Adil Erdem Bayazıt Şiirleri

Konusu 'Ünlü Şiirler' forumundadır ve Zakkum tarafından 2 Mayıs 2014 başlatılmıştır.

  1. Erdem Bayazıt Şiirleri

    Birazdan Gün Doğacak

    Beton duvarlar arasında bir çiçek açtı
    Siz kahramanısınız çelik dişliler arasında
    Direnen insanlığın
    Saçlarınız ıstırap denizinde bir tutam başak
    Elleriniz kök salmış ağacıdır zamana
    O inanmışlar çağının.
    Zaman akar yer direnir gökyüzü kanat gerer
    Siz ölümsüz çiçeği taşırsınız göğsünüzde
    Karanlığın ormanında iman güneşidir gözünüz
    Soluğunuz umutsuz ceylanların gözyaşına sünger.
    Gün doğar rüzgar eser bulut dolanır
    Rahmet şarkısı söyler yağmurlar
    Alnınız en soylu isyandır demir külçelere
    Gürültü susar ses donar sevgi tohumu patlar
    Sessiz bir bombadır konuşur derinlerde.
    Ey bizim sabır yüklü toprağımızın kutsal ağacı
    Sen bize hayatsın umutsun mezarlar kadar derin
    Bizi tutan bir şey varsa dirilten o sensin
    Üzerinde uyuduğumuz yavru kuşların
    tüy renkli sıcaklığı.
    Ey damarlarımızda donan buz yüklü heykeller
    beldesinden
    Yıkıntılar sonrası sarındığım şefkat anası
    Ey dağları yerinden oynatan ses ey mermeri toz eden
    rüzgar
    Ey alemi donatan ışık toprağa can veren el.
    Gün olur toprak uyanır ağaç uyanır uyanır böcekler
    Sarı bozkır titrer çıplak ağaçlar yeşerir gök yıkanır kirli
    dumanlardan
    Su coşar deniz kabarır canlanır ölü şehirler
    Yemyeşil bir rüzgar eser yıldızlar arasından.
    Şimdi siz taşıyorsunuz müjdenin kurşun yükünü
    Çatlayacak yalanın çelik kabuğu
    Sizin bahçenizde büyüyecek imanın güneş yüzlü çocuğu.



    Önden Gidenler İçin

    Onlar gittiler
    Yalnız bir yemin kaldı aramızda
    Ben şimdi bu yanda
    Kasılmış çıplak bir kurşun gibiyim
    Namluda.
    Onlar gittiler
    Topraktan bir işaret taşıyarak alınlarında
    Ben şimdi bu yanda
    Gerilmiş bir an gibiyim
    Doğumla ölüm arasına.
    Onlar gittiler
    Gelen zamandan bir haber gibiydiler.
    Ben şimdi bu yanda
    İçilmiş bir and için bekleyenim
    Kurulmuş saat gibi.
    Onlar gittiler
    Giderken bir muştu gibiydiler.



    Kar Altında Hüzün Denemesi


    Dünyanın en uzun hüznü yağıyor
    Yorgun ve yenilmiş insanlığımızın üstüne
    Kar yağıyor ve sen gidiyorsun
    Ağlar gibi yürüyerek gidiyorsun
    Belki bulmağa gidiyorsun kaybettiğimiz
    O insan ve tabiat çağını
    Dön bana ve dinle
    Kuşlar uçuşuyor içimde
    Loş bir keman solosu gibi
    Kuşların uçuştuğunu içimde
    Dön bana ve dinle.
    Karanlık denizlerin dibinde
    Birtakım incilerin olduğunu
    Birtakım incilere ve hatıralara
    Neden bağlı olduğumuzu unutma.
    Duy beni ve dinle
    Denizler boğuşuyor içimde.
    Unutma diyorum ama sen anla
    Anlat bizim de yaşamak istediğimizi onlara.



    Deniz

    Denizin bir gülüşünü arıyor çocuklar ellerinde oltaları
    Geçmişin günün geleceğin yükünü üstünde
    Pul pul taşıyan balıkları
    Denizin bir gülüşünü arıyor çocuklar ellerinde
    oltaları.