Ahiret gününe iman nedir?

Konusu 'Dini Bilgiler' forumundadır ve Eylem tarafından 24 Ağustos 2016 başlatılmıştır.

  1. Eylem

    Eylem Süper moderatör Yönetici

    AHİRET GÜNÜNE İMAN

    İmanın şartlarından beşincisi "Ahiret Gününe İnanmak"tır. İnsanların ve diğer canlıların bir sonu olduğu gibi üzerinde yaşadığımız dünyanın da bir gün sonu gelecektir. Allah'ın takdir ettiği zaman gelince görevli melek İsrafil, "Sûr" denilen bir şeye üfürecek ve bundan çıkacak çok müthiş bir sesin tesiri ile (Allah'ın diledikleri dışında) bütün canlılar ölecek, yer ve göklerin düzeni bozularak kâinat yeni bir şekil alacaktır.
    Kıyamet denilen bu olaydan bir süre geçtikten sonra Allah'ın emriyle İsrafil, "Sûr'a" ikinci defa üfürecek ve bütün insanlar yeniden dirilerek "Mahşer" denilen toplanma yerine çağrılacaktır. Burada herkes Allah'ın huzuruna çıkarılacak ve dünyada yaptıklarından sorguya çekilecektir. "Kirâmen Kâtibin" melekleri tarafından iyilik ve kötülüklerin yazıldığı "Amel defterleri" insanın eline verilecek ve herkes dünyada yaptıklarını amel defterinde görüp okuyacaktır.
    Dünyada gizli ve açık işlenen bütün suçlar ortaya çıkarılacak, iyilik ve kötülükler çok hassas olan adalet terazisinde tartılacak ve insan dünyada yaptıklarının karşılığını görecektir.
    İnsan dünyada ne ekmiş ise ahirette onu biçecek, İlâhî adalet yerini bulacak ve hiç kimse haksızlığa uğratılmayacaktır.
    Sevgili Peygamberimiz şöyle haber veriyor:
    "Kıyamet gününde insan dört şeyden sorguya çekilmedikçe Allah'ın huzurundan ayrılamaz:
    - Ömrünü nerede geçirdiğinden,
    - Vücudunu nerede yıprattığından,
    - Malını nereden kazanıp nereye harcadığından,
    - Bildiği ile ne amel ettiğinden"
    Bu yeniden diriliş ile başlayan ve sonsuza kadar devam edecek olan zamana "Ahiret Günü" denir. İşte, bütün insanların öldükten sonra yeniden dirilmesine ve ondan sonra devam edecek olan sonsuz hayata inanmak, imanın en önemli esaslarından biridir.


    Ahirete İman'ın Faydaları

    a) Ahiret gününe inanmak insana sorumluluk duygusu kazandırır. Sorumluluk duygusu taşıyan bir insan davranışlarına dikkat eder.

    Âhirete inanmak demek; öldükten sonra tekrar dirileceğimize ve dünyada yaptığımız işlerden Allah'ın huzurunda hesap vereceğimize, iyilik yapanların mükâfat göreceklerine, kötülük işleyenlerin cezalandırılacaklarına inanmak demektir. Bu inanç insanı kötülük yapmaktan sakındırır, iyiliğe ve doğruluğa yönelterek ahlâk ve fazilet sahibi yapar. Bu inanca sahip insanlardan meydana gelen bir toplulukta hiç kimse başkasına zarar vermez, herkes birbirinin hakkına saygı gösterir, elinden geldiğince iyilik yapar. Bu davranışlar kişiler arasında karşılıklı olarak sevgi ve güven duygularını geliştirir. Fertlerin iyi ahlâklı olmasında, toplumun huzur ve güveninin sağlanmasında ahiret inancının çok önemli rolü vardır.
    b) Âhirete inanan kimse, geçici olan dünyada, daha yüksek ve sonsuz bir hayata hazırlanır. Uzun bir yolculuğa çıkacak olan bir insan yeteri kadar harçlık alır, hazırlık yapar. Harçlık almadan, hazırlık yapmadan yola çıkmaz.
    Halbuki öldükten sonra devam edecek olan ahiret yolculuğu, dünya üzerinde yapılan yolculuklardan çok daha uzun ve önemlidir.
    Bu sebeple ahiret için daha çok azık edinmemiz ve hazırlık yapmamız gerekmektedir.
    Ahiret gününe inanan kişi, Allah'ın emirlerini yerine getirip yasaklarından sakınmak suretiyle ahiret hazırlığını yapmış olur. Hazırlıklı olarak yola çıkanlar daha yüksek bir hayata geçeceklerdir. Yüce Allah bu konuda "Azık edinin" buyurarak hazırlık yapmamızı istemektedir.
    Ahiret için hazırlık yapmayanlar ölüm anında gerçekleri görecek ve Allah'ın emirlerini yapmak için dünya hayatına geri dönmek isteyeceklerdir. Ancak iş işten geçmiş olduğu için bu istek kabul edilmeyecektir. Bu durum Kur'an-ı Kerim'de şöyle haber veriliyor:
    "Onlardan birine ölüm gelince: Rabbim! Beni geri çevir. Belki yapmadan bıraktığımı tamamlar iyi iş işlerim, der." (Mu'minûn sûresi, 100.)
    c) Ahiret gününe inanmak insanı teselli eder, üzüntüsünü azaltır. Şöyle ki:
    Dünyada nice iyi insanlar, iyiliklerinin karşılığını görmeden; haksızlığa uğrayanlar hakkını almadan; nice zâlimler de cezasını çekmeden ölüp gitmektedirler. Haklı ile haksızın, İyi ile kötünün ayrılacağı ve herkesin yaptığının tam olarak karşılığını bulacağı gün, ahiret günüdür.
    Ahiret gününde ilâhi adalet yerini bulacak; iyilik yapanlara iyiliklerinin müfkâfatı bol bol verilecek; haksızlığa uğrayanlar eksiksiz olarak haklarını alacak; zalimlerin yaptığı yanında kalmayacak, hak ettikleri cezayı bulacaklardır. İşte bu inanç, insana huzur verir, üzüntülerini azaltır.