30 Ağustos Şiirleri 4 Kıta

Konusu 'Kıta kıta şiirler' forumundadır ve webkolik tarafından 26 Ağustos 2012 başlatılmıştır.

  1. webkolik

    webkolik Süper moderatör Yönetici

    4 Kıtalık 30 Ağustos Zafer Bayramı Şiirleri

    30 Ağustos Şiirleri

    30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI

    Kocatepe'nin büyük düşünceleri,
    Doğuyor kalplere aydınlık, zamanlı.
    Uyku tutar mı ağustos geceleri,
    Bu ay cümle fetihlerle heyecanlı,
    Heyecanlı hey.

    Mustafa Kemâl'in dudağında eli,
    Gözlerine vurmuş vaktin en güzeli.
    Bu dağlar, askeri deli eder deli.
    Vermiş omuz omza destanlı destanlı,
    Destanlı hey.

    Hazır ol vaktinde şafaklar!
    Hazır, yürümeye topraklar,
    Tepe tepe kımıldanıyor...

    Endişeli, uzakların benzi uçuk,
    Düşman, düşman ama çocuk kadar küçük.
    Yirmi altı ağustos, saat beş buçuk.
    Dram, Dumlupınar'da başlıyor, kanlı,
    Alkanlı hey.

    Mustafa Necati KARAER


    30 AĞUSTOS

    Ey isimsiz meçhul asker,
    Ağustosun otuzunda
    Kazandığın büyük zafer,
    Karşısında: Cihan titrer.

    Yüreğinde ateş yandı,
    Mecbur oldun harp etmeye.
    Elin kana bir boyandı,
    Destanını cihan andı.

    Tarihlere dönüm yaptı;
    Demir elin: -Dur, diyerek...
    Bütün dünya hisse kaptı;
    Huzurunda irkilerek.

    Meçhul asker; alkış sana,
    Yaşıyorum sayende ben...
    Vazifedir her an bana,
    Hürmet etmek mezarına.

    Selma FUAD


    30 AĞUSTOS KAHRAMANLIK ŞİİRİ

    Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir,
    Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmemektir.
    Ölmezliği düşünmek boşuna bir emektir;
    Kahramanlık: saldırıp bir daha dönmemektir.

    Sızlasa da gönüller düşenlerin yasından
    Koşar adım gitmeli onların arkasından.
    Kahramanlık: İçerek acı ölüm tasından
    İleriye atılmak ve sonra dönmemektir.

    Yırtıcılar az yaşar... Uzun sürmez doğanlık...
    Her ışığın ardında gizlidir bir kahramanlık;
    Adsız sansız olsa da, en büyük kahramanlık:
    Göz kırpmadan saldırıp bir daha dönmemektir.

    Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir.
    Ne de güneşler gibi parlayıp sönmemektir.
    Bunun için ölüme bir atılış gerektir.
    Atıldıktan sonra da bir daha dönmemektir...

    Hüseyin Nihal ATSIZ


    30 AĞUSTOS ŞİİRLERİ

    Otuz Ağustos...
    Ufukta bir duman, bir toz.
    Türk süvarisi yürüyor; uzakta,
    Top sesleri homurdanmakta.
    Köpük içinde, tere batmış atlar...
    Bunlar at değil.
    Ayaklı kanatlar.

    Sisli tepelerde gölgeler boğuşuyor
    Gölgeler düşüyor, kalkıyor, koşuyor
    Süngüler parlıyor,
    Eziyor, vuruyor;
    Mehmetçik yeni Türkiye'yi yuğuruyor.
    Bir sürünün dağılışı.

    Boğulan bir boğazın kısık nefesi...
    Bir el, Akdeniz'i gösteriyor.
    Bir el ki, bütün cihana bedel.
    Uçuyor atlar, Köpüklü kanatlar.

    Kaçıyor gölgeler,
    Eriyor mesafeler...
    Dokuz Eylül, İzmir,
    Sanki bir Gelincik tarlası,
    İki sevgilinin kavuşması,
    Gözler yaşlı, denizler sapsarı,
    Sevinç içinde çırpınıyor, Akdeniz'in Dalgaları.

    Server ZİYA