Atatürk İle İlgili Şiirler

Konusu 'Kıta kıta şiirler' forumundadır ve Lavinia tarafından 15 Kasım 2013 başlatılmıştır.

  1. Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili şiir

    Mustafa Kemal Atatürk hakkında yazılmış olan şiirleri aşağıda okuyabilirsiniz.

    Mustafa Kemal’i Düşünüyorum

    Mustafa Kemal’i düşünüyorum;
    Yeleleri alevden al bir ata binmiş
    Aşıyor yüce dağları, engin denizleri.
    Altın saçları dalgalanıyor rüzgarda,
    Işıl ışıl yanıyor mavi gözleri.

    Mustafa Kemal’i düşünüyorum;
    Yanmış, yıkılmış savaş meydanlarında
    Destanlar yaratıyorlar cihanın görmediği
    Arkasından dağ dağ ordular geliyor
    Her askeri Mustafa Kemal’i gibi

    Mustafa Kemal’i düşünüyorum;
    Gelmiş geçmiş kahramanlara bedel
    Hükmediyor uçsuz bucaksız göklere.
    Al bir ata binmiş yalın kılıç
    Koşuyor zaferden zafere…

    Mustafa Kemal’i düşünüyorum;
    Ölmemiş bir kasım sabahı
    Yine bizimle beraber her yerde
    Yaşıyor dört köşesinde vatanın,
    Yaşıyor damar damar yüreklerde.

    Mustafa Kemal’i düşünüyorum;
    Altın saçları dalgalanıyor rüzgarda;
    Mavi gözleri ışıl ışıl, görüyorum.
    Uykularıma giriyor her gece.
    Ellerinden öpüyorum.

    Ümit Yaşar Oğuzcan


    Mustafa Kemaller Tükenmez

    Tükenir elbet,
    Gökte yıldız, denizde kum tükenir.
    Bu vatan bu topraklar cömert,
    Kutsal bir ateşim ki ben sönmez,
    İnanın Mustafa Kemaller tükenmez.

    Ben de etten kemiktendim elbet,
    Ben de bir gün göçecektim elbet.
    İki Mustafa Kemal var iyi bilin,
    Ben işte o ikincisi, sonsuzlukta
    Ruh gibi bir şey, görünmez;
    İnanın Mustafa Kemaller tükenmez.

    Hep kardeşliğe, bolluğa giden yolda,
    Bilimin, yapıcılığın aydınlığında,
    Güzel düşünceler, soyut fikirlerde ben.
    evrensel yepyeni buluşlarda,
    Geriliği kovmuşum ben, dönmez;
    İnanın Mustafa Kemaller tükenmez.

    Başın mı dertte, beni hatırla,
    Duy beni en sıkıldığın an.
    Baştan sona herşeyiyle bu vatan,
    Sakın ağlamasın kasımlarda.
    Fatihler, Kanuniler ölmez;
    İnanın Mustafa Kemaller tükenmez.

    Halim Yağcıoğlu


    10 Kasım Türküsü

    Atatürk! Anıtkabir devrimlerini söyler,
    Bozkır ovalarına, Erciyes'e Ağrı'ya,
    Ulusun egemen olduğunu
    Özgür olduğunu
    Haykıracağım haykıracağım işte,
    Senin sustuğunca!

    Yolunda yürüyeceğim Atatürk;
    Ana baba oğul kız,
    Dere tepe bucak köy,
    Yeryüzü yaşamalarımla değil
    Oralarda, Senin gittigince!

    Atatürk, taşıyacağım
    Çanakkale'de, Sakarya'da, Çankaya'da, al al,
    Senin taşıdığını;
    Yurdun gök ülküsü
    Dalgalanırken,
    Senin bayrağını yücelteceğim.
    Senin çıktığınca.

    F.Hüsnü Dağlarca
     

  2. Mustafa Kemal

    dağ başını efkâr almış
    gümüş dere durmaz ağlar
    gözyaşından kana kesmiş gözlerim
    ben ağlarım çayır ağlar çimen ağlar
    ağlar ağlar cihan ağlar
    mızıkalar iniler ırlam ırlam dövülür
    altmış üç ilimiz altmış üç yetim
    yıllar gelir geçer kuşlar gelir geçer
    her geçen seni bizden parça parça götürür
    mustafa'm mustafa kemal'im

    diz dövdüm
    gözlerim şavkı aktı sakarya'nın suyuna
    sakarya'nın suları nâmın söyleşir
    hemşehrim sakarya öksüz sakarya
    ankara'dan uçan kuşlar
    kemal'im der günler günü çağrışır
    kahrolur bulutlara karışır
    gök bulut yaşmak bulut
    uca dağlar dev boyunlu morca dağlar
    divan durmuş bekleşir
    mustafa'm mustafa kemal'im

    nasıl böyle varıp geldin hoşgeldin
    çıngı kaymış yalazlanmış gözlerin
    şol yüzünde güneş südü sıcaklık
    ellerinden öperim mustafa kemal
    senin dalın yaprağın biz senin fidanların
    biz bunları yapmadık
    sen elbette bilirsin bilirsin mustafa kemal
    elsiz ayaksız bir yeşil yılan
    yaptıklarını yıkıyorlar mustafa kemal
    hani bir vakitler kubilay'ı kestiler
    çün buyurdun kesenleri astılar
    sen uyudun asılanlar dirildi
    mustafa'm mustafa kemal'im


    karalar kuşanmış karadeniz akmam diyor
    dokunmayın ağlamaktan bıkmam diyor
    bu gece kıyamet gecesi bu vapur bandırma vapuru
    yattığı yer nur olsun mustafa kemal
    ben ölümden korkmam diyor
    korkmam diyen dilleri toz oldu toprak oldu
    değirmen döndü dolandı yıllar oldu
    bir kusur işledik bağışlar mı kimbilir
    o bize öğretmedi kazan kaldırmasını
    günahı vebali öğretenin boynuna
    erdirip oldurana ana avrat sövmesini
    yüreğim kırıldı kanım kurudu
    var git karadeniz var git başımdan
    mızıka çalındı düğün mü sandın
    bir yol koyup gideni gelir mi sandın
    mustafa'm mustafa kemal'im

    ankara'nın taşına bak
    tut ki baktım uzar gider efkârım
    çayır ağlar çimen ağlar ben ağlarım
    gözlerimin yaşına bak
    ankara kalesi'nde rasattepe'de
    bir akça şahan gezer dolanır
    yaşın yaşın mezarını aranır
    şu dünyanın işine bak
    mustafa'm mustafa kemal'im

