Annelik ve Çalışan Kadın Olmak

Konusu 'Kadının Not Defteri' forumundadır ve Elif tarafından 26 Ekim 2012 başlatılmıştır.

  1. Elif

    Elif Yönetici Admin

    Sizce ev kadını olmak mı çalışan anne olmak mı daha zor?

    Çalışan anne olmak ya da olmamak

    Günümüzde anne ve işkadını ikilemi arasında sıkışan kadınlar, erkeklerden daha fazla söz sahibi durumunda. Fakat çocuk vakti geldiğinde iş ve ev arasında ciddi bir seçim yapmak zorunda kalıyorlar.
    ''Çocuk mu, Kariyer mi?'' sorusuna cevap arayarak hayatlatını geçiren hanımlar, bu iki seçenekten yalnızca birini tercih ettikleri zaman ilginç sorunlarla karşı karşıya kalabiliyorlar.
    [​IMG]

    Bu gibi durumlarda işini seçen kadın, kötü anne olduğunu düşünürken, çocuğunu seçen kadın ise ekonomik özgürlüğü olmayan, aynı zamanda asosyal bir kadınmış havasına bürünüyor.
    Dünyada giderek daha fazla kadın, üniversite okuyarak iş hayatına atılıyor. Evlenme ve çocuk yapma yaşı da bir önceki nesile oranla daha geç olduğu için, hamilelik kararına kadar kadınlar iş yerlerinde oldukça iyi konumlara gelme şansını yakalıyorlar. Kadınları ikilemde bırakan yol ayrımı işte bu noktada başlıyor: 'Hamile kalmam beni rekabette geriye düşürür mü?', 'Doğum iznimi kullanırsam beni işten atarlar mı?' 'Çocuğum bakıcı ellerinde nasıl yetişecek?'
    [​IMG]

    KÖTÜ ANNE Mİ?

    'İşe zaman ayırmam kötü bir anne olduğum anlamına mı gelir?' 'Ne yazık ki bilimsel araştırma verileri kadınları rahatlatır cinsten değil. Çalışmalar, aynı kadın yöneticinin eğer görünür şekilde hamileyse daha az çalışkan, daha az güvenilir ve daha mantıksız olarak algılandığını gösteriyor. Aynı şekilde çocuğu olan annelerin 'daha az çalışkan ve yetersiz' oldukları şeklinde bir önyargı mevcut ve aynı özelliklere ve kariyere sahip çocuklu kadınlar daha az maaş alıyorlar. Küçük bir çocuk tabii ki annesiyle beraber olmayı tercih eder, ancak kendi ayakları üzerinde durmanın da kadının kendine güvenine ve karı koca dengesine olumlu etkileri tartışılmaz. Ev işleri, yemek gibi konularda daha az mükemmeliyetçi olmak ve mümkünse yardım almak, bunun yerine çocuk ve eşle geçilen zamanı artırıp keyifli hale getirmeye çalışmak başarılı çalışan annelerin en önemli sırrı.


    MÜKEMMELİM

    ''Çalışan kadın, anne olan kadın, evinin kadını olan kadın, evlat olan kadın, eşinin karısı olan kadın... Sıralanabilecek çok sayıda tanımlama var kadınlar için. Bir grup kadın kendisini bunların hepsini en mükemmel şekilde hayata geçirmekle zorunlu kılarken başka bir grup ise birini seçmesi gerektiğine ve bu seçimin sonucu olarak diğer hiçbirini 'layıkıyla' yerine getiremeyeceğine inandırır kendini. Halbuki ikisi de gerçekçilikten uzaktır.

    SAKİN OLUN

    Kadının kendisi için uygun olan zaman diliminde yoğunluğunu kariyerine yönlendirmesi, çocuk sahibi olmak istediği zaman kariyerini ikinci plana koyup bebeğinin ihtiyacı olan ilgi ve bakımı üstlenmesi bir zaman sonra ise yeniden kariyeri için önemli girişimlerde bulunması mümkündür. Kariyerinde yükselme hırsıyla çocuğunu ikinci plana atan, onlarla yeterli kadar ilgilenmeyen, kaliteli ve keyifli zaman geçiremeyen annelerle, çocuk sahibi olduğu için hayattaki diğer her şeyden elini ayağını çeken annelerin bir zaman sonra hissedecekleri duygu büyük ihtimalle pişmanlık olacaktır.
    Sakin olmak, herşeyin zamanla ve sırayla yoluna gireceğini unutmamak en iyisidir.''

    SÜPER KADIN

    Kendisini mükemmeliyet ve süper kadın olmaya adayan hanımlar ise, hem çocuk yapmayı hem de kariyer yapmayı yeğliyor. Bunun da çok kolay olmadığı günümüz koşulları, kadınların bir takım psikolojik bunalımlardan geçmesine yol açıyor.
    Aslına bakarsanız, hanımların çoğu böyle bir seçimi kendi istekleriyle değil, toplum görüşlerini çiğnememek adına yapıyor.

    YOĞUN TEMPO

    Toplumda kadınımıza aşılanan en önemli hususlardan biri, öncelik hakkının çocuk olduğu yönündedir.Tartışılmaz doğru olan bu gerekçe kadınlarda seçim yapma özgürlüğünü nispeten kısıtlıyor. Özellikle Türk aile yapısında ev işleri tamamıyla kadının sorumluluğu altında olduğu için, kariyerini seçen kadın, hem işte, hem evde yoğun bir tempoyla karşı karşıya kaldığından, bu da hanımlarda ister istemez aşırı strese ve kızgınlığa yol açıyor. Çocuğunun en ufak bir probleminde bile bunu kendisine bağlayan anne, bebeğinin yaşadığı olumsuzlukları, yoğun temposundan kaynaklanan streslerine yüklediği gibi ihmalkar davrandığını da düşünüp kendisini suçluyor.

    Uzman Klinik
    Psikolog Yasemin Meriç​