Atatürk Haftası Şiirleri 10 Kasım kışa şiirler

Konusu 'Mustafa Kemal Atatürk' forumundadır ve Merve tarafından 17 Ekim 2012 başlatılmıştır.

  1. 10 Kasım Atatürk Haftası İle İlgili Şiirler

    10 Kasım Atatürk Haftası İle Şiirler

    10 Kasım

    Yıl otuz sekiz On Kasım Perşembe
    Hatırdan çıkmayacak bir sonbahar.
    Sarsılıyor İstanbul yedi tepe,
    Yaman esmiş Dolmabahçe'de rüzgar.

    Gerçek olamaz, olsa olsa bir düş,
    Dokuzu beş geçe Atatürk ölmüş.
    Böyle toptan bir yas nerede görülmüş,
    Beraber ağlıyoruz kurtlar, kuşlar.

    Bu memlekete en çok hizmet eden,
    Bu aşk ile dağlara gücü yeten,
    On sekiz milyonun omzunda giden
    Atam, Ankara sırtlarında yatar.


    ATATÜRK ŞİİRİ

    Bayrak yarıya çekilmiş,
    Atatürk'üm öldü diye.
    En son yaprak da dökülmüş,
    Atatürk'üm öldü diye.

    Sürü yas tutmş ovada,
    Kuşlar susmuşlar yuvada,
    Rüzgar esmez olmuş dağda,
    Atatürk'üm öldü diye.

    Irmaklar yaslı çağlamış,
    Ağaçlar sessiz ağlamış,
    Vatan karalar bağlamış,
    Atatürk'üm öldü diye


    10 Kasım

    Ben hiç 10 Kasım’a
    “Günaydın” demem ki
    Ben sensiz 23 Nisan’a
    Hoş geldin diyemem ki

    Seni özlesek bile
    Elden ne gelir ki
    Bir daha senin gibi
    Gelecek mi ne belli

    Bak 10 Kasım yine geldi
    Gözlerde yaşlar tükendi
    Aradan 78 yıl geçse bile
    Senin hatıran hiç bitmedi

    Sabahlar her zaman güzeldir
    Seni hatırlatmadıkça
    Günaydın denir ama
    10 Kasım olmayınca


    Mustafa Kemal'i Düşünüyorum

    Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
    Yeleleri alevden al bir ata binmiş
    Aşıyor yüce dağları, engin denizleri,
    Altın saçları dalgalanıyor rüzgârda,
    Işıl ışıl yanıyor mavi gözleri...

    Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
    Yanmış, yıkılmış savaş meydanlarında
    Destanlar yaratıyor cihanın görmediği
    Arkasından dağ dağ ordular geliyor
    Her askeri Mustafa Kemal gibi.

    Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
    Gelmiş geçmiş kahramanlara bedel
    Hükmediyor uçsuz bucaksız göklere.
    Al bir ata binmiş yalın kılıç
    Koşuyorlar zaferden zafere...

    Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
    Ölmemiş bir Kasım sabahı!
    Yine bizimle beraber her yerde.
    Yaşıyor dört köşesinde vatanın
    Yaşıyor damar damar yüreklerde.

    Mustafa Kemal'i düşünüyorum:
    Altın saçları dalgalanıyor rüzgârda,
    Mavi gözleri ışıl ışıl görüyorum.
    Uykularıma giriyor her gece.
    Elllerinden öpüyorum.

    Ü. Yaşar Oğuzcan


    10 Kasım Türküsü


    Atatürk! Anıtkabir devrimlerini söyler
    Bozkır ovalarına, Erciyes'e, Ağrı'ya
    Ulusun egemen olduğunu
    Özgür olduğunu
    Haykıracağım haykıracağım işte
    Senin sustuğunca!

    Yolunda yürüyeceğim Atatürk;
    Ana baba oğul kız
    Dere tepe bucak köy
    Yeryüzü yaşamalarımla değil
    Oralarda, senin gittiğince!

    Atatürk, taşıyacağım
    Çanakkale'de, Sakarya'da, Çankaya'da, al al
    Senin taşıdığını;
    Yurdun gök ülküsü
    Dalgalanırken
    Senin bayrağını yücelteceğim.
    Senin çıktığınca.

    Fazıl Hüsnü Dağlarca


    RESİM

    Her gün,
    Enginlerden engin,
    Yücelerden yüce
    Bir duygu sarar bizi,
    Bu sınıfa girince.
    Yanda, bir uçtan bir uca
    Mavi deniz,
    Odanın içinde güneşleri bulunca
    Isınırız.
    Enginlerin engini deniz olsa
    Deniz ufak!
    Yücelerin yücesi güneş olsa
    Güneş küçük!
    İlk günü gördük, nerden geldi:
    Duvardaydı
    Denizleri, güneşleri
    Küçülten büyüklük.
    Kürsünün üstünde bir resim:
    Gözleri denizlerden mavi
    Bakışları güneşlerden sıcak,
    Dört mevsim
    Kürsünün üstünde:
    Atatürk'ün arkasında al bayrak,
    Kollarını kavuşturmuş göğsünde.
    Bu resimle başlar bizim günümüz,
    Karşımızda Atatürk'ü gördükçe,
    Kıvançla dolar, taşar gönlümüz.

