Ankaranın Başkent Olmasındaki Temel Nedenler Nelerdir

Konusu 'Soru Bankası' forumundadır ve Nehir tarafından 12 Ocak 2014 başlatılmıştır.

  1. Ankara'nın Başkent Olmasındaki Temel Nedenler

    1-Ankara’nın jeopolitik, stratejik ve coğrafi konumu

    Ankara nereden bakarsak bakalım Türkiye’nin tam ortasına düşmektedir. Askerlik yönünden İstanbul’un savunmasının imkânsızlığı yanında ülkenin tam ortasındaki Ankara insana güven veriyordu. Atatürk bu konuda İstanbul’un durumunu şöyle açıklıyor: “Bir geminin topunun telaşına düşecek yerde hükümet merkezi olamaz.”

    Ayrıca, demiryolu Batı Anadolu’dan ve İstanbul’dan Ankara’ya kadar geliyordu. Bundan başka Ankara, kendini ve çevresini doyurabilen bir yerdi.

    2-Ankara ve çevre halkının Heyet-i Temsiliye’ye gösterdiği sıcak kabul ve Milli Mücadele’ye verdiği olağanüstü destek

    Heyet-i Temsiliye’nin daha Ankara’ya gelmesinden önce Ankara güvenilir bir şehirdi. Bu konuda Ali Fuat Cebesoy hatıralarında şöyle diyor: “20. Kolordu’nun merkezi olan Ankara, Sivas Kongresi arifesinde büyük bir ehemmiyet kazanmıştır. Garp’ta milliyetperverler için emin bir melce olmuş, milli mukavemetin hareket üssü haline gelmişti.” Görüldüğü üzere Sivas Kongresi, Ankara’nın koruyuculuğu altında olmuştur.

    Büyük Nutuk’taki bazı belgelerden ve Atatürk’ün yorumlarından öğreniyoruz ki, Ankara’daki sivil yöneticiler ve halk önderleri İstanbul’a karşı daha Heyet-i Temsiliye Ankara’ya gelmeden önce radikal bir tavır içindedirler.

    Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları Ankara’da âdeta bir halk hareketine dönüşen bir coşku ile ve kalabalık bir halk kitlesi tarafından karşılanmış, bu coşku Atatürk’ün arkasından inançla yürümek şeklinde devam etmiştir.

    Ankara halkı o günkü imkânlar göz önünde tutulduğunda çok önemli bir maddi yardımla Heyet-i Temsiliye’yi desteklemiş, Ankara ve çevresindeki Kuva-yı Milliye dernekleri tarafından yapılan bu yardımlar TBMM’nin kuruluşundan sonra da devam etmiştir. Ankara’nın yardımları; Ankara tüccar ve esnafından, Ankara’da görevli asker ve sivil görevlilerden, Ankara’nın merkez ve ilçelerindeki halktan sağlanmıştır.

    Ankara, maddi yardımlarını Tekalif-i Milliye’de de ayni yardım olarak da etkin bir biçimde devam ettirmiş, bu maddi ve manevi katkılar Ankara dışından gelen Kuva-yı Milliyeciler’le Ankara halkını kaynaştırmıştır.

    3-Ankara’da oluşan Kuva-yı Milliye ruhu

    Milli Mücadele’de, Ankara’da oluşan Kuva-yı Milliye ruhu, Cumhuriyetin ve Türkiye’nin geleceğini yönlendirmiş ve hazırlamıştır. Bu ruh, vatanı kurtarmak için başta Mustafa Kemal ve arkadaşları olmak üzere Ankara’ya gelen her görevde ve rütbedeki sivil ve asker aydınların, yurdun dört bir tarafındaki yurtseverlerin Ankara’yı kurtarıcı bir sembol haline getirmeleriyle oluşmuştur.

    Ankara’da sembolleşen, önce ülkenin kurtuluşunu sağlayan ve daha sonra çağdaşlaşma ve modernleşme yolunda reformları yapan Kuva-yı Milliye ruhu Cumhuriyet’in temelidir.

    Kuva-yı Milliyeciler için başka bir Ankara yoktu. Ankara’yı 1923’te başkent yaparlarken yeni bir şey yapmadılar. Kendilerinin de söylediği gibi mevcut durumun adını koydular.

    4-İstanbul’un siyasal ve toplumsal çevresine karşı duyulan güvensizlik

    Asırlardan beri merkezi hükümetin İstanbul’da olması yüzünden Anadolu tamamıyla terk edilmiş ve harap halde bırakılmıştır.

    Milli Mücadele’den sonra çıkarılan iki kanunda da bu konuyu izlemek imkânı vardır:

    a-25 Eylül 1923 tarihli ve 347 sayılı kanunda, İstanbul’daki ve milli hudutlar haricinde bulunup da Milli Mücadele’ye iştirak etmeyen askeri erkânın ordu ile ilişkilerinin kesilmesi ve bundan böyle de devlet hizmetinde çalıştırılmamaları öngörülüyor.

    b-26 Mayıs 1926 tarihli ve 854 sayılı kanunda ise, 347 sayılı kanunda sayılan askeri erkâna paralel olarak, Milli Mücadele’ye katılmayan memurların devlet hizmetinde çalıştırılmamaları öngörülüyor.