    Attila İlhan


    Atama Ağıt

    I.
    Sırma sarısını yay saçlarına,
    Gözüne rengini koy denizlerin;
    Düşün dudakların en incesini,
    Yüzüne tuncunu ver benizlerin.
    Onda yürüyüşün en yiğitçesi,
    Onda bükülmezi vardı dizlerin
    Gezerdi ülkede bir hızır gibi
    Em olup derdine çaresizlerin.
    II.
    Durgun bir denizi andırır dışı
    İçi hiç sönmeyen bir yanardağı.
    Sesinde ıslığı eser kuvvetin,
    Sözünde şahlanır Hakkın bayrağı
    Gökle Güneş gibi buluştu onda
    Sezinin sağlamı, duyunun sağı
    Yıkarak kökünden osmanlılığı
    O gömdü tarihe bir ortaçağı.
    III.
    Dağlar dümdüz olur işaretiyle,
    Ürperir ovalar avazesine;
    Devrilir hıncına çarpar ordular
    Kaleler dayanmaz yelpazesine.
    Fikrin, güzelliğin, aşkın, her şeyin
    Bağlıydı daima en tazesine
    Yaşadı başı dik, dünyaya karşı
    Getirdi dünyayı cenazesine!
    IV.
    Onsuz kaldığın bilse tabiat
    Bağlar üzüm vermez, bahçeler kurur;
    Okşar saçlarını ezelin eli,
    Yüzüne ebedin ışığı vurur.
    Övünür insanlık eserleriyle,
    Yurt onun sevgisi üstünde durur.
    Adıdır kurduğu devlete temel,
    Ünü kurtardığı millete gurur!
    V.
    Fâni varlığını kaybetti ama,
    Simgesi yurdumun burçlarındadır
    Engin ufuklara uzanmış kolu,
    Hızı altıokun uçlarındadır!
    Kadının, erkeğin hafızasında
    Gencin, ihtiyarın duşlarındadır
    Yayla yellerinde eser gölgesi,
    Sesi bahçemizin kuşlarındadır.
    VI.
    Ben mi yazacaktım göçüm gününü
    Dökerek ardından böyle gözyaşı?
    Ben ki ona büyük gezilerinde
    Oldumdu bir küçük yol arkadaşı
    En son durağına varmadan ömrün
    Kapadı yolunu bir mezar taşı...
    Büyük kurucusu cumhuriyetin
    Hürriyet aşıkı milletin başı!

    Kemalettin KAMU


    Mustafa Kemal'in Kağnısı

    Yediyordu Elif kağnısını,
    Kara geceden geceden.
    Sankim elif elif uzuyordu, inceliyordu,
    Uzak cephelerin açışıydı gıcırtılar,
    İnliyordu dağın ardı, yasla
    Her bir heceden heceden.
    Mustafa Kemal'in kağnısı derdi kağnısına,
    Mermi taşırdı öteye, dağ taş aşardı.
    Çabuk giderdi, çok götürürdü Elifçik,
    Nam salmıştı asker içinde.
    Bu kez yine herkesten evvel almıştı yükünü,
    Doğrulmuştu yola önceden önceden.
    Öküzleriyle kardeş gibiydi Elif,
    Yemezdi, içmezdi, yemeden içmeden onlar,
    Kocabaş, çok ihtiyardı, çok zayıftı
    Mahzundu bütün bütün Sarıkız yanı sıra.
    Gecenin ulu ağırlığına karşı
    Hafiftiler, inceden inceden.
    iriydi Elif kuvvetliydi kağnı başında,
    Elma elmaydı yanakları, üzüm üzümdü gözleri.
    Kınalı ellerinden rüzgâr geçerdi daim.
    Toprak gülümserdi çarıklı ayaklarına.
    Alın yeşilini kapmıştı, geçirmişti
    Niceden nicelden.
    Durdu birdenbire, Kocabaş, ova bayır durdu.
    Nazar mı değdi göklerden ne,
    Dah etti, yok.
    Dahha dedi gitmez.
    Ta gerilerden başka kağnılar yetişti geçti gacur gucur.
    Nasıl durur Mustafa Kemal'in kağnısı
    Kahroldu Elifçik, düşünceden düşünceden.
    Aman Kocabaş, ayağını öpeyim Kocabaş,
    Sür beni, öldür beni, koma yollarda beni.
    Geçer, götürür ana, çocuk, mermisini askerciğin.
    Koma yollarda beni, kutun köpeğin olayım.
    Bak hele üzerimden ses seda uzaklaşır,
    Düşerim gerilere iyceden iyceden.
    Kocabaş yığıldı çamura,
    Büyüdü gözleri büyüdü, yürek kadar,
    Örtüldü gözleri örtüldü hep.
    Kalır mı Mustafa Kemal'in kağnısı bacım,
    Kocabaş'ın yerine koştu kendini Elifçik
    Yürüdü düşman üstüne, yüceden yüceden.

    Fazıl Hüsnü Dağlarca