    Öğretmenimizin kürsüde
    Verdiği dersi
    Dinler bizimle birlikte
    Atatürk'ün resmi.
    Çalışkanız, çünkü,
    Çalışınca
    Bakarız, Atatürk güldü.
    Bir yanlışlık yapsak
    Bulutlanır gözleri,
    Anlarız, Atatürk üzüldü.
    Gelsek kürsünün dibine
    Görür bizi
    Eğilince.
    Kalksak, gitsek gerilere,
    Otursak arkalarda;
    Başımızı kaldırmadan duyarız
    Atatürk orada.
    Öteki odalarda
    Başka başka resimleri Ata'mın.
    Atatürk'üm, artık ömrüm oldukça
    Bu resimle karşımdasın!
    Yok hiç birinde
    Bundaki tılsım,
    Değişen çizgilerle
    Canlı gibi bu resim.

    Öyle canlı ki, sanırım,
    Ben de bir gün okulu bitirince
    Uzanan ellerinle
    Okşanacak sırtım.
    Öyle canlı ki, sanırım,
    Karanlık bile olsa
    Serpeceğin ışıkla
    Aydınlanır yollarım.
    Tıpkı sınıftaki gibi,
    Yapacağım bir işte
    Bu resmindir rehberim
    Kötülüğe uzanırsam
    Çat kaşlarını,
    Tutulsun ellerim.
    Tıpkı sınıftaki gibi,
    Bütün ömrüm boyunca
    Yaptığım bir işte
    İyi, doğru oldumsa
    Sevincini belli et,
    Gülümse!
    Yaprak yaprak dökülürken önümde
    Her yıl, dört mevsim;
    Sınıflar içinde yalnız bu sınıf,
    Resimler içinde yalnız bu resim!

    Behçet NECATİGİL


    Atatürk'e Ağıt


    Edirne'den Ardahan'a kadar
    Bir toprak uzanır
    Boz kanatlı üveyikler üstünde uçar
    Ardahan'dan Edirne'ye
    Edirne'den Ardahan'a kadar

    Kopdağı'nda akar bir çeşme var
    Serçe parmak kalınlığında suyu
    Haram etmiş gece gündüz uykuyu
    Akar da akar

    Samsun'un evleri denize bakar
    Sokakları yosun içinde
    Çaparlar, takalar, manavlar
    Bilyalar gibi suyun yüzünde
    Bir iner bir kalkar

    İstanbul'da bir yâr sevdim
    İnsanı günaha sokar

    Savaştepe köprüsünden geçen tirenler
    Sel olur İzmir'e akar
    İzmir'in denizi kız, kızı deniz
    Sokakları hem kız hem deniz kokar

    Güneyde mis kokulu bir ağaç
    Yuvarlak yaprakları ince
    Yaz gelip de güneş vurunca
    Dallarından bal akar

    Bu toprak bizim yurdumuzdur
    Deli gönül yücesine çıkar
    Bir üveyik olur uçar gider
    Ardahan'da Edirne'ye
    Edirne'den Ardahan'a kadar

    Cahit Kulebi


    Atatürk'ü Duymak

    Ulu rüzgâr esmedikçe
    Yaşamak uyumak gibi.
    Kişi ne zaman dinç;
    Dalgalanırsa bayrak bayrak gibi.

    Ne var şu dünyada ekmekten daha aziz?
    Sürdüğün tarlalara sevginle serpildik.
    Ekmek olmak için önce
    Buğday olmak gibi.

    Silinir sözcüklerden sen hatıra geldikçe
    Cılız sözler: Uzanmak, yorulmak, durmak gibi.
    Kuvvettir yaptıkların her yeni yetişene
    Her ışık-kaynak gibi.

    En yakınlar zamanla yüzyıllarca uzak gibi,
    Bir sen varsın kalacak, bir sen ölümsüz,
    Daha da yakınsın, daha da sıcak
    Bıraktığın toprak gibi.

    Kaç Türk var şu dünyada, bir o kadar susuz,
    Hepsinin gönlünde sen, bir pınar bulmak gibi,
    Ancak senin havanda sağlıklar esenlikler:
    Olmaya devlet cihanda Atatürk'ü duymak gibi.

    Behçet Necatigil