Atatürk'ün Çağdaşlaşmaya Verdiği Önemi Açıklayınız

Konusu 'Zengin Bilgiler' forumundadır ve Nehir tarafından 11 Ocak 2014 başlatılmıştır.

  1. Atatürk'ün Çağdaşlaşmaya Verdiği Önem Nedir

    Mustafa Kemal Atatürk, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin modern bir devlet olmasını ve çağdaş devletlerle sürekli yarışır bir hale gelmesi gerektiğini her fırsatta dile getirmiştir. “Ülkemiz muasır medeniyetler seviyesine çıkmalıdır” sözüyle çağdaşlaşmanın vazgeçilmezliğini hatırlatan Büyük Önder, gelecek nesillere de parola olarak bu sözü bırakmıştır.

    Atatürk ilkelerinden biri olan İnkılapçılık ilkesi, Atatürk’ün yenilik hareketlerine ne kadar önem verdiğinin en büyük göstergesidir. Asla bir diktatör gibi hareket etmeden, yalnızca halkını ve ülkesini düşünerek yapmış olduğu devrimler ve çağdaşlaşma hamleleriyle bugünkü modern Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerini Büyük Önder Atatürk atmıştır.

    Osmanlı İmparatorluğu’ndan kalan sosyal, ekonomik ve siyasal tüm unsurlar kesin kararlılıkla ve hızlı bir şekilde değiştirilerek çağdaşlaşma yolunda büyük bir adım atılmıştır. 1 Kasım 1922 günü saltanat kaldırılarak ülke yönetimindeki çift başlılığa son verilmiş, Meclis Hükümeti tek başına otorite olmuştur. 29 Ekim 1923’de Cumhuriyet kurulmuş ve ülkenin yönetimsel yapısı belirlenmiştir. Otorite olarak Ankara’nın elini güçlendiren son unsur ise Osmanlı İmparatorluğu’ndan kalan son gölge olan Halifeliğin kaldırılması (3 Mart 1924) olmuştur.

    Tekke ve zaviyelerin kapatılması (30 Kasım 1925), Anayasada yer alan “devletin dini İslam’dır” maddesinin kaldırılması (1928) ve “Türkiye Cumhuriyeti laik bir devlettir.” maddesinin eklenmesi (1937) ile çağdaş bir toplum meydana getirme yolunda büyük bir ilerleme kaydedilmiştir.

    Atatürk zamanında sosyal hayatı yeniden şekillendirecek olan Medeni Kanunun Kabulü (17 Şubat 1926) ile çağdaşlaşma yönünde en büyük adımlardan biri daha atılmış, şapka ve kıyafet devrimi (25 Kasım 1925), takvim, saat ve ölçülerde değişiklik (1925 ve 1935) ve Soyadı Kanunu (21 Haziran 1934) ile sosyal hayatı modernleştiren, dolayısıyla insanların günlük yaşamını çok daha kolaylaştıran gelişmeler yaşanmıştır.

    Çağdaşlaşmanın eğitimle olacağını çok iyi bilen Atatürk, bu bilinçle ilk olarak 3 Mart 1924’te Tevhidi Tedrisat Kanunu’yla tüm okulları modernleştirmiştir. Bu devrimi izleyen 1 Kasım 1928 tarihli Harf Devrimi ve 12 Temmuz 1932 tarihli Dil Devrimi eğitimde modernleşme yolunda atılmış en büyük adımlar olmuştur.

    Bütün bunlardan başka, Mustafa Kemal Atatürk’ün çağdaşlaşmaya verdiği önem, kadınlara önce belediye başkanı ve daha sonra milletvekili olma imkânı tanıyan seçme ve seçilme kanununda yapılan değişikliklerde de kendisini göstermiş, o yıllarda bir çok Avrupa ülkesinde kadınlara tanınmayan haklar Atatürk döneminde Türk kadınlarına verilmiştir.

    Çağdaş Türk toplumunun oluşmasındaki en büyük katkı, çağdaşlığın savunucusu Büyük Önder Atatürk’e aittir.