Alışveriş Hastalığının Belirtileri ve Nedenleri

Konusu 'Sağlık Rehberi' forumundadır ve Elif tarafından 27 Mayıs 2013 başlatılmıştır.

  1. Elif

    Elif Yönetici Admin

    Alışveriş Hastalığı Belirtileri nelerdir? Alışveriş Hastalığının Nedenleri

    Araştırmalara göre alışveriş yapmak hemen her kadının en sevdiği aktivitelerden biridir. Hatta alışveriş yapmanın sinir ve kızgınlığı geçirdiği ayrıca üzüntüyü de hafifletici etkisi olduğu ortaya çıktı. Ancak alışveriş hayatın odak noktası haline gelirse, karşılanabilenden fazla harcama söz konusu olursa işte ozaman hastalığa dönüşebilir. Bir tutkuya dönüşen alışverişin nasıl hastalığa dönüşebileceği hakkında bakın uzmanlar ne diyor?

    Alışveriş eskiden ihtiyaçların giderilmesi anlamına gelirken son yıllarda artık birtakım duygusal ihtiyaçların giderilmesine de cevap verdiği anlaşıldı. Bu nedenle işin bir de duygusal boyutu var; çünkü yeni bir şey satın almak birçok insana kendini iyi hissettiren ve hayatın birçok alanında kolaylıkla hissedemediğimiz bir güç hissi verebiliyor. Satın alınan şeyden çok satın almanın yarattığı tatmin ön plana geçiyor aslında.

    Bunun yanı sıra yeniliğin her zaman canlandırıcı etkisi var; böylelikle sıkılmaya da bir alternatif aslında alışveriş. Özellikle kadınlar için alışveriş etmenin canlandırıcı bir etkisi olduğu bilinmekte. Alışveriş bir kadının stresini ve kaygısını azaltabilir, onda tatmin hissi yaratabilir. Özellikle de uygun fiyata bir ürün satın alındığında bir başarı hissi de buna eşlik edebiliyor.

    Beyin kimyası açısından baktığımızda ise alışveriş sırasında seratoninin katkısından da bahsetmek mümkün. Şöyle ki, mutluluk hormonu olarak da bilinen seratoninin yetersiz seviyelerde olması depresif duygudurumları ile eşleşmekte ve medikal destekle normal seviyelere çıkarılmaya çalışılmakta. Yaşamımızda birçok aktivite aslında bu seratonin etkisini yapabiliyor; örneğin: gün ışığı, egzersiz, masaj ya da mutlu olduğumuz anları düşünmek gibi. Aynı zamanda kazanmak, sahip olmak da aynı etkiyi yapıyor. Alışveriş yapmak ya da hediye vermek de aynı amaca hizmet edebiliyor. Depresif duygudurumunda daha çok kayıp hissi ön plandayken aslında almak ve sahip olmakla bu his tersine çevriliyor. Bu nedenle de birçok insan, en başta kadınlar sıkıldığında ya da depresif hissettiğinde alışverişe yönelebiliyor.


    Alışveriş yapmak iyi hissettirdiği için bu kendi içinde bir kısır döngü haline gelebiliyor, yeni bir şey satın alarak ne kadar mutlu ve neşeli oluyorsak mutlu hissettiren aktiviteyi tekrar etmeye ya da o aktiviteden daha fazla yapmaya dair yeni bir istek doğabiliyor. Burada mutluluk ve kendini iyi hissetme ile ilişkilendirdiğimiz seratoninin döngüsel etkisinden söz etmek mümkün. Yani alışveriş yaparak daha iyi hissetme, daha iyi hissettiğin için yine alışveriş yapma ve sonra yine iyi hissetme gibi bir kısır döngü kişiyi kıskacına alabiliyor.

