4 Parmak Sembolün Anlamı

Konusu 'Güncel bilgiler' forumundadır ve Elif tarafından 7 Ekim 2013 başlatılmıştır.

  1. Elif

    Elif Yönetici Admin

    Mısır' daki Devrim Hareketinin ardında sanal ortamda ''4'' (dört parmak) işaretini çok sık görmeye başladık. Merak edip araştıran ve bilerek kullanan olduğu kadar, araştırmadan; ''özenti'' ya da sanal baskı, biat kültürü gereği bilinçsizce kullananlar da olmuştur.

    Rabia sembolünün anlamı nedir?


    Merak edip bu ideolojik ve biraz da ''bağnazlık'' kokan işaretin anlamı nedir diye sorguladık, bazı kaynaklardan alıntı yaparak konuyu değerlendirdik, yorumladık; görüntü (profil) resmi yapanların çoğunun bu ''4'' (parmak-el) işaretinin gerçekten ne anlama geldiğini, bu işaretin köken olarak nereden kaynaklandığını ve ardındaki felsefi düşüncenin, mesajın ne olduğunu bildiğini sanmıyorum… Öğrenilmesinde yarar vardır ki gerçeklerin nasıl politika uğruna istismar edildiğini, yalanlarla, demagoji ile insanların nasıl kandırıldığı anlaşılsın..

    Bu ''4'' (parmak-el) işareti nereden geliyor, kaynağı nedir, ona bakalım; bilinen varsayıma göre bir elinde ateşten meşale, diğerinde su kovası olan bir hatun kişi vardı, adı da “Rabia el-Adeviye…” Tarihi söylentiden (?) aktarılan hikâyesi şöyle; “mecnun-deli” olarak tanınan yaşlı bir kadın; bir elinde ateşten meşale diğer elinde bir kova su var… Gece gündüz Irak’ın Basra kentinin sokaklarında gezinmekte… Basra halkı ona karşı kısmen hoş görülüdür, çünkü “mecnun-deli” sayılır… Basralının dilinden aktarıldığı varsayılan -söylenen- ifade şöyle: “Biz zaten seni deli biliriz de, bu yeni deliliğin sebebi nedir?” diye sorarlar…

    Rabia’nın verdiği cevap, belki de zaman tüneli boyunca ekleme çıkarmalar yapılarak biraz da duygusallıklarla süslenerek günümüze kadar aktarılmış ve Rabia’nın dilinden aktarıldığı söylenen ifade şöyle özetlenmiş:

    “Bize söylendi ki, eğer dinimizin kurallarını takip edersek, cennete gidip sonsuza kadar keyif içinde yaşayacağız. Eğer kurallara karşı çıkarsak, cehennemin kızgın ateşleri içinde yanacağız. O nedenle, herkes sadece kurallara uyup yeryüzündeki zamanını doldurmak peşinde. İyi insan olmanın sebebi cennet için verilen söz oldu. Kötülükten korunmanın sebebi de cehennemden korku. İşte onun için cenneti ve cehennemi arıyorum. Bir bulursam, elimdeki bu meşalenin ateşiyle cenneti yakıp yok edeceğim. Bu su ile de cehennemin ateşini söndüreceğim. Böylece, hepimiz, cennet rüşvetinden veya cehennem korkusundan değil, iyiliğin güzelliğinden dolayı iyi insan olacağız”

    Evet, bugüne kadar aktarılan Rabia hikâyesinin felsefi boyutu böyle kaydedilmiş…

    Biraz tarihi olaylarla ilişkilendirelim; İ.S. 7-8. yy dönemi…

    Arap toplumu erkek egemen bir toplum ve kadın, özellikle kız çocukların değeri yok, her türlü muameleye reva görülüyor; esir ya da köle olarak alınıp satılıyor, cariye olarak hareme kapatılıyordu…

    İşte Rabia, böyle ilkel bir toplumda dünyaya gelmiş, korkmadan konuşan cesur ir kadın…

    Bu cesaretinden dolayı da ona “deli-mecnun” denilmiş…

    Kimdir Rabia?


    Bedevi Arap, fakir bir ailenin 4. kızıdır…

    Zaten adını da “Dördüncü” anlamına gelen "Rabia" koymuşlar...

    Kısaca adsızdı “Rabia”…

    Arap toplumunda anne babası ölen kızlar esir-köle pazarlarında satılırdı. Rabia da anne babası ölmüş ailenin dördüncü kızı olarak köle-esir pazarında “cariye” olarak satılmış…

    Her satılışta, yeni sahipleri tarafından haremine kapatılmış, bir süre cariye olarak hayvani hislerin tatmini içi kullanılmış..ı.

    Arap toplumunda egemen olan anlayış ve sistem “köleci rejim”, işleyişinin doğası gereği köleler, cariyeler insan yerine konulmadığı bir zaman dilimi… Köle sahibi, cariyelerine nikâh yapma mecburiyetinde değildi, bir süre kullanıldıktan sonra köle pazarında tekrar satabiliyordu cariye-köle kadınları...

    Duyarlı bir ruha sahip kadın bedeni her satıldığı sahibi tarafından gördüğü muamelenin nasıl incittiğini, onun ruhunda ne denli tahribat yaptığını tahmin etmek çok zor değil…

    İşte Rabia da böyle bir toplumda akla gelebilen her türlü cefayı görmüş, çileyi çekmişti…


    Rabia’nın çektiği acılar, O’nu özgün düşünceye, arayışa sevk etti, Arap toplumun anlayışını, köleliğe, cariyeliğe izin veren “bağnaz” anlayışı, sistemi sorgulamaya başladı… Acıların verdiği kavrukla mücadele ruhu gelişti... Öyle bir düşünce sistemi beyninde yer etti ki, kötülük yapan insanların cennet-cehennem rekabetini anlatmak istedi...

    Cenneti yakmak için tuttuğu meşale ile cehennemi söndürmek için taşıdığı kova suyun anlamı çok büyük… Burada din ticaretine bir isyan var… İşte bu kahraman cesur kadının esas verdiği mesaj “dinci” zihniyete karşı mücadele edilme mesajıdır…

    İnsanları sömürmek için cennet ve cehennem pazarlamacılığını yapan din tüccarlarına karşı mücadeledir, isyandır, uyarıdır, mesajdır…


    Düşünelim şimdi; “4” (parmak-el) sembolünü kullananlar, Rabia’ya her türlü kötülüğü yapanların taşıdığı zihniyete bilerek ya da bilmeyerek destek vermiş olmuyorlar mı!?…

    Kötülüklerin öncüsü toplumsal bir zihniyetin yerilmesidir Rabia’nın yukarıdaki sözleri…


    Mısır’daki, Kahire'de Rabia’nın adını taşıyan meydanda güya “hak-adalet” arayışında olanlar, Rabia’nın bu çok önemli mesajına hizmet etmek için mi bağırıyorlar, birbirini katlediyorlar?.

    Bu kalabalıkların söylemleri, gayeleri, Rabia’nın yukarıda ifade edilen mesaja uygun mudur?

    Yani cennet ve cehennem ticaretine karşı bir nümayiş, toplantı mıdır yaptıkları?

    HAYIR!..

    O zaman, Mısır kalabalıklarını desteklemek için “4”(dört parmak) sembolünü kullananlar, başta Rabia’nın ruhunu incitmekte olduklarını hiç düşündüler mi?

    Prof.Dr.Ramazan Demir