Asit Yağmurlarının Kimyasal Etkileri Nelerdir?

Konusu 'Soru ve cevaplar' forumundadır ve Lavinia tarafından 13 Ocak 2013 başlatılmıştır.

  1. Asit Yağmurlarının Kimyasal Etkisi

    Asit Yağmurları; Kükürt ve azot dioksitlerin atmosferdeki nemle birleşerek sülfirik ve nitrik asitli yağmur kar ya da dolu oluşturması biçiminde kirliliğe verilen genel ad. Bu tür yağmurda tanecikler siste asılı olarak süspansiyon oluşturabilir ya da en kuru halde birikebilirler.

    Süspansiyon : Bir katının bir sıvı içerisinde ya da havada (sis içinde) çözünmeden dağılmasıyla oluşan heterojen karışımlardır. Ayrankahvetebeşir tozu+su....

    Asit yağmurlarının verdiği ileri sürülen zararın bir bölümünün aslında bazı doğal nedenlerden kaynaklandığı yapılan araştırmalar sonucunda anlaşılmışsa da petrol ve kömür yanmasından oluşan kükürt dioksit ile otomobil motorlarından çıkan azot oksidin asit yağmuru sorununu büyük ölçüde şiddetlendirdiği kesindir.

    Kirliliğe yol açan tanecikler kaynaklarından binlerce kilometre uzağa rüzgarla taşınabilir. Sözgelimi A.B.D‘nin kuzey doğusundaki asit yağmurlarına Kanada'dan yayılanlar da katılmış Kanada'nın doğusundaki kükürt içeren yağış A.B.D 'den kaynaklanmıştır.

    Bilim adamlarının tümü asit yağmurlarının denetlenmesi için bir an önce yasalar çıkarılmasını istemektedirler. Ne var ki söz konusu yasaların yol açacağı harcamalar çok yüksektir bu yüzden de sorunun çözülmesi sürekli ertelenmektedir.

    Ekonomik faaliyet kıtlığa karşı yapılan bir savaştır. İnsan bu savaşta bir takım değerleri üretip tüketirken başka bir değer olan kaliteyi ÇEVRE ’yi de tüketmektedir. Hava su yeşil ve toprak gibi ...... Biri kirlendiği zaman beraberinde zincirleme olarak diğerleri ve bunlardan yararlanan insanlar da kirlenmekte ve yok olmaktadır.

    Görüldüğü gibi hava doğal ve yapay etmenlerce kirletilmektedir. Yapay etmenlerin temelinde insan bulunmaktadır. Fabrikadan evlerden ve araçlardan çıkan dumanlar tarafından atmosfer durmadan kirlenmektedir. Bu kirlilik doğrudan olduğu gibi asit yağmurları yoluyla da bitkiye insana suya toprağa ve taşa etki etmektedir.

    Termik santrallerde ısıtmada ve endüstri kurumlarında kullanılan kömür atmosfere kül (kadmiyum arçelik kurşun) CO2 ve SO2 yaymaktadır. Dünyada olduğu gibi Türkiye’de kömür ve petrol tüketimi giderek artmaktadır. Artan taşıt sayısı da petrol tüketimini dolayısıyla atmosferdeki karbon monoksit gazını yükseltmektedir. Yanardağlar da havadaki SO2 ve CO2 gibi gazların miktarını arttırmaktadır. Bu gazlar havadaki su buharı ile birleşirler.H2O+SO2 ______ H2SO4 (sülfirikasit) ve

    H2O+NO2 ______ HNO3 (nitrik asit) olarak yere düşerler.

    Hava kirliliği ışınların yere ulaşmasını ve atmosfere yayılmasına da engelleyerek iklim üzerinde olumsuz etki yapmaktadır.Asit yağışları yapraklardaki klorofilin bozulmasına ve bitkinin sararıp kurumasına neden olmaktadır.
    Bilindiği gibi bitkiler fotosentez sırasında CO2 tüketir. Asit yağmurları bitkileri kurutarak diğer yandan atmosferdeki CO2 (karbondioksit) tutarının artması için ortam hazırlamaktadır. Başka bir anlatımla bir olumsuzluk bir başka olumsuzluğu üretmektedir.

