Atatürkün 23 Nisan İle İlgili Anıları

Konusu 'Mustafa Kemal Atatürk' forumundadır ve Elif tarafından 24 Mart 2012 başlatılmıştır.

  1. Elif

    Elif Yönetici Admin

    Atatürkün 23 nisan anısı


    23 Nisan 1920 TBMM'nin açıldığı günün akşamı yatsı vaktinden önce Yunus Nadi, Mahzar Müfit, Ruşen Eşref, Fethi Beylerle Hoca Feyzullah Efendi ve birkaç milletvekili Direksiyon binasında toplanmışlar, Atatürk ile sohbet ediyorlardı. Bu konuşmalar arasında bir milletvekili;

    - Paşam, bu güzel günün adını henüz koymadık, bir ad koyalım, dedi.

    Bunun üzerine Atatürk, yarı karanlık odada koltuğunda doğrularak:

    - İşgal kuvvetlerini nasıl olsa atacağız. Fakat karşımızda altı yüz senelik bir imparatorluğun dağılmış da olsa bir hükümeti duruyor. Onun karşısında Meclisimiz çocuk sayılır. Onun için bugünün adına Çocuk Bayramı diyelim. Büyüsün ve kendi zaferini kendi ilan etsin, buyurdular.

    Atatürk’ün bu sözleri oturanların alkışları ve tasvipleriyle karşılandı. Böylece 23 Nisan Meclisin açılma günü, Çocuk Bayramı olarak kabul ve ilan edildi.
    Ali Metin
    (Atatürk’ün Emir Çavuşu)​

    Kaynak: Ziya Oranlı, Atatürk’ün Şimdiye Kadar Yayınlanmamış Anıları, Anlatan: Ali Metin (Atatürk’ün Emir Çavuşu), Ankara 1967 s. 84
     

  2. webkolik

    webkolik Süper moderatör Yönetici

    Cevap: Atatürkün 23 Nisan İle İlgili Anıları

    Atatürk’ün Milli Sırrı

    Atatürk’ün tarihi nutkunda söylediği milli sır, onun kalbinde kuvvetlendikçe kuvvetleniyordu. O her adımda daha iyi anlıyordu ki Türkiye’yi hakiki bir kurtuluşa mazhar kılabilmek için yalnız müstevlileri vatanın harimi ismetinden (içinden) çıkarıp atmak kâfi değildir. Onunla beraber Türk milletini icabında düşmanlara pek güzel alet olan Sultan ve Halifeden de kurtarmak ve bu milleti kendi hakiki milli hakimiyetine sahip olduğu halde tamamen hür ve müstakil kılmak lazımdır.

    Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Ankara’da 16 Mart’la 23 Nisan 1920 arasındaki hazırlıkları sırasında bir gün, o zaman Heyeti Temsiliye karargahı olan Ziraat Mektebinde, telefon etmek ihtiyacıyla Atatürk’ün salonuna girmiştim. Koca binada yegâne telefon orada idi. Selam vererek doğru telefona gittim. Bu aralık Atatürk, yanındaki zatlara hitaben:

    -Canım, bu mesele hakkında Yunus Nadi Beyin fikrini almadık, bir de ona soralım bakalım.

    Dedikten sonra bana döndü:

    -Kurulması hazırlığıyla uğraştığımız meclisin hakları ve selâhiyetleri üzerinde konuşuyorduk. Bu nasıl bir meclis olacaktır? diye sordu.

    Ben yarı şaka, yarı ciddi şu cevabı verdim:

    -Acayip! Arkadaşların burada açılacak meclisle yepyeni bir Türk devleti kurulmakta olduğunda şüpheleri mi var yoksa?

    Atatürk’ün yanında kerli ferli, hepsi birer suretle maruf yedi sekiz kişi vardı. Benim cevabım üzerine hepsinin benzi kül kesildi. Nerede ise dudakları yarılacaktı. Vaziyetin fecaatine (pek acıklı durumun) Atatürk’te dikkat ederek, bana:

    -Canım biz ciddi iş konuşuyoruz, sen alayla mukabele ettin.

    Demiş ve bahsi hafifletmeye ve mecliste hazır olanların korkularını gidermeye müsaraat etmişti (çalışmıştı).

    İşte, Atatürk’ün milli sırrı, onun hakikaten sır olarak kalbinde saklamaya itina ettiği bu büyük işti ki o zaman için ve hatta bir iki yıl sonralarına kadar ondaki takayyüd (özen) ve itinası asla yersiz değildi.

    Yunus Nadi Abalıoğlu
     


  3. Cevap: Atatürkün 23 Nisan İle İlgili Anıları

    Tarih 1920 ve aylarda Nisan…
    Meclis Ankara’da toplanmış ve “Milletin iradesine dayalı ulus egemenliğini” ilan etmişti. O heyecanlı günü yaşamış olan bir büyüğümüz şunları aktarıyor;
    “O gün şimdiki Ulus Meydan’ında bir tabur piyade sıralanmış, askerlerin az gerisinde ise Ankaralılar toplanmış heyecanla bekliyorlardı.
    Başlarında Mustafa Kemal’in bulunduğu kafile öğleden sonra 14 civarında Taşhan’a iniyordu. Bu bir grup insan yok edilmek istenen bir milleti kurtarmak için bir araya gelmişlerdi ve hepsinin ümidi Mustafa Kemal’di.
    Meclis olarak kullanılacak binanın pencerelerine bayraklar asılmıştı, bunun dışında göze çarpan herhangi bir şey bulunmuyordu. Sağdaki küçük kapıdan önce Mustafa Kemal ardından mebuslar içeriye girdiler. Bir koridoru aştıktan sonra sağdaki salona ilerlediler.
    Salona girince, kapının karşısına tahta bir kürsü konumlandırılmış, etrafına civar okullardan sıralar temin edilmişti. Salonun ortasında ise eğri büğrü borularıyla büyükçe bir soba yerleştirilmişti. Salonun tavanından sarkan gaz lambası bu koca salonu aydınlatan yegâne ışık kaynağıydı.

    Nihayet herkes oturunca Sinop mebusu olduğu söylenen yaşlıca bir adam çıkarak meclisi açtı. Hemen ardın yaptığı konuşma coşku ve heyecanla dinlenmişti. Açılışın ertesi günü toplanan mecliste Mustafa Kemal Mondros Ateşkesinden itibaren geçen olayları teker teker anlatarak meclise “Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yetkilerini belirleyecek bir yasa teklifinde bulundu. Yasanın kabulü ile yasama ve yürütme yetkilerine sahip olan meclisin bir diğer oturumunda ise Mustafa Kemal başkan seçilerek TBMM’nin ilk başkanı oldu.

    Kaynak: DOĞANKARDEŞ Dergisi
    (DÜZENLENMİŞTİR)