Atatürkün Folklöre Verdiği Önem Nedir

Konusu 'Mustafa Kemal Atatürk' forumundadır ve Lavinia tarafından 24 Ocak 2013 başlatılmıştır.

  1. Atatürkün Folklöre Verdiği Önem Kısaca

    Mustafa Kemal Atatürk, sadece, büyük bir asker ya da büyük bir devlet adamı değildi…O, gerçek bir dahi idi ve her konuda engin bilgilere sahip, müstesna bir kişiliğe sahipti…Askerî zaferlerin kazanılıp, ülke kurtarıldıktan sonra, yeni bir Türkiye Devleti kurulurken, milletimize de, yöneticilere de en doğru olanı gösterdi.Daha Sofya’da askerî ateşe iken inceleyip özümsemiş olduğu kooperatifçilik sisteminin Türkiye’de de uygulanmasını sağladı. 1936 yılında kurdurup, 1 numaralı ortağı olduğu Silifke Tekir Çiftliği Tarım Kredi Kooperatifi, vatan sathına yayıldı ve bugün, Türk köylüsü, çiftçisi için çok önemli kurum haline geldi.O aynı zamanda büyük bir ekonomistti…Dilciydi, tarihçiydi ve her alanda uzman bir bilgindi…Türk Dil ve Türk Tarih Kurumlarının kuruşunu sağladı. Amacı, dilimizin, yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarılmasıydı… Ve tarihimizin doğru olarak yazılmasını istiyordu…Yüce Önder, Türk Halk Kültürünün zenginliğini biliyor ve bu zengin kültürün, yani folklorumuzun derlenmesini, belgelenmesini ve bundan yararlanılmasını istiyordu.”Modern Türkiye Devleti henüz kuruluş aşamasında ve canhıraş bir var olma mücadelesi içinde iken, 1920 yılında folklor ile ilgili çalışmaların önemini müdrik olarak Maarif Vekaletine bağlı bir hars dairesi kurarak ve bu vasıta ile öncelikle öğretmenlerle ilişkiye girişilerek yurdun dört bucağından Türk Folklor ürünlerinin tesbit edilmesi ve derlenip kaydedilmesi çalışmalarına başlar. Bu faaliyet, 1924 yılına kadar çeşitli dergilerde yer alan yol gösterici, öğretici ve alanı tanıtıcı yazılarla teşvik edilir; genç aydınlar arasında Türk Halkbilimi araştırmalarına ilgi uyandırılmasına gayret gösterilir.”

    1924 yılında, İstanbul Üniversitesi bünyesinde bir “Türkiyat Enstitisü” kuruldu. Hocaların Hocası M. Fuad Köprülü burada, halkbilim dersleri vermeye başladı. Denilebilir ki, akademik seviyede ilk halkbilimciler burada yetişti.

    Yine aynı yıl Ankara’da açılan Musiki Muallim Mektebi, Türk Halk Türkülerini derlemeye başladı ve bunları arşivledi.

    1925 yılında Ankara’da kurulan Etnografya Müzesi, derlenen Türk el sanatları ürünlerini teşhir etmeye başladı ve bu müze giderek zengin bir folklor müzesi haline geldi.

    1927 yılında, Türk Halk Kültürüne gönül verenler tarafından Anadolu Halk Bilgisi Derneği kuruldu. Bir yol sonra derneğin adı Türk Halk Bilgisi Derneği şekline dönüştürüldü. Bu dernek, “Halk Bilgisi Mecmuası”nın yayını başlatırken, bir de “Halk Bilgisi Toplayıcılarına Rehber” adıyla bir klavuz kitap yayımladı. Anılan dergiyi tek sayı yayımlayan dernek, bir yıl aradan sonra “Halk Bilgisi Haberleri” adıyla başka bir derginin yayının başlattı. Bu dergi derneğin kapandığı 1932 yılına kadar 124 sayı yayımlandı. O arada konferanslar verildi ve kitap yayınları yapıldı.

    1955 yılında Ord. Prof. Dr. M. Fuad Köprülü ve o dönemin 11 Üniversite Hocası, “Türk Halk Sanatlarını ve An’anelerini Tetkik Cemiyeti” adıyla bir dernek kurdular. Bu dernek bugüne kadar faaliyetlerini sürdürmüş olup, zaman içerisinde adı, “Folklor Araştırmaları Kurumu”na dönüşmüştür.

    1964 yılında kurulan “Türk Folklor Enstitüsü Kurma Derneği”, geniş bir kamuoyu oluşturarak, Kültür Bakanlığı bünyesinde, 1966 yılında “Millî Folklor Araştırma Enstitüsü”nün kuruluşunu sağladı. Bu oluşumu sağlayanların çoğu, Folklor Araştırma Kurumu’nun üyesiydi. Nitekim, Enstitü’nün ilk Müdürü Cahit Öztelli, bu Kurumun da Yönetim Kurulunda görev almış, değerli bir halkbilim uzmanıydı. Sonraki yıllarda, adı, Millî Folklor Araştırma Dairesi, Halk Kültürünü Araştırma Dairesi ve nihayet Halk Kültürlerini Araştırma ve Geliştirme Genel Müdürlüğü (MİFAD-HAKAD-HAGEM) şekline dönüşen bu birim, bugüne kadar, Türk Halk Kültürü bakımından, çok büyük başarılara imza atmıştır.

    1932 yılında kurulan HALKEVLERİ’nin, Folklor çalışmalarının bugünkü başarılı düzeye ulaşmasında büyük rolü olmuştur. Halkevleri bünyesinde çok çeşitli derleme çalışmaları gerçekleştirilmiş ve bunlar, elliyi aşan Halkevleri Dergilerinde yayımlanarak, çok değerli ve zengin bir külliyat ortaya konulmuştur. Bu evlerde, halk oyunları, halk musikisi, gelenek ve görenek bakımından yapılan çalışmalar, günümüzde de aşılabilmiş değildir.