    Kredi Kartları Gerçeklerle Yüzleşmemizi Engelliyor

    Araştırmalar genelde takıntılı bir şekilde çokça alışveriş yapan kişilerin nakit para yerine kredi kullandığını gösteriyor. Aynı şekilde dürtüsel, yani üzerine çok fazla düşünmeden alışveriş yapan kişilerin de kendi bütçelerini rahatlıkla aşmaları özellikle kredi kartı kullandıklarında görülebiliyor. Kredi kartı kullanan kişilerin daha fazla harcama yapma ihtimalleri daha yüksek olduğundan bu kişiler çok daha kolay borca girebiliyorlar. Aynı zamanda kredi kartı üzerinden gerçekleşen para transferlerinde bu işlem daha gerçekdışı ve soyut olarak algılanabiliyor. Araştırmalar gösteriyor ki kredi kartı sahipleri daha çabuk ve daha çok harcama yapabiliyorlar. Dürtüsel şekilde alışveriş yapanlar için bu problem daha da zorlayıcı, çünkü genellikle onların kendilerini kontrol etme becerileri daha zayıf olduğundan daha fazla para harcayabiliyorlar. Aynı zamanda bu kişilerin diğer insanlara göre daha çok sayıda kredi kartına sahip olduğunu söylemek mümkün.

    Kart kullanımının tehlikeli boyuta gelmesi ise aslında var olan limitin üzerine çıkmak ve kişinin hem maddi kaynaklarını hem de dolaylı olarak ilişkilerini olumsuz yönde etkilemeye başlaması anlamına geliyor ki sadece Türkiye’de değil dünyada da bu şekilde borç batağında olan yüz binlerce insan var. Böyle bir noktada yapılması gereken en önemli şey kart sayısının azaltılması olmalıdır. Sayı azaltıldıktan sonra kart limitlerinin yeniden gözden geçirilmesi yardımcı olacaktır. Belki yeni bir limit düzenlemesi ile kişiye bir dış kontrol sağlanabilir. Ancak tıpkı kumar oynamak gibi aşırı kart kullanımı da kişinin günlük yaşamını vazgeçemediği bir şekilde negatif yönde etkilemeye başladıysa dış kontrolün yanı sıra kişinin kendi iç kontrol dengelerini de düzenleyebilmesi adına psikolojik destek alması uygun olur.

    Kazançlı Alışveriş Ne Demek?

    Kazançlı alışveriş aslında gerçekten ihtiyaç duyduğunuz ürünleri uygun fiyata alabilmektir. Ancak indirim dönemleri öyle bir hale geliyor ki sadece ihtiyaç duyulanlar değil alınabilecek ve kaçırılacağı düşünülen, birçok insan tarafından arzu edilen, mümkün olduğu kadar çok alınabilecek şey alınıyor ve sonuç aslında kazançtan ziyade finansal açıdan zarara kadar gidebiliyor. Ancak indirim dönemleri de kişiler için öyle cazip olabiliyor ki o esnada ihtiyacınız olan ürünlerin yanı sıra daha önce ihtiyacınız olduğunu bile düşünmediğiniz birçok ürünü diğer insanların gösterdiği rağbetle birlikte kaçırmama korkusu ile satın almış olarak kendinizi bulabiliyorsunuz ki günün sonunda yaptığınız alışverişin hem maddi hem de ihtiyaç bazında kazançlı olduğunu söylemek mümkün olmayabiliyor.


    Alışveriş Hastalığını Tedavi Etmek Mümkün

    Psikiyatrik literatürde alışveriş hastalığı olarak nitelendirebileceğimiz ilk kavram ilk olarak 1915’te Kraepelin tarafından “oniomania”, yani satın alma manik davranışı olarak tanımlandı. Günümüzde dürtüsel ya da zorlantılı alışveriş dediğimiz durumları ise kişiyi bir şey satın almaya doğru iten ve kontrol edilemez birtakım arzu ve isteklere sahip olma sonucu, alışveriş sayesinde gerginlik ya da düşük özsaygı gibi birtakım psikolojik durumlara geçici bir rahatlama çabası olarak nitelendirebiliriz. Bu davranışın çoğunlukla kadınlarda olduğunu görebiliyoruz. Depresif duygudurumunda kendilerini iyi hissetmek ve negatif moddan uzaklaşmak için bunu kullanabiliyorlar. Sonucunda finansal zorluklara yol açması sebebiyle de suçluluk ve pişmanlık yaşanabiliyor. Dolayısıyla alışveriş hastalığı diye bir şeyden bahsetmek mümkün. Şöyle ki kişiye çok ağır ve zorlayıcı ya da kontrol etmekte güçlük çekilen duygularla baş etmenin bir yolu olabiliyor bu davranışlar.

