Atatürkün Eğitime Önem Vermesi Sonucu Türk Toplumu Neler Kazandı Kısaca

Konusu 'Kısa Özet Bilgiler' forumundadır ve Nehir tarafından 11 Ocak 2014 başlatılmıştır.

  1. Atatürkün Eğitime Önem Vermesi Sonucu Türk Toplumu Neler Kazandı Özeti

    Bir milletin geleceği üzerinde eğitimin oynadığı rolü çok iyi bilen Atatürk, eğitim konusuna büyük önem vermiş, Türk toplumunun, milli ve çağdaş bir eğitim sisteminin uygulamaya konulması ile her alanda büyük kazanımlar elde edeceğini bir çok kez dile getirmiştir.

    Atatürk, eğitimi; “millet olmanın, bayındır bir vatan kurmanın” temel koşulu olarak görmüş, Ulusal Kurtuluş Savaşı’nda elde edilen askeri zaferin kültür, ekonomi ve “Milli Eğitim” hususunda elde edilecek başarılarla tamamlanması gerektiğine inanmıştır.

    Türk milleti, Atatürk’ün ileri görüşlü bir kişiliğe sahip olması nedeniyle eğitim konusuyla çok erken meşgul olmaya başlamıştır. Birinci Dünya Savaşı sonrasında yürütülen Milli Mücadele sırasında Atatürk’ün binlerce Türk çocuğunu kurtaran ve toplumun geleceğini güvenli bir hale getiren iki uygulaması bulunmaktadır. Milletin geleceğini tayin edecek çocuklarla ilgili olarak 10 Haziran 1921 tarihinde Türkiye’deki korunmaya muhtaç çocukların tamamını içeren ve merkezinin Ankara’da olmasını istediği Çocuk Esirgeme Kurumu’nun açılması talimatını veren Atatürk, bu konu ile alakalı olarak yapılan çalışmaları büyük bir titizlikle yakından takip etmiştir. Diğer bir uygulaması ise 16-21 Temmuz 1921 tarihleri arasında topladığı Maarif Kongresi (Milli Eğitim Kongresi)’dir. Atatürk cephedeki şartların ağırlığına rağmen, bu kongrenin ertelenmesine asla razı olmamış, cepheden gelerek açış konuşmasını yaptığı kongrede, kadın-erkek 250’den fazla öğretmenin elini tek tek sıkmıştır. Kongrede, Türkiye’nin milli eğitimini mutlaka kurması gerektiğinin altını çizerek “Şimdiye kadar izlenen tahsil ve terbiye yöntemlerinin milletimizin gerileme tarihinde en önemli etken olduğu kanaatindeyim. Onun için bir milli terbiye programından bahsederken, eski devrin batıl inançlarından, doğuştan sahip olduğumuz özelliklerle hiç de münasebeti olmayan yabancı fikirlerden, Şark’tan ve Garp’tan gelebilen bilcümle etkilerden tamamen uzak, milli ve tarihi özelliklerimizle uyumlu bir kültür kastediyorum” demek suretiyle toplumun ilerlemesi açısından çağdaş eğitimin temellerinin mutlaka atılması gerektiğini, eğitim alanında gerçekleştirilecek köklü değişiklerin biran evvel hayata geçirilmesi için büyük çaba sarfedilmesi gerektiğini ifade etmiştir.

    “Ordularımızın zaferi, öğretmenlerin zaferine zemin hazırlayacak ve gerçek zafer, eğitim ve öğretim alanlarında başarıyla elde edilebilecektir” diyen Atatürk, Cumhuriyetin kuruluşundan sonra bir ulusal eğitim politikasının oluşturulmasına da önderlik etmiştir. Atatürk’ün önderliğinde gerçekleştirilen Milli Eğitim Devrimi, O’nun görüşlerine uygun olarak eğitimin milli olması, eğitim-öğretim birliğinin temel alınması, Milli Eğitim Sistemi’nin bilime dayandırılması, laikliğin esas alınması, eğitimin yaygınlaştırılması, kadınların eğitimine eşit biçimde önem verilmesi, eğitimde düşünce ve hareket birliğinin sağlanması, öğretmenlik mesleğinin tercih edilir bir meslek haline getirilmesi ilkeleri çerçevesinde düzenlenmiştir.

