Ankara ilinin ismi nereden gelmektedir

Konusu 'Soru Bankası' forumundadır ve Nehir tarafından 12 Ocak 2014 başlatılmıştır.

  1. Ankaranın adı nereden gelmektedir

    Ankara kentinin eski çağlardaki adı üzerine araştırmacılar tarafından çeşitli tezler ileri sürülmüştür. Hitit belgelerinde yer alan kent ve yöre adları arasındaki Ankuruwa ile Ankuwa’nın, Ankara kentinin Hitit dönemindeki adına ilişkin bir veri niteliği taşıdığı tartışmalı bir konudur. Bu adlar, bir Anka kök sözcüğünden türetilmiş ve Ankuruwa adını elde etmek için Anka’ya önce –ura sonra –uwa eklenmiştir (böyle idiyse Ankuruwa’nın anlamı Yüce Anka Tapınağı’dır, Ankuwa adını elde etmek için ise Anka kök sözcüğüne yalnız –uwa takısı eklenmiştir ve bu adın anlamı “Anka’lık (Yer)", yahut Anka Yapısı=Tapınağı olmaktadır.)

    Hitit döneminde kentin hangi adla anıldığı bilinmese de Helen ağzında Ankyra biçimine bürünen Anadolu kökenli bu adın aslının, hiç değilse o dönemde, Ankura yani Anka(a)-ura “Yüce Anka” olduğunu güvenle söylenebilir. Diğer Hint-Avrupa dilleri ile karşılaştırma yapılarak, özellikle eski Helen dilinin Ankos sözcüğüne göre, Anka kök sözcüğünün “iğri büğrü” buradan da İğri Vadi anlamına geliyor olabileceği düşünülmüştür1. Helen dilinde “gemi çapası” anlamına gelen Ankyra’nın, denizden yüzlerce km. uzaklıktaki bir kentin bu anlamda ve üstelik Helen dilinden gelme bir ad taşımasını açıklamak için, İlkçağın ileri döneminde, âdet olduğu üzere, bir destan öyküsü uydurulmuştu. Oysa MÖ. 334’de bile, Ankara’nın Helen dilinden gelme ad taşıyor olamayacağı pek açıktır. Helen ağzına Ankyra biçiminde giren adın aslı ve anlamı tartışmalıdır2.

    İlkçağda Arrianos, Anabasis adlı yapıtında, Makedonya Kralı İskender’in MÖ. 334/333 kışını Gordion’da geçirdikten sonra Ankara’ya uğradığını belirtirken, kenti Ankyra adıyla anar. Stephanos Byzantinos coğrafya sözlüğündeki Ankara maddesinde, Aphrodisias’lı Apollonios’a verdiği bilgi ve kayıtlarda “Ankara Galatya eyaletinin bir kentidir ve Galatya ile Frigya’ya ait olduğundan olacak ki, bazıları burayı Frigya’nın bir kenti olarak da düşünürler. Zira Ankara Galatlar’ın Büyük Frigya sınırında bulunan bir kentidir” demektedir3.

    Antik devirde Ankyra adı ile bilinen iki kent daha vardır. Birincisinin Trakya’da olduğu bilinse de yeri belli değildir, diğeri Strabon’dan öğrenildiğine göre Anadolu’dadır ve küçük bir Frig kentidir4.

    Strabon’un XII. kitabında verdiği bilgilere göre, Kelt ülkesinden bu bölgelere gelen Galatlar üç kabileye ayrıldıkları gibi, aynı nedenle ülkeyi de üç parçaya bölmüşlerdir. Fakat Apollonios yazmış olduğu Karia tarihinin XVII. bölümünde, Galatlar’ın gelir gelmez hemen Mithridates ve Ariobarzanes ile birlikte Ptolemaios’un göndermiş olduğu Mısırlılar’a karşı harp edip, onları denize kadar sürerek gemilerinin çapalarını zapt etmiş olduklarını bildirmektedir. Zafer mükâfatı olarak, bir şehir kurmak ve gemi çapasına göre bu şehri adlandırmak için kendilerine arazi verilmiştir. Galatlar üç kent kurmuşlardır: Harpte kazanılan gemi çapasına göre adlandırdıkları Ankyra, kumandanlarına ithaf edilen Pessinus ve diğer bir kumandan ismini alan üçüncü kent Tavia. Bu dönemde Ankara halkına da “Ankyranos” denilmektedir.

    Pausanias Ankyra hakkında verdiği bilgilerle Apollonios’dan ayrılır. Başlıca farklılıklardan en önemlisi de Ankyra?nın eski zamanlarda, Gordios’un oğlu Midas tarafından kurulmuş olup, gemi çapasını Midas’ın icat etmiş olduğu ve Pausanias’ın kendi zamanına kadar bu gemi çapasının Zeus mabedinde bulunmasıdır5. Önemli olan diğer bir nokta ise Anadolu’nun doğal coğrafyası göz önüne alındığı zaman tüm veriler ihtimal olarak değerlendirilebilir.

    Ortaçağ ve Yeniçağ yazarlarının eserlerinde Ankira, Ankura, Ankuriya, Angur, Engürü, Engüriye, Angara, Angora isimleri görülmektedir. Avrupalıların kullandıkları Angora ismi Schede’nin belirttiğine göre6 Latince–İtalyanca Ancora’ya karşılık olarak Grekçe-Latince Angora’dan alınmıştır. 17. yüzyılda Osmanlı Devletince resmi olarak “Ankara” biçimi kabul edilmiştir. Böylece MÖ. 3000’den bu güne kadar kent pek az değişiklikle aynı ismi taşımıştır.

    1 Umar 1993: 74-75.
    2 Ar 1960: 49-55.
    3 Erzen 1943: 15.
    4 Buluç 1991: 15.
    5 Erzen 1943: 20; Gordion için bkz. Young 1957: 217; 1958: 227; Gordion Kazıları ve Müzesi Rehberi 1975; The Princeton Encyclopedia of Classical Sites, “Gordion The Great Early Tumuli”, 1976: 1891.
    6 Krencker ve Schede 1936: 1; Darkot 1943: 438.