk yemeyi ret ederek, uyumamakta direnerek, ve sık sık akıl almaz isteklerde bulunarak annenin gücünü denemektedir.

    Sonuç olarak tam sağlıklı anne babalık ve sağlıklı bir aile ortamı oluşturabilmek herkes için kolay değildir. Ancak çocuk konusunda neye kızıp, neye kızmayacaklarını, neye ödül neye ceza vereceklerine, hangi kurallarda esnek, hangi kurallarda kesin davranılacağına önceden karar veren anne ve babalar çocuğun gelişimi ve eğitiminde tutarlılık gösterirler ve ortak aldıkları sorumluluğun keyfini çıkarırlar.



    Çocuğu Dinlemek

    Çağdaş anne-baba eğitimine getirilen yeni bir yöntem de çocuğunu dinleyebilmektir. Bu yetenek kazanılır ve öğrenilir. Çocuğu gerçek dinleme sessizlik, anlayış, empati (kendini çocuğun yerine koyarak, olaya bakabilme yeteneği) ve yorumsuz dinleyebilme yeteneği gerektirir. Çocuğu dinlemek onun isteklerini mutlaka yerine getirmek değildir. Dinlemek o sırada sorunu olduğunu anlatan kişiyi rahatlatmak, anlayabilmek demektir.



    Yıkıcı Kızgınlık İfadesinden Yapıcı Kızgınlığa

    Kızgınlığın yapıcı ve olumlu ifadesi, öğrenilmesi şart olan çok önemli bir yaklaşımdır. Yıkıcı kızgınlığın davranış ifadesi dayak, sözel ifadesi de sözle yaralamaktır. Kızgınlık genellikle SEN sıfatı ile dile getirilir. “SEN NE BİÇİM ÇOCUKSUN” gibi.

    Çağdaş anne-baba eğitiminde SEN yerine BEN kullanılır. BEN ile ifade edilen olumsuz duygular “söylediklerime bu şekilde cevap verdiğin zaman çok kırılıyorum” gibi bir konuşma çocuğu savunulucuğa itmediği gibi, anne-babasının duygularını daha iyi anlamasına, onları üzmemek için davranışını değiştirmesine neden olur. Ben dili ile ifade edilen yapıcı kızgınlıktaki çatışmalar çözülerek aile içi iletişim daha sağlıklı ve değerli olur. Sosyal bilimlerin ilerlemesi sonucunda insan ilişkilerinde yararları geçerlilikleri saptanan bu yöntemler aile içinde de her kişinin kullanabileceği uygulamalara dönüşmüştür. Geleneksel katı yaklaşımların, kişilik gelişmesine zararları saptanmıştır. Zira çocuğumuzu yetiştirmek ve eğitmek, aslında kendimizi eğitmek ve yetiştirmek demektir.




    Örnek Olmak

    Eğitimin diğer bir güçlü öğesi de örnek olmaktır. Kızlar annelerini, erkekler babalarını, daha ileri yaşlarda öğretmen, arkadaş veya farklı yetişkinleri örnek alırlar. Ancak toplumumuzda yetişkinler dünyası, söylediğimi yap, yaptığımı yapma ilkesi üzerine kurulmuştur. Anne-baba çocuğunu döver, ancak çocuk kardeşini dövünce çok kızılır. Baba komşuya evde olmadığımı söyle der, ama çocuk yalan söyleyince kızılır, yalan üzerine konuşulur. Çocuğunun küfür ettiğinden yakınan bir anne “bu geri zekalı da nereden öğreniyor bunları” demişti bize. Öğütlerden çok istenilen davranışları örnek olarak göstermek güçlü bir yöntemdir.