    Atatürk döneminde, Türk toplumunun eğitim ve kültür seviyesinin yükseltilmesi ile öğrenim gören kişi sayısının artırılması amaçlanmış, eğitim ve öğretim alanında köklü değişiklikler yapılarak, “Yeni Türk Eğitim Sistemi” ile “Tevhitti Tedrisat Kanunu” kabul edilerek eğitim-öğretimde ikiliğe son verilmiş, devletin kontrolünde modern bir eğitim sisteminin oluşturulması çabalarına ağırlık verilmiştir. Bu çabaların sonucunda; Osmanlı toplumunda yaygın halde bulunan mahalle mektepleri ve medreseler TBMM tarafından 3 Mart 1924 yılında çıkarılan “Öğretimin Birleştirilmesi” yasası ile kaldırılmış, eğitim ve öğretim işleri Milli Eğitim Bakanlığı’na verilerek, kaldırılan mahalle mektepleri ve medreselerin yerine bir çok şehirde öğretmen okulları, meslek okulları, teknik okullar, ortaokul ve liselerin açılması sağlanmıştır. Çıkarılan Üniversiteler Kanunu ile Darülfünun kaldırılmış yerine İstanbul üniversitesi kurulmuştur. Lâik bir eğitim sistemine geçilmiş, Latin kökenli yeni Türk Alfabesi’ne geçilerek Türkçe’nin yapısına uymayan Arap harfleri kaldırılmıştır.

    Eğitimin geliştirilmesi çabaları devam ederken bile Atatürk, uygarlığın getireceği mutluluğa sahip olmak ve ondan yararlanmak için, Türk insanına “kendisine düşen çabayı göstermesi gerektiği” bilincini verecek bir eğitim sistemi kurmakla; Türk toplumunun her bir ferdinin modern eğitim sisteminden olanca gücüyle yararlanması gerektiğini arzu etmiştir.

    Özetleyecek olursak; Atatürk’ün eğitime büyük önem vermesi sonucunda, “Türk Milli Eğitim Sistemi” temel görevi olan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin varlığının sürdürülmesi işlevini yerine getirecek bir yapıya kavuşturulmuş, Türk toplumuna her alanda büyük kazanımlar sağlamıştır.

    “Milli eğitimde, süratle yüksek bir seviyeye çıkacak olan bir milletin, hayat mücadelesinde maddi ve manevi bütün kudretlerinin artacağı muhakkaktır” diyen büyük önder Atatürk’ün önderliğinde gerçekleştirilen milli eğitim devrimi sonucunda:

    a) Yeni nesilleri sosyal, kültürel ve ekonomik yaşamda etkin ve başarılı kılacak,

    b) İnsanlara özgür ve bilimsel düşünmeyi, hukuk kuralları ile bir arada yaşamayı öğretecek ve bunun üstünlüklerini gösterecek ve sevdirecek,

    c) Vatan ve millet sevgisi ile dolu, yenilikçiliği benimsemiş, laik cumhuriyet vatandaşları yetiştirecek bir eğitim sistemi oluşturulmuş; bu yolda da genel hedef olarak, “Türk Ulusu’nun uygarlık saflarında en ileri düzeye ulaşması” ilkesi benimsenmiştir.

    Genel Başlıkları İle Eğitim ve Kültür Alanında Yapılan Devrimler:

    Millet Mekteplerinin Açılması (1920)
    Öğretimin Birleştirilmesi (1924)
    Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun (1926)
    Medreselerin Kapatılması (1926)
    Güzel Sanatlarda Yapılan Yenilikler (1928)
    Harf Devrimi (1928)
    Türk Dil ve Tarih Kurumlarının Kurulması (1931)
    Üniversite Reformu (1933)