30 Ağustos Şiirleri

Konusu 'Kıta kıta şiirler' forumundadır ve merih tarafından 6 Temmuz 2012 başlatılmıştır.

  1. 30 Ağustos Zafer Bayramı Şiirleri


    30 AĞUSTOS ŞİİRLERİ


    Hasmın diş geçiremez artık senin etine,
    Çünkü seni koruyan çelik kanatların var.
    O havada dolaşır, iner ve çıkar yine,
    Yurda zarar verecek birer tehlike arar.

    Bu azim, iradeyle artık korkma yarından,
    Tuttuğun her iş böyle sonuna varacaktır.
    Her yıl göğe katılan çelik kanatlarından
    Bugün gurur duyarak, göğsün kabaracaktır.

    Arkadaş, candan kutla büyük zafer gününü,
    Madem ki sen bir Türk'sün ve bu yurdun malısın.
    Bir zafer elde eden günün büyüklüğünü,
    Ta içinden, etinden, kanından duymalısın.

    Ferit Ragıp TUNCOR


    30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI


    Kocatepe'nin büyük düşünceleri,
    Doğuyor kalplere aydınlık, zamanlı.
    Uyku tutar mı ağustos geceleri,
    Bu ay cümle fetihlerle heyecanlı,
    Heyecanlı hey.

    Mustafa Kemâl'in dudağında eli,
    Gözlerine vurmuş vaktin en güzeli.
    Bu dağlar, askeri deli eder deli.
    Vermiş omuz omza destanlı destanlı,
    Destanlı hey.

    Hazır ol vaktinde şafaklar!
    Hazır, yürümeye topraklar,
    Tepe tepe kımıldanıyor...

    Endişeli, uzakların benzi uçuk,
    Düşman, düşman ama çocuk kadar küçük.
    Yirmi altı ağustos, saat beş buçuk.
    Dram, Dumlupınar'da başlıyor, kanlı,
    Alkanlı hey.

    Mustafa Necati KARAER


    30 AĞUSTOS ŞİİR


    Bugün güneş sevinçli, gülümsüyor yurduma,
    Vatanı saran düşman ermiş muradına,
    Bakın nasıl kaçıyor hiç bakmadan ardına,
    Zafer Türk milletinin, kavuştu öz yurduna.

    Dört yıl gece gündüz savaşmıştık durmadan,
    Rahat nefes almadık vatanım kurtulmadan,
    Önümüzde altın saçlı ay bakışlı kumandan,
    Düşmanları mahvettik silahımız olmadan.

    Kadın, erkek yanyana, taş, değnek, kürek ile,
    Düşmanları kovarken tepeler geldi dile,
    Ölüm korkusu yoktu, ölürken bile bile,
    İşte bu ruh bizleri destan etmiş dillere.

    Nazile DEMİR


    30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI ŞİİRLERİ

    Bugünü adın gibi iyi bil, daima an,
    Türk adında bir millet yok denildiği zaman.
    Tarihler dize geldi ve şaştı bütün cihan,
    Doğdu eşsiz bir güneş, o kurtardı vatanı.

    Parlayınca kılıçlar, ufuklar kızıllaştı,
    Ordu bir sel olarak bütün setleri aştı,
    Türk, istiklal uğrunda kahramanca savaştı;
    Bu 30 Ağustostur iyi bil, iyi tanı.

    Çınlasın kulağında Dumlupınar zaferi,
    Zaferi zaferle tat, çalış hiç kalma geri,
    Hedefin yükseliştir, ey Türk genci ileri,
    Eşsizliğe dönmeli bu vatanın her yanı.

    Ramazan Gökalp ARKIN


    30 AĞUSTOS


    Her yıl bugün olur, Otuz Ağustos
    İçime bir ordu havası dolar.
    Başlar dimdik, gözler çelik, yüzler pos,
    Bayrak imil imil, geçer ordular...

    Geçer tunç adımlar demir göğüsler,
    Geçer Mehmetçikler, geçer subaylar,
    Hepsinin alnında zaferden süsler.
    Geçer hayalimde bir bir alaylar.

    Geçer toplar, geçer atlar, yağız, al,
    Geçer dağlar, geçer yollar, şehirler...
    Yangınlar üstünde ince bir hilal!..
    Yaralılar düşe kalka geçerler.

    Çılgın bir istekle bu şan akını
    Afyon'dan, İzmir'e kaçlar çağıldar.
    Unutmuş at gemi, kılıçlar kını,
    Can canı unutmuş zafere kadar.

