13 ve 14.yyda anadoluda meydana gelen siyasi ve sosyal olaylar

Konusu 'Osmanlı Tarihi' forumundadır ve Lavinia tarafından 8 Ocak 2013 başlatılmıştır.

  1. 13. ve 14. yüzyıl anadoluda meydana gelen sosyal ve siyasi olaylar


    13 ve 14. yüzyillarda Anadolu, siyasal bakimdan pek gok kargaşanın yaşandigi bir donemdi. 13. yuzyilda Anadolu'da dört devlet vardi: Selçuklular, ilhanlilar, Bizans ve Trabzon Rum imparatorlugu. Bunlann en güçlüsü Selçuklular idi.

    Selcuklulann Mogollar tarafmdan 1243 yılında Kosedag savaşi ile yikilmasi sonucu Anadolu'da bir cok beylikler kuruldu. Beyliklerin her biri kendi bagimsizlığını ilan etti. Bu kez beylikler arasi savaşlar başladi. Osmanli Beyligi 1299 yilinda kuruldu ve diger beyliklerle yaptigi savaslar sonucu gelip güçlendi.

    13 ve 14. yiizyilda Anadolu'da düşünce hareketlerinin merkezi Konya ve dolaylarıdir. Mogol akinlarından korunmak amaciyla Turkmenistan Horasan'dan pek cok alperen gelerek Anadoludaki beyliklerin saraylarına sigiiAlar ve tasavuf duşuncesini yaymaya başladilar. Bu ortamda tasavvuf edebiyati dogdu. Daha sonraki yuzyillarda da gelisip yayildi.
    Tasavuf alanında; Mevlana, Haci Bektaş Veli, Yunus Emre, fieyyad Hamza, Ahmet Fakih, Nesimi, Gülflehri, Sultan Veled gibi pek çok sanatçi eserler verdi. Aynı yuzyillarda din dişi konularda, Hoca Dehhani, Ahmedi, Hoca Mes'ut eserler verdi. Bir taraftan da Iran-Arap edebiyatından çok sayida çeviriler yapildi. 1360 yilmda Kul Mes'ut tarafmdan "Kelile ve Dimne" adli fabl kitabi Turkçeye çevrildi.

    Bu yuzyillarda halk edebiyati alanında "Battalname" ile "Danişmend-name" adli eserler yazildi. Bunlardan "Battahiame'de Seyit Battal Gazi'nin din ugruna Bizans'a karşi giriştigi mucadelelerden soz edilir." "Danişmend name'de ise Melik Ahmet ile oglu Gazi Bey'in kahramanliklan anlatir. Bu oykulerde dini inanclar ve ilahi yardimlar on plandadir. Hz. Muhammet, Hz. Ali rüyada görülür. Hizir gazilerin yardimcisidir. Bu eserlerde eski Turk destan geleneginin izleri islami karaktere bürünmüş nitelikte yaşatıldı.
    Bu yuzyillarda gerek dini (tasavufi) gerekse din dişi konulan işleyen fikirler üzerinde, iranli şairlerden Firdevsi, Nizami, Sadi, Feridtiddin Attar ile Farsça eserler yazan Mevlana'nın etkisi gorulur. Bilim ve edebiyat yoluyla Arap9adan, Fars9adan dilimize sozcukler yamnda bu dillere ait kurallar da girmeye başladi. Ancak 1277 yilmda Karamanoglu Mehmet Bey bir fermanla bunu onlemeye çalişti. "Bugünden sonra, divanda, dergahta, barigahta, mecliste, meydanda "Türkçe den başka dil kullanilmayacaktir." Bu ferman dilimizi yabanci etkilerden korumaya yetmedi.