    Çoğu Hasta Mutsuz ama Neden Mutsuz Olduğunu Bilmiyor

    Psikoterapi bu kontrol edilemeyen hislerin daha yönetilebilir hale gelmesine yardımcı oluyor. Öncelikle bu deneyimi söze dökmek önem kazanıyor. Bu kişiler genelde bir içsel boşluk hissediyorlar ve bu boşluğu yemek ya da satın alınan şeylerle hızlı bir şekilde doldurma ve kapatma peşinde oluyorlar. Burada satın alma davranışı ya da yeme davranışı öncesi kişinin ne hissettiği ve ne düşündüğü çok önemli ki bunlarla davranışı arasındaki duygusal bağlantıyı kurabilsin. Bu kişiler çoğunlukla boşluk hissi ve üzüntü hissederler. Kendi duyguları ile temasları çok azdır ve duyguların bilinemeyeceğini kolaylıkla değişebilir olduğuna inanırlar. Yeme bozukluğu olan kişiler de benzer şekilde duygularını yönetebilme konusunda güçlükler yaşarlar. Bu durum sadece kötü hisler hissettikleri zaman değil, olumlu hisler olduğunda da gündeme gelir; öyle ki sanki güzel bir duygu ile ne yapacaklarını bilemezler. Bu güzel duygu gidecek, sonrasında daha da kötü hissedecekler diye korkabilirler, o nedenle de bu korkutucu düşünceleri yiyerek ya da bir şeyler satın alarak uzaklaştırırlar.

    Alışveriş Hastalığı Kaygı ve Depresyonu Beraberinde Getiriyor

    İnsanlar salt aşırı alışveriş etme davranışı şikayeti ile terapiye başvurmayabiliyorlar; çünkü bu davranış muhakkak beraberinde baş edilemeyen birçok kaygı ya da depresif ruh hali ve benzer şekilde kişinin kendini kontrol etmekte zorlanabileceği ve tekrarlayıcı başka davranışlara eşlik edebiliyor. Örneğin madde kullanımı, yoğun sigara tüketimi, bilgisayar oyunlarına bağımlılık gibi. Ya da bipolar bozuklukta manik evreler dediğimiz kişinin enerji ve motor aktivitesinin oldukça arttığı dönemlerde de sonuçlarının zararlı olabileceği kontrolsüz ve tamamen dürtüsel satın alma davranışı ile karşılaşabiliyoruz. Bu davranışın o kişi için anlamının araştırıldığı, bu davranışı neyin tetiklediği, öncesinde ve sonrasında kişinin nasıl hissettiği ve kendisini nasıl kontrol edebileceğine, bu davranışın aslında hangi kontrol edilmekte ve baş edilmekte zorlanılan duyguya karşılık geldiğini bulmasına yardımcı olmak ve gerektiğinde de bu süreci medikal tedavi prosedürleri ile desteklemek böyle durumlarda izlediğimiz yöntemdir.

    İnternet Alışveriş Hastalığını Tetikliyor mu?

    İnternetten alışverişe kadınlar kadar erkeklerin de oldukça rağbet gösterdiğini görüyoruz. Özellikle erkekler için bu eylem çok daha basit ve daha az komplike bir hal alıyor; öyle ki, web sitelerine bakıyorlar ve hemen, zahmetsiz şekilde onlara sunulanlardan bir şeyler seçip alıyorlar. Kadınlar için gerçek alışveriş deneyimin yarattığı hazzı tam olarak yaratmadığından aslında sanılanın aksine o mağaza gezip alışveriş yapmanın yerini hiçbir zaman tutmuyor.

    İnternetten alışveriş de bir çeşit dürtüsel alışveriş, başka bir deyişle insanların gereksiz ve çok sayıda şeye sahip olmaya çalışarak kaygılarına bir çeşit rahatlama sağlama çabası, tanımına girebiliyor. Son yıllarda da artan alışveriş siteleriyle birlikte internette alışverişin oldukça yaygınlaştığını görebiliyoruz. Araştırmalar internetten herhangi bir ürünü sadece aramanın dahi alım ihtimalini artırdığını gösteriyor. Bu aynı zamanda birçok insan için zamandan da kazandıran bir yöntem olabiliyor. Bazıları için ise daha çok boş zamanlarda yapılan keyfi bir aktivite olabiliyor. İnternetten alışveriş zaman ve mekan kısıtlılıklarını kaldırdığı gibi alışveriş aktivitesini zaman ve mekan anlamında ayrıştırmaya fırsat tanıdığı için aynı zamanda bir esneklik de sağlayabiliyor.
    Psikolog Merve Büyükkucak​