    Ne var bu dünyada sana yakışan,
    Alnında bir zafer sabahı kadar;
    Sen Mehmetçik, söyle büyük kahraman,
    Sana zafer kadar yakışan ne var?

    Her yıl bugün olur, Otuz Ağustos,
    İçime bir zafer havası dolar.
    Başlar dimdik, gözler çelik, yüzler pos,
    Bayrak imil imil, geçer ordular...

    Ahmet Kutsi TECER



    30 AĞUSTOS ŞİİRİ


    Ey isimsiz meçhul asker,
    Ağustosun otuzunda
    Kazandığın büyük zafer,
    Karşısında: Cihan titrer.

    Yüreğinde ateş yandı,
    Mecbur oldun harp etmeye.
    Elin kana bir boyandı,
    Destanını cihan andı.

    Tarihlere dönüm yaptı;
    Demir elin: -Dur, diyerek...
    Bütün dünya hisse kaptı;
    Huzurunda irkilerek.

    Meçhul asker; alkış sana,
    Yaşıyorum sayende ben...
    Vazifedir her an bana,
    Hürmet etmek mezarına.

    Selma FUAD


    MEHMETÇİK ŞİİRİ

    Göğü bir fecre sarar açtığımız bayraklar,
    Yurdu, topraklara mıhlanmış adımlar saklar.

    Çarpar ecdadımızın nabzı damarlarda bugün,
    Koşar üç kıt'ada nal sesleri hâlâ Türk'ün!

    Bir kâğıt parçası üstünde bakarken Hind'e,
    On asır Gazneli Mahmûd'u bulur kalbinde.

    Yeni rü'yâlara daldıkça bugün ırkım için,
    Olurum gölgesi dünyâya vuran bir Temuçin.

    Bendim Aydıncık önünden suya seccade salan,
    "Yakasın Rumeli'nin pençe-i himmetle alan!"

    Bendim, -elbet- ki bugün yâdı ölümden de acı,
    Dalkılıçlarla kılıçtan geçirenler Mohaç'ı!

    Adı üstünde benimdir o şehirler, köyler,
    Nice dağlar, tepeler ismimi hâlâ söyler!

    Bendim elbet şu Çanakkale'yi göğsüyle tutan;
    Kara topraklara evlâdını vermiş uyutan.

    Giydi al kanlarımın tuncunu yıllarca etim;
    Boğdu son düşmanı yurdumda benim iskeletim.

    Bastığım yer mezarimdır diyen elbet ölmez,
    Silinir, toprak olur belki... Müebbet ölmez!

    Bu çelik ruhu giyen etle kemikten madde,
    Bir aşılmaz granit kal'a çeker serhadde!

    Yedi kat toprağın altıyle bizimdir bu diyar,
    Can verirken, bizi ecdadımızın ruhu duyar.

    Kalbi Allah'a dayanmış dayanır dipçiğine,
    Güvenir milletimiz yine Mehmetçiğine!

    Yusuf Ziya ORTAÇ


    30 AĞUSTOS ŞİİRLERİ


    Otuz Ağustos...
    Ufukta bir duman, bir toz.
    Türk süvarisi yürüyor; uzakta,
    Top sesleri homurdanmakta.
    Köpük içinde, tere batmış atlar...
    Bunlar at değil.
    Ayaklı kanatlar.
    Sisli tepelerde gölgeler boğuşuyor
    Gölgeler düşüyor, kalkıyor, koşuyor
    Süngüler parlıyor,
    Eziyor, vuruyor;
    Mehmetçik yeni Türkiye'yi yuğuruyor.
    Bir sürünün dağılışı.
    Boğulan bir boğazın kısık nefesi...
    Bir el, Akdeniz'i gösteriyor.
    Bir el ki, bütün cihana bedel.
    Uçuyor atlar, Köpüklü kanatlar.
    Kaçıyor gölgeler,
    Eriyor mesafeler...
    Dokuz Eylül, İzmir,
    Sanki bir Gelincik tarlası,
    İki sevgilinin kavuşması,
    Gözler yaşlı, denizler sapsarı,
    Sevinç içinde çırpınıyor, Akdeniz'in Dalgaları.

    Server ZİYA


    KAHRAMANLIK ŞİİRİ

    Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir,
    Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmemektir.
    Ölmezliği düşünmek boşuna bir emektir;
    Kahramanlık: saldırıp bir daha dönmemektir.

    Sızlasa da gönüller düşenlerin yasından
    Koşar adım gitmeli onların arkasından.
    Kahramanlık: İçerek acı ölüm tasından
    İleriye atılmak ve sonra dönmemektir.