    Bu asit yağışlarının etkilerini görebilmek için iki aşamadan oluşan deneylere girişilmiştir :

    Birinci aşamada 16 saksıya kızıl çam 20 saksıya fasulye ve nohut ekildi.

    Kızıl çam ve fasulyeler 4 ’er saksıdan oluşmak üzere 5 ’er gruba ayrıldı. Her grup PH3 PH45 PH6 yağmur suyu ve çeşme suyu gibi asidik değeri farklı sularla sulandı. Çalışma 2 ay sürdü. Çalışmalara çeşitli sınıflardan 15 öğrenci katıldı.

    Çalışmalarımızda kullanılmak üzere topladığımız yağmur suyunun asidik değeri ölçüldü: İlk yağış PH55 ikinci ve daha sonraki yağışlar PH6 olarak saptandı. Bu da bize hava kirliliği ve onun oluşturduğu asit yağmurlarının çevremizde bir realite olduğunu kanıtlamaktadır.

    YATAĞAN ZİRAAT MD.’DEN YÜKSELEN SES

    Yatağanda da termik santralin yarattığı hava kirliliği ve oluşan asit yağmurları çevreye büyük zararlar vermektedir.


    ÖNLEMLER :

    Hava kirliliği ve asit yağışlarının çevreye özellikle bitkilere olan etkisinin kesin sonucu ve buna karşı isabetli önlemler alınmak isteniyorsa çok sayıda bilimsel denemenin yapılması gerekir.
    Yakıtların (araç ve meskenlerde) kalitesi kontrol edilmeli.
    A ) Hava kirliliğine dayanıklı bitkiler (böğütlen ıspanak kızılcık...) ekilmeli
    B) Kışın yaprak döken bitkiler ekilmeli
    Kentlerin kurulma yerleri topografik açıdan iyi saptanmalı. Başka bir anlatımla Yerleşmeleri (kent köy...) çanak şeklindeki alanlardan uzaklarda kurmalıyız.
    Bacalara filitre takılmalı
    Araçların bakımı zamanında yapılmalı
    Alternatif enerji kaynakları kullanılmalı
    (Güneş rüzğar gelgit akıntılar biyokütle end. ve evsel atıklar gibi.)
    Tüketim toplumu olduğumuz sürece yeni üretimlere yeni kirlenmelere neden olmamız kaçınılmazdır. Onun için tüketim çılgınlığı yerine mevcutlardan haz almayı öğrenmeliyiz.
    Yakıtlardaki kükürt oranı azaltılmalı
    Çevre insanlara öğretilmemeli; insanoğlu çevreyi içselleştirecek şekilde bizzat kendisi öğrenmeli
    Kısaca; konunun sosyolojik ekonomik ve politik boyutları aynı anda alınmalı ve hemen uygulamaya geçilmelidir. Bunların içinde en önemli olanı ise yaşam ve eğitimi el ele tutuşturan uygulamalar olacaktır.
    Bu önlemler alınmadığı zaman en temiz kalan yerlerimizden biri olan Gökova Körfezi ve çevresi de son kurbanlardan biri olmaktan kurtulamayacaktır.
    Kirli hava ve asitik yağışlara etkileri yerel değildir. Çünkü rüzgar kirli hava ve yağışları çok uzaklara taşıyabilmektedir. Asit yağışları düştüğü yerde kalmayıp akarsular ve denizler yoluylada dünyaya yayılmaktadır. Onun için çözümler yerel değil küresel olmalıdır. Ancak öncelikle yerel düşünmeyi ve yerel davranmayı öğrenerek bu felaketten kurtulabilir