Atatürk'ün Çocuk Sevgisi ile İlgili Anıları

Konusu 'Mustafa Kemal Atatürk' forumundadır ve Lavinia tarafından 22 Ekim 2013 başlatılmıştır.

  1. Atatürk'ün Çocuk Sevgisiyle ilgili anılarını konumuzun devamında okuyabilirsiniz..

    Atatürk'ün çocuk sevgisi ile ilgili bir anısı

    Siz Türk çocukları benim birer parçamsınız. Bende sizin.

    Atatürk bir okula gitmişti. Her zaman olduğu gibi bütün çocuklar etrafını sardı. Hepsi sevinç içinde onu alkışlıyordu. Yalnız küçük bir çocuk bir kenara çekilmiş, ilgisiz gibi duruyordu. Bu durum Atatürk’ün gözünden kaçmadı. Onu yanına çağırdı:

    - Çocuğum, neden durgunsun? Bir derdin mi var? Hasta mısın?

    Çocuk:

    - Bir şeyim yok efendim.

    Çocuk arkasını döndü, gözlerinden akan yaşları gizlice sildi.

    Atatürk:

    - Niçin ağlıyorsun yavrum? Sen ağlayınca ben çok üzülüyorum.

    Küçük çocuk, o vakit yaşlı gözlerini Atatürk’e çevirdi:

    - Atam, seni böyle yakından görmek isterdik. Geldin, gördük, sevindik. Ama artık sıramızı savdık. Bir daha seni ne zaman göreceğiz? Ona ağlıyorum. Atatürk oradaki çocuklara baktı:

    - Beni ne zaman görmek isterseniz aynaya bakın. Siz Türk çocukları benim birer parçamsınız. Ben de sizin.

    Atatürk ve Çobanlık Yapan Çocuk

    ATATÜRK, Antalya'ya giderken yolda verdiği bir mola esnasında bir çocuğun söylediği türkü sesi duyar.Türkü ilgisini çekince türküyü söyleyen kişinin yanına getirilmesini emreder.Atatürk'ün yanındakiler türküyü söyleyen kişiyi bulurlar.Genç bir çoban çocuk türküyü söylemektedir.

    Atatürk:
    - Türküyü sen mi söylüyorsun? diye sorduktan sonra
    - Burada da söyle de dinleyelim der.
    Genç çoban türküyü bitirince Atatürk çocuğu alkışlar ve
    - Biis... biis, diye bağırır.
    Genç çoban ve yanındakiler anlamayınca ATATÜRK biis' in ne olduğunu izah eder.
    - Biis demek, beğendim, tekrar söyle demektir.
    Çoban bunun üzerine türküyü tekrarlar. ATATÜRK de, cebinden elli lira çıkararak çobana verir. Çoban paraya bakar ve
    - Biis... biis diye bağırır.

    Atatürk, bu zeki cevaptan o kadar memnun olur ki, bir elli liralık daha çıkarıp verir ve yanındakilere dönerek o dönemde sürekli Türkiye'ye sataşan İtalyan diktatörü Mussoloni için

    - İmkân olsaydı da, Musolini şu sahneyi görseydi ve cevabı işitseydi, hangi millete nutuk söylediğini anlardı der.

    Çankaya'da gezi ve çocuklarla sohbet...

    İki kardeş okul dönüşü annelerinden izin alarak sık sık Atatürk’ün köşkünün etrafında gezinip dururlarmış.

    Öğretmeni Ayşe’ye o gün yurdumuzun düşmanlardan kurtarılması için Ata’nın emrinde milletçe nasıl çok çalışıldığını anlatmıştır. İçinde bulunduğumuz ortamın nasıl meydana getirildiğini öğrenen Ayşe, kardeşi İsmet’i de alarak her zaman olduğu gibi belki Atatürk’ü görürüz diye köşkün etrafında gezip dururlar.

    Tesadüf aynı gün, yaveri ve arkadaşlarıyla bir gezinti yapan Atatürk, Ayşe ile kardeşinin köşkü seyrettiklerini görünce yanlarına yaklaştı.

    - Adın ne senin yavrum.

    - Ayşe.

    - Senin adın ne yavrum.

    Ayşe’nin kardeşi hemen cevap verdi.

    - İsmet.

    - Niçin burada dolaşıyorsunuz?

    - Sizi görmek istedik efendim.

    - Peki ben kimim? Beni niçin görmek istediniz?

    İki kardeş bir ağızdan

    Gazi Mustafa Kemal Paşasınız.

    Atatürk ve yanındakiler gülümsediler.

    - Benzettiniz çocuklar ben gazi değilim.

    Yine iki kardeş bir ağızdan

    - Siz Gazisiniz.

    - Peki nereden bildiniz?

    Çocuklar aynı ağızdan gür bir sesle,

    Çünkü size hiç kimse benzemez.

    - Ayşe sen okuyor musun?

    - Evet beşinci sınıftayım.

    - İsmet sen kaçıncı sınıftasın?

    - Üçüncü sınıftayım.

    - Ayşe sen ne olmak istiyorsun?

    - Öğretmen olmak istiyorum efendim. Öğretmenler yurtlarına yararlı insanlardır. Biz her şeyi öğretmenden öğreniriz. Sizi de öğretmenimiz tanıttı.

    - Evet yavrum, biz her şeyimizi öğretmenlere borçluyuz. Beni de öğretmenim Gazi yaptı. Peki İsmet sen ne olmak istiyorsun?

    - Asker olacağım. Çünkü sizi çok seviyorum. Yurduma saldıran düşmanın kafasını kıracağım.

    Atatürk iki kardeşi bağrına bastı sevdi ve okşadı.

    - Aferin çocuklar.

    Yanındaki arkadaşlarına dönerek:

    - Evet! Milletin bağrından tertemiz bir nesil yetişiyor. Eserimizi bunlara gözümüz arkada kalmadan bırakabileceğiz. Şimdi çok huzurluyum! derken gözleri yaşardı.