    Yırtıcılar az yaşar... Uzun sürmez doğanlık...
    Her ışığın ardında gizlidir bir kahramanlık;
    Adsız sansız olsa da, en büyük kahramanlık:
    Göz kırpmadan saldırıp bir daha dönmemektir.

    Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir.
    Ne de güneşler gibi parlayıp sönmemektir.
    Bunun için ölüme bir atılış gerektir.
    Atıldıktan sonra da bir daha dönmemektir...

    Hüseyin Nihal ATSIZ


    AKINCI ŞİİRİ

    Bin atlı, akınlarda çocuklar gibi şendik;
    Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik!

    Ak tolgalı beylerbeyi haykırdı: ilerle!
    Bir yaz günü geçtik Tuna'dan kafilelerle...

    Şimşek gibi bir semte atıldık yedi koldan.
    Şimşek gibi Türk atlarının geçtiği yoldan.

    Bir gün dolu dizgin boşanan atlarımızla,
    Yerden yedi kat arşa kanatlandık o hızla..,

    Cennette bugün gülleri açmış görürüz de,
    Hâlâ o kızıl hâtıra titrer gözümüzde!

    Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik,
    Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik!

    Yahya Kemal BEYATLI


    TÜRK BAYRAĞI ŞİİRİ


    Kahramanlar bucağında uyandın,
    Şehitlerin kanlariyle boyandın,
    Nice düşman kalesine uzandın,
    Sana selâm ey şanlı Türk bayrağı.

    Çırpınarak dalgalanır kanadın,
    Gökyüzüne çıkmak mıdır muradın?
    Gölgende can vermek ister evlâdın,
    Bir kalandır her bir Türk'ün kucağı.

    Ey şerefin, büyüklüğün fermanı,
    Ey kavgalar tarihinin destanı,
    Seni ister şu toprağın her yanı,
    Sensiz tütmez, yurdun hiç bir ocağı.

    İbrahim Alaattin GÖVSA


    ZAFER ŞİİRİ

    Anneler dindiriniz gönlünüzün yasını,
    Düşman kaniyle sildik palamızın pasını,
    Yeniden çizmek için vatan haritasını,
    Kandan ve kıyametten bir sahneye çevirdik,
    Gökleri çatırdayan bir vatan parçasını.

    Anneler ağlamayın dönmeyenlerinize,
    Vatan katillerini getirdik işte dize,
    Dumlupınar üstünde yol ararken denize,
    Çöktü savletimizden düşmanla dolu dağlar,
    Gökler genişleyerek Akdeniz geldi bize!

    Biz taze kanlarını hürriyetine katan,
    Bir nesliz, ülkemizde biziz yegâne sultan,
    Tanyeri nur alıyor muzaffer alnımızdan...
    Karşımıza çıkmayın Akdeniz dalgaları,
    Yolumuzu bekliyor yekpare ana vatan!

    Kemalettin KAMU


    ZAFER TÜRKÜSÜ ŞİİRİ

    Yaşamaz ölümü göze almayan,
    Zafer göz yummadan koşana gider.
    Bayrağa kanının alı çalmayanın,
    Gözyaşı boşana boşana gider.

    Kazanmak istersen sen de zaferi,
    Gürleyen sesinle doldur gökleri.
    Zafer dedikleri kahraman peri,
    Susandan kaçar da coşana gider.

    Bu yolda herkes bir, ey delikanlı!
    Diriler şerefli, ölüler şanlı.
    Yurt için dövüşen başı dumanlı,
    Her zaman bu şandan, o şana gider.

    Faruk Nafiz ÇAMLIBEL


    İSTİKLÂL ORDUSU ŞEHİTLERİNE

    Düne kadar en akur ölümlere güldünüz,
    Bugün bütün milletin gönlüne gömüldünüz,
    Rahat, rahat uyuyun son âşiyanınızda!

    Artık ne gözlerinizde köye dönmek emeli,
    Ne yaranızı saran ince bir kadın eli,
    Belki arkanızda yok bir ağlayanınız da!

    Varsın dolu bulunsun bir emelle gönlünüz,
    Siz tarihin övdüğü herkesten büyüksünüz,
    Zemzem kudsiyeti var her damla kanınızda!

    Fâni akislerini kaybeden sesleriniz,
    En mağrur alınlara diyebilirler eğil,
    Ebediyet en küçük payedir yanınızda!

    Çünkü hürriyet için söndü nefesleriniz;
    Yâdınıza yabancı bâdiyelerde değil,
    Ana vatanınızda, ana vatanınızda !

    Kemalettin KAMU






    alıntı