Kompozisyon 18 Mart Çanakkale Zaferi İle İlgili Kompozisyon

Konusu 'Ödevim var' forumundadır ve Demir tarafından 3 Şubat 2014 başlatılmıştır.

  1. 18 Mart Çanakkale Zaferi Kompozisyon

    Geçmişimizin en hüzünlü zaferidir Çanakkale. Sıkıntılar içindeki bir milletin asırın en güçlü devlet ve silahlarına topyekün direnişinin gerçek bir destanıdır. Bu destanın her mısrasın’da insanlık onuru vardır. Bu onur, düşmana sadece silahlı mücadelede değil, verdiği insanlık dersi örnekleriyle de baş eğdiren aziz Mehmetçiklerimize aittir.
    Girdiği çatışmada yaraladığı düşman askerini canını tehlikeye atarak, sırtına alıp düşman siperlerine kadar götürme cesaretini gösteren Mehmetçik, düşmanın her bir rütbesindeki askerini kendisine hayran bırakacak kadar soylu bir davranış sunarak, savaşın yalnızca öldürmekten ibaret olmadığını tüm dünyaya bir kez daha hatırlatmıştır.
    250 bin insanımızın şehadet mertebesine eriştiği Çanakkale’de her yaştan insanımız istekli olarak savaşmış, kadınlar cephedekiler için çorap örmüş, mermi imalatında bile çalışmışlardır. Kısaca yurdun her bir ferdi kendisine yönelen bu vahşi akına elbirliğiyle dur demesini bilmiştir.
    Bu cephenin isimsiz kahramanları, vatanın her bir köşesinden Çanakkale’ye koşarken, asla geri dönmeyi düşünmemişler, Türklük onur ve haysiyetini en güzel şekilde korumakla üzerlerine düşen görevi layıkıyla yerine getirmişlerdir. Onlar, Çanakkale Zaferi’ni elde etmekle, sadece bir zafer değil, Türk milletinin Anadolu’daki varlığının devamını da sağlamışlardır.
    Övgülerin en güzeline layık olan Çanakkale Şehitleri asla unutulmayacak, Türk milletinin kalbinde ebedi yaşayacaklardır. Ruhları şad olsun!

    Çanakkale Şehitleri

    Gün ağarıyor Çanakkale bizim. Uzakta küçük bir köy düşman postallarının çiğneyemediği temiz bir köy… Bir ihtiyar dua ediyor. Kardeşlerine Oğullarına torunlarına kardeşini verdiği umudum canım namusun dediği Çanakkale için Çanakkale’ye gitmek için…
    Karlı yollarda bir fayton. Arkasında bir kadın. Sıcak yüreğinde soğuk savaşı ağırlamış. Faytonda battaniyelere sarılı top mermileri cepheye götürülecek… Cephe uzak ölüm yakın ve Çanakkale bizim.
    Düşman dört bir taraftan saldırmış. Bir kol kalmış son umut. Altı asırlık devletin son çığlığı. Milletin hep beraber sesini yükseltiği özgürlük yemini tek şahidi Çanakkale.
    Temiz dudaklar yudum yudum içerken şehitlik şerbetini ölüm getiren bombalar atıyor düşman. Düştüğü yere ölüm saçan kara tabutlar toprağı delik deşik ediyor. Çanakkale hala bizim.
    Silah sesleri kan kol bacak… Kıyamet kopuyor… Çanakkale ahret günü uyuyor düşman uyanık iki yakalı Çanakkale birbirine hasret. Kan dolmuş yüreğine Çanakkale’nin yine de bizim kalacak…
    Süngülerin ucuna yürek takıldı mı dünya gelse ne fayda. Çanakkale’de bir millet var var olma mücadelesi veriyor. Ve Çanakkale taşıyla toprağıyla mücadeleye yardım ediyor.
    Nusret Mayın Gemisi yırta yırta boğazın sularını ilerliyo. Çanakkale bu kez açıyor sularını Nusret’in önünde… Çanakkale bir kedi uysallığıyla saklıyor mayınları. Çanakkale bizim kalıyor.
    Elazığlı Ahmet Yemenli Ali Trabzonlu Hasan Manisalı Orhan ve birçok aslan. Anadolu’dan Afrika’dan Irak’tan. Her şeyini almış canını almış da gelmiş. Çanakkale bizim kalsın diye.
    Seyid Onbaşı kaldırırken bombayı Uyvar önünde Türk kadar güçlüydü. Değil bombayı üzerinde bulunduğu Çanakkale toprağını kaldırması gerekse bunu da yapardı. Kaldırır atırdı Çanakkale bizim kalsın diye.
    Ve Anafarta’nın dünyaya ışık saçan sarıçiçeği. Ölmeyi emreden kumandan… O ki ölümü mavi gözleriyle korkutan kumandan. Attığı her adımda Çanakkale titriyor… Mustafa Kemal Paşa “Çanakkale bizi, m diyor…
    Yabancı bir asker esir düşmüş korkudan titriyor… Osmanlıyı barbar demişler. Onu barbar sanıyor. Vurulmuş bacağından Çanakkale toprağında. Geliyor Türk askeri. O geldikçe beriki titriyor. Türk askeri gelir gelmez vuruluyor bir anda. Gömleğini yırtıyor Türk askeri koyuyor Anzak’ın yarasına. Anzak şaşkın. Asker kendi yarasına da toprak basıyor. Onca yıldır barbar bildiği Türk askeri hak ettiği değeri buluyor. Ve Anzak da anlıyor gerçek kahramanın kim olduğunu.
    Bir kısmı anıtlara alınmış öbür kısmı toprağa taşmış askerler artık yok. Deniz dalgalarıyla geçmişi alıp kıyıya ümitleri vuruyor. Varsın deniz kızıl olmasın yere bomba düşmesin.. . Yer gök gerçekelri unutmayarak susmuyor seslerini yüksetiyorlar. Tarihe sığmayan kahramanlar. Onlar kanlarının bedelini destanlaşan kahramanlıklarını tarihten zafer olarak aldılar