Atatürkçü Düşünce Sisteminin Oluşumunda Sosyal ve Kültürel Durumun Etkisi Nedir

Konusu 'Soru ve cevaplar' forumundadır ve Nehir tarafından 10 Ocak 2014 başlatılmıştır.

  1. Atatürkçü Düşünce Sisteminin Oluşumunda Sosyal ve Kültürel Durumun Etkisi

    19. Yüzyılın sonlarına doğru Avrupa ile ilişkilerin artması ve Batı tarzında eğitim yapan okulların açılmasıyla toplumun bir kısmı tarafından Batılı yaşam biçimi benimsenmeye başlandı. Nüfus artışı, küçük yerleşim birimlerindeki ekonomik yetersizlikler ve Tanzimat Dönemi ile birlikte iskân kısıtlamalarının kalkmasıyla oluşan göç hareketleri sonucu mahalle kültür birliği bozuldu. Toplumun zengin kesiminde ve bazı devlet adamlarının yaşam biçiminde Avrupalı âdetler yer almaya başladı. Avrupa malı kullanma eğilimi artış gösterdi. Türk müziğinin yanı sıra Mozart’ı, Beethoven’i dinlemek, baloya gitmek moda oldu. Kadınlar ve erkekler bir arada eğlenmeye başladılar. Evlerde geleneksel eşyaların yerini yavaş yavaş koltuk, sandalye, masa aldı. Büyük şehirlerde görülen bu değişiklikler taşrada görülmedi. Taşrada ki günlük yaşam aynen devam etti.

    Batı tarzında eğitim yapan önce askeri, daha sonra sivil birçok okul açıldı. Okul sayısının artması ile okur yazar sayısı da arttı. Basılan kitap, dergi ve gazete sayısında önceki dönemlere göre önemli artışlar oldu. Toplumun kültür yapısında yükselme görüldü. Düşünce alanında Osmanlıcılık, İslamcılık, Batıcılık ve Türkçülük gibi fikir akımları ortaya çıktı. Bu düşünce akımlarından Türkçülük, II. Meşrutiyet döneminde hızla yayıldı. Mustafa Kemal, Türkçülük akımının etkisi altında kaldı. Laiklik ve demokrasi gibi konuları işleyen Tevfik Fikret, özgürlük ve bağımsızlığa önem veren Namık Kemal ve Türkçülük akımının öncülerinden Ziya Gökalp’ten etkilendi. Ayrıca Fransız İhtilali’nin düşünsel hazırlayıcılarından olan Jean Jacques Rousseau önem verdiği yabancı düşünürlerden biriydi.

    Batı tarzında açılan okullar, kültür hayatının gelişmesine büyük katkıda bulunuyordu. Ancak bu okulların yanı sıra mahalle mektepleri, medreseler ve azınlık okulları da faaliyetlerine devam ediyorlardı. Bu okulların her birinde farklı bir eğitim verilmesi, bir süre sonra toplumda kültür farklılıklarından kaynaklanan çatışmaların ortaya çıkmasına neden oldu. Azınlık ve yabancı okullarında sürekli Türk düşmanlığı fikri işleniyordu.