Ağıt Örnekleri Kısa

Konusu 'Türkçe edebiyat' forumundadır ve Lavinia tarafından 28 Ocak 2013 başlatılmıştır.

  1. Ağıt Örnekleri Nedir

    AĞIT

    Telgrafın direkleri sayılmaz
    Böyle civan teneşire koyulmaz
    Benim yavrum baygın düşmüş ayılmaz
    Ne deyip de ağlayayım bugün ben
    Mezarımı yol üstüne kazsınlar
    Üzerine al yeşili koysunlar
    Gelen geçen nâ-muratmış desinler
    Ne deyip de ağlayayım bugün ben
    Telgrafın direkleri dört olur
    Sen ağlama yüreğime dert olur
    Böyle yerler baykuşlara yar olur
    Ne deyip de ağlayayım bugün ben

    Doğu Anadolu yöresi

    Can evimden vurdu felek neyleyim
    Ben ağlarım çelik teller iniler
    Ben almadım toprak aldı koynuna
    Yarim diyen bülbül diller iniler
    Gider oldum Avşar ili yoluna
    Bakmam gayrı bu diyarın gülüne
    Karaları taksın çapar koluna
    Yağız atlı nice kollar iniler
    Dertli dertli Çukurova yolunu tut adam olun
    İç Anadolu yöresi

    Aliihsan'ın Ağıdı

    Gideceğim anamoğlu senin ardından,
    Ben ölürüm yiğit edem derdinden,
    Biriciktin kaldırdılar yurdundan,
    Anamın oğluda bir tek gardaşım,
    Ölesiye sana yanar ateşim.

    İhsan davar keser sağ eli kanlı,
    Ne bir dayı varda ne de bir emmi,
    Kasaplar içinde gül edem ünlü,
    Anamın oğluda gurban oluyum,
    Gül gardaşım ben yoluna ölüyüm.

    Kelep kelep gül edemin kekili,
    Anası gızından alır akılı,
    İç cepleri burcu burcu kokulu,
    Anamın oğlu da gurban oluyum,
    Gül gardaşım ben yerine ölüyüm.

    Saçlarını taramışlar tel gibi,
    Gardaşı yok emmisi yok el gibi,
    35 yaşında gonca gül gibi,
    Babamın oğlu da gurban olurum,
    Kalk gardaşım ben yerine ölürüm.

    Salhane’den gelir sırtı ceketli,
    Pazara giderdi eli sepetli,
    Gardaşa yananın kalmıyor aklı,
    Babamın oğlu da öldürdü beni,
    Gülleri açarken soldurdu beni.

    Gelmedi diyerek bana darılmış,
    Helâllaşmış bacısına sarılmış,
    Yaz gelirken beş guzudan ayrılmış,
    Geliyor bayramlar ışıyın vakti,
    Soğudu mu gül gardaşım bağrıyın tahtı.

    Hacı Bey Ağıtı:

    Ayvalıktan indim yayan
    Dayan hey dizlerim dayan
    Ödemişten gelin geldi
    Uyan Hacı Beyim uyan
    Evlerinin önü kavak
    Kavaktan dökülür yaprak
    Uyan Hacı Beyim uyan
    Elim kına, başım duvak
    Az giderim, uz giderim
    Dere tepe düz giderim
    Uyan Hacı Beyim uyan
    Gelin geldim kız giderim
    Odasında yanar ışık
    Sofrasında gümüş kaşık
    Atlayupta geçemedim
    Ar ettim kaçamadım
    Hizarına hizarına
    Kuşlar konmuş mezarına
    Hacı Beyin kır atını
    Çekin sultan pazarına
    Anam ağlar başın diye
    Gelin ağlar aşım diye
    Küçük kızlar pek ağlıyor
    Meclisi güzel kardeşim diye

    Viran Erzincan

    Sana dedik cansın can,
    Enkaz altında nice taze kan,
    Sızlar yara akar, damarda kan,
    Viran oldu o güzel canım Erzincan...
    Gözümde yaşlar oluk, oluk,
    Döküldü sokağa hep çoluk, çocuk.
    Çığlıklar acı, hava çok soğuk,
    Titreme dik dur koca Erzincan...
    Bakardım dörtyola mutlu, gururlu,
    Nerdesin Selimoğlu, Vakıflar, Urartu.
    Burası çiçekler, meyveler, güzeller yurdu,
    Bahçede güllerin soldu Erzincan...
    Fırat hüzünlü, bülbüller suskun,
    On üç Mart doksanikide kırıldı çarkın.
    Sendeleyen sarhoştan kalmadı farkın,
    Deli olma kendine gel gülüm Erzincan...
    Kiminin geliyor boğuk sesleri,
    Boşlukta titriyor güzel elleri,
    Ezilmiş başları, kırık belleri,
    Cani olamazsın vefa Erzincan...
    Sana can dedik, can alamazsın,
    Bize hep böyle küs kalamazsın.
    Umarız bir daha hiç sallanmazsın,
    Baharın güz oldu viran Erzincan...
    Kar üstünde ateş yanmaz mı sandın.
    Bu günlerde ben işte bunu anladım
    Allah'ıma dua edip çok yalvardım,
    Tanrı aşkına bizi koru Erzincan...
    Bu memleket geniş, dar sanmazdık,
    Koca dairelere hiç sığmazdık.
    Düşman yapsa asla aldırmazdık,
    Bir çadıra mahkum ettin Erzincan...
    Ayrıldık dostlardan bağrımız yanar,
    Kalbimiz hüzünlü, yürekler kan ağlar.
    Durdurun bu göçü ağlar, beyler,
    Kovma diyarından bizi Erzincan...
    Kırkbini verdik karnın doymadı,
    Seksen üçte fidyeye asla kanmadı.
    Bu İlkbaharda bize hiç acımadı,
    Yüzlerce canı rehin aldı Erzincan...
    Bu topraklar hasta, içten inliyor,
    Kulaklar pür dikkat nabzın dinliyor.
    Zamanla ne olacak kimse bilmiyor,
    Kadersiz, güvensiz kalan Erzincan...
    Dertli Kemal söyler, söyler ağlarım,
    Güzel canlara ateş olur yanarım.
    Elbet açar gazel döken bağlarım,
    Olmadı baharın mutlu Erzincan,
    Kara bayramların kutlu Erzincan...

    Ağıt - Doğu Anadolu yöresi

    Can evimden vurdu felek neyleyim
    Ben ağlarım çelik teller iniler
    Ben almadım toprak aldı koynuna
    Yarim diyen bülbül diller iniler


    Gider oldum Avşar ili yoluna
    Bakmam gayrı bu diyarın gülüne
    Karaları taksın çapar koluna
    Yağız atlı nice kollar iniler

    Varayım da mezarına varayım
    Yürü bre Dadaloğlu'm yürü git
    Baş ucunda el kavşurup durayım
    Dertli dertli Çukurova yolunu tut

    Dadaloğlu