Aile Büyüklerinin Evliliğe Müdahalesi

Konusu 'Kadının Not Defteri' forumundadır ve webkolik tarafından 6 Temmuz 2013 başlatılmıştır.

  1. webkolik

    webkolik Süper moderatör Yönetici

    AİLE BÜYÜKLERİNİN EVLİLİĞE MÜDAHALELERİ

    Çoğu anne baba, gelin ya da damatlarına karşı son derece anlayışlı, ideal birer kayınvalide ve kayınpeder olmayı ümit ederler. Dışarıdan gözlemleyici olup, yalnızca ihtiyaç duyulduğunda, yıkıcı değil, yapıcı bir tavır takınarak evlatlarına destek vermeyi arzularlar. Fakat zamanı gelip de kuş yuvadan uçtuğunda, kendilerini terk edilmiş, ikinci plana itilmiş hissederler. Aileler, fıtratları gereği sahip oldukları koruyup-kollayıcı, yönlendirici rollerinden sıyrılmakta güçlük çekebilirler. Çiçeği burnunda aileyi tecrübelerinden faydalandırıp, bir yandan da içten içe içişlerine karışma ihtiyacı duyarlar. Bunun yanı sıra, ekonomik yönden evli çifte yardım edilmesi; evde yaşanan sıkıntıların aktarılıp her şeyden ailenin haberdar edilmesi gibi durumlar, onların bu evliliğe günbegün daha müdahil hale gelmelerine olanak sağlar.

    Uzman Psikolok Çiğdem Demirsoy, toplumumuzda evliliğin sosyal sınırlarını oluşturma konusunun, yani üçüncü kişilerle, özellikle de aile ve akrabalarla ilgili sorunların en sık yaşanan evlilik problemi olduğunu belirtiyor ve ekliyor:
    “Çünkü bireyselliği değil bağlılığı önemseyen bir kültür yapımız var. Bizim toplumumuzda çoğunlukla aileden bağımsız ayrı bir birey olma evlilikle başlıyor ve hatta evlilikten sonra bile tam olarak bu ayrılma gerçekleşmiyor. Aileler çocuklarının artık bir yetişkin olduğunu, ayrı bir hayatı ve sınırlarına saygı duyulması gereken bir evliliği olduğunu kabullenmekte zorlanıyor ve onların kararlarında söz sahibi olmak istiyorlar. Ya da evlenen genç, ailesinden ayrı bir birey olarak kendini var edemiyor ve eşinden çok ailesi ile bağını sürdürüyor. Bu durumda evliliğin sınırları ile köken ailenin sınırları birbirine karışıp, çatışmalar yaşanması kaçınılmazdır. Bireyin bir bağımlılıktan başka bir bağımlılığa geçmesi değildir evlilik. Birey olarak kendi bağımsızlığını, kişilik sınırlarını oluşturamamış bir insanın, sağlıklı sınırları olan beraberlikler kurabilmesi mümkün olamaz.”