Atatürkün dil ve edebiyat hakkındaki görüşleri nelerdir

Konusu 'Mustafa Kemal Atatürk' forumundadır ve Lavinia tarafından 24 Ocak 2013 başlatılmıştır.

  1. atatürkün dil ve edebiyat hakkındaki görüşleri nelerdir kısaca

    Cumhuriyet döneminden önce Anadolu Türkçe’sinin geçirdiği evreler iki çizgide oluşmuştur.
    Bir yandan Türk halkı resmi ve dinsel gelişmelerin etkisi dışında kültürünü ve öz dilini korumuş , geliştirmiş !
    Diğer yandan Arap’ça ve Fars’çanın etkisi altında ki Türkçe yazı dili giderek Türk düşünce-
    sinden ve anlatımından uzaklaşmış bulunmaktaydı ….
    Bu durumun başlıca sebepleri ;
    * Devletin tüm yazışmalarda birinci sırada Arapçayı , ikinci sırada Farsçayı kullanması .
    * Medrese ve din eğitiminin getirdiği edebiyat anlayışıdır .
    Öylesine ki Anadolu halkı konuştuğu dilin dışında başka bir dilde yazışmaya ve anlaşmaya
    zorlanmıştır …
    Bir devlet , bir toplum için en önemli ögelerden biri DİL BİRLİĞİ nin sağlanması ,toplumda herkesin aynı dille konuşup , yazması ve bu dilin ulusun tüm bireylerince anlaşılır olmasıdır .

    ATATÜRK HARF DEVRİMİNİN 10 yılda değil 3 ayda bitirilmesini aksi taktirde bu kanunun çıkmaza gireceğini belirterek halka şu açıklamayı yaptı :
    _
    ‘’ Bizim ahenkli ve zengin dilimiz yeni Türk harfleri ile kendini gösterecektir .
    Yüzyıllardan beri kafalarımızı demir çerçeve içinde bulunduran , anlaşılamayan ve anlamadığımız işaretlerden kurtulmak için buna mecburuz ..Bir çok şeyler yapılmıştır ama en önemlisi budur . Herkes kısa bir sürede bunu öğrenmek zorundadır . Hepimiz öğrenmeliyiz .
    Milletimiz yazısıyla , kafasıyla bütün uygar dünyanın yanında olacaktır … ‘’

    Bu tarihsel söylevin ardından en kısa zamanda kanunun yasal düzeyde ele alınmasını ve en kısa süre içinde sonuçlandırılmasını istedi .

    8.11.1928 de TBMM açış konuşmasına şöyle başladı :

    _ ‘’ her şeyden önce halkımız cehaletten / cahillikten az emek ve kısa yoldan ancak kendi güzel ve asil diline kolay uyan böyle bir araç ile sıyrılabilir . Basit bir uygulama ile Latin kökenli Türk harflerinin Türk Diline ne kadar uygun olduğunu şehirde ve köyde tüm halkın
    Kolay ve kısa sürede öğrendiği ortaya çıkmıştır . TBMM nin kararıyla Türk harflerinin kesinlik ve yasallık kazanması bu memleketin yükselme mücadelesinde başlı başına bir geçit olacaktır . Bu kararı alan TBMM , yalnız ebedi Türk tarihinde değil , bütün insanlık tarihinde
    En seçkin yerini alacaktır … ‘’

    Türk harfleri yasası yürürlüğe girince bir yandan halk dersaneleri ve millet mektepleri
    / okulları açılarak OKUMA – YAZMA SEFERBERLİĞİ başlatılmış bir yandan da DİL KURULU çalışmalarını hızlandırılmıştır .
    Harf devrimini de kapsayan dilde yenileşme süreci için çizilen program başlıca 3 aşamalı düşünülmüştür .

    1- Harf devrimi : Türk halkının bilgisizlikten kurtarılması için en kolay okuma –yazma anahtarı sağlanmıştır .

    2- Türkçe’nin kendi zenginliğine kavuşması ve Osmanlıcanın yapaylığından kurtarılması . Bu çalışmalar 1930 yılından sonra yoğunlaşmıştır .

    3- Dil felsefesi : Dilin kavramları ve kurumları ile ortaya çıkarılması…

    Bu çalışmalar 1937 yılına kadar sürmüştür .

    Atatürk , tüm bu çalışmalar içerisinde önderlik görevi yapmış Türk ocaklarında , Halk evlerinde ve halkın içinde bu girişimlere bilim adamlarının eşliğinde katılmıştır .

    Yukarıda bahsedilen 3 kanunun asıl amacını şöyle ifade edebiliriz :

    Türkçe’nin kendi öz ve ulusal kaynaklarından beslenerek yeni , çağdaş gelişmelere elverişli
    Bir yapıya kavuşturulması Atatürk bu temel amacı nutuklarında sık sık yineleyerek şunu vurgulamıştır :

    ‘’ Ülkesini , geleceğini bilen Türk halkı , DİLini de yabancı dillerin boyunduruğundan kurtaracaktır .
    Türk dilinin kendi zenginliğine kavuşması çalışmakla mümkün/ olasıdır … ”