Akif'in Hutbesi

Konusu 'Türkçe edebiyat' forumundadır ve Elif tarafından 5 Ekim 2013 başlatılmıştır.

  1. Elif

    Elif Yönetici Admin

    Birinci Dünya Savaşı sonrasında vatanı işgal eden güçlere karşı herkes birlik olup savaşmış, İslam yurdunu müdafaa etmiştir. Bu birliğin sağlanmasında özellikle o beldelerdeki alimlerimizin, kanaat önderi şahısların büyük gayreti olmuştur. Mehmet Akif de Anadolu'nun birçok yerini dolaşmış, halka vaaz etmiş, hutbe okumuş, dergi çıkarmıştır. Balıkesir'de irad ettiği bir hutbeyi Eşref Edip anlatıyor:

    ''Ey cemmat-i müslimin!Bugün herkesin üzerine düşen vatani vazifeler,dini görevler vardır ki onu yerine getirmede zerre kadar ihmal gösterme caiz değildir.Bu hususta hiçbir ferd kenara çekilerek seyirci kalamaz.Çünkü düşman kapılarımız kadar dayanmış, onu kırıp içeri girmek,kutsal vatan topraklarımızı ve şerefimizi çiğnemek istiyor.Bu namert taaruza karşı koymak kadın erkek,çoluk çocuk,genç ihtiyar her fert için Allah'ın kesin bir emri olduğu bir an bile hatırdan çıkarılmamalıdır.Bugün herkes bütün gücünü,kuvvetini harcamakla sorumludur,yükümlüdür.Osmanlı saltanatını yükseltmek için Karasi'nin (Balıkesir ve Manisa yöresi),bu kahraman İslam muhitinin vaktiyle ne büyük fedakarlıklar gösterdiği herkesin malumudur.Rumeli'yi baştan başa fetheden hep bu topraktan yetişen babayiğitlerdi.O kahraman ecdadın torunları olduğunuzu isbat etmelisiniz.Anadolu'yu müdafaa hussunda diğer vilayetlere önayak olmak şerefini siz kazandınız.Çabanız, gayretiniz övgüye değerdir.İnşallah bu şan ve şeref kıyamete kadar artar.İnşallah vatanımızın haysiyeti,istiklali,saadeti,refahı,mamurluğu dünyalar durdukça sağlam bir şekilde muhafaza edilir.''

    Bu hitabe bir saat kadar sürdü. Ben de not tuttum.Akif kürsüden inince herkes eline sarıldı. Kucaklaştı. Bu sözler halk üzerinde, mahzun ve kederli gönüller üzerinde çok büyük tesirler meydana getirdi. Sonra silahlı mücahitlerle, harekatı idare edenlerle görüşüldü. Milli kuvvetlerin oluşumunda büyük emeği ve gayreti olan Hasan Basri Çantay birkaç gün bizi misafir etti. Sonra İstanbul'a döndük.

    (Eşref Edip, Milli Mücadele Yılları,Beyan yay., İstanbul,2011,s.32)