Atatürk'ün adaletle ilgili sözleri

Konusu 'Karışık Sözler' forumundadır ve ahra tarafından 4 Nisan 2012 başlatılmıştır.

  1. Atatürk'ün adaletle ilgili özlü sözleri


    Efendiler! Hükümet memlekette yasayı hakim kılmak ve adaleti dağıtmakla yükümlüdür. Bu açıdan adalet işi çok önemlidir. Adliye siyasetimizde izlenecek yol, adaleti, halkı yormadan, süratle, uygun ve emniyetli bir şekilde dağıtmalıdır. Toplumumuzun dünyayla teması doğal ve zorunludur; o nedenle de adalet seviyemizi tüm uygar toplumların adaletleri seviyesine çıkarmak zorundayız.

    Çağdaş gelişme milletlerin uygar ihtiyaçlarını genişletir, artırır ve bu ihtiyaçlara uygun uygar hakların var olmasını gerektirir.

    Her devletin, toplumunun uygarlık seviyesine uygun bir hukuk mevzuatı vardır. Tüm uygar devletlerin medeni kanunları birbirlerine çok yakındır. Bizim milletimiz ve hükümetimiz adalet düşüncesi zihniyeti bakımından hiçbir uygar toplumdan geri değildir.

    Hatta bu noktada daha ileride olduğumuza tarih tanıklık edebilir. Bu yüzden bizim hukuk mevzuatımızın da tüm uygar devletlerin yasal düzenlemesinden eksik olması kabul edilemez. Hedeflediğimiz tam bağımsızlık kavramı içinde adalet bağımsızlığımızın da yer alması doğaldır.

    Adalet gücü bağımsız olmayan bir milletin, devlet halinde varlığı kabul olunmaz.

    Zamanın değişmesiyle hükümlerin değişmesi inkâr olunamaz» Kuralı adlî politikamızın temelidir.
     

  2. Elif

    Elif Yönetici Admin

    Cevap: Atatürk'ün adaletle ilgili sözleri

    Mustafa Kemal Atatürk'ün Hukuk - Adalet hakkındaki sözleri

    -Adalet gücü bağımsız olmayan bir milletin, devlet halinde varlığı kabul olunmaz.

    -Adli siyasitimizin temel esâsı, 'Zamanın değişmesi ile hükümlerin dahî değişmesi lâzım geleceği inkâr olunmaz' kaidesidir."

    -Anayasa, milletin tamamıyla arzularını ve meclisin mahiyetini ve gerçek şeklini gösterir bir kanundur."

    -Anayasada, Osmanlı İmparatorluğu'nun, Osmanlı Devleti'nin öldüğünü idrak ve ifade ve onun yerine yeni Türkiye Devleti’nin geçtiğini ilân eyleyen ve bu devletin hayatının da kayıtsız şartsız hâkimiyetin milletin elinde kalmasıyla mümkün olduğunu ifade eden bir kanundur."

    -Anayasa'nın asıl rûhu ise kitaplara geçmesinden evvel milletin dimağında ve vicdanında toplanmış olmasıyla ve ancak bunun ifadesi olmak üzere kurduğu meclise verdiği gerçek görev ile senelerden beri hükümlerini fiilen uyguluyor olmasıyla ve en nihayet kanun şeklinde Dünya'nın gözleri önüne konmasıyla gerçekleşmiştir."

    -Hukuk-u medeniyede, aile hukûkunda tâkip edeceğimiz yol, ancak medeniyet yolu olacaktır. Hukukta idâre-i maslahat ve hurâfelere merbûtiyet, milletleri uyandırmaktan men eden en ağır kâbustur. Türk milleti, üzerinde kâbus bulundurmaz."

    -Zamanın değişmesiyle hükümlerin değişmesi inkâr olunamaz' kuralı adlî politikamızın temelidir."