Atatürk'ün Kişiliği ve Kişilik Özellikleri

Konusu 'Mustafa Kemal Atatürk' forumundadır ve Nehir tarafından 9 Ocak 2014 başlatılmıştır.

  1. Atatürk'ün Kişiliği ve Özellikleri

    1- Vatan ve Millet Sevgisi

    Atatürk, vatanı ve milleti için yaptıklarını hiçbir zaman yeterli görmemiş, vatanına ve milletine olan sevgisinin büyüklüğünü “Ben, gerektiği zaman, en büyük hediyem olmak üzere, Türk milletine canımı vereceğim.” sözleriyle dile getirmiştir.

    Atatürk’ün yurtseverliği, Türk milletine olan saygı ve sevgisinden kaynaklanmaktadır. Ona göre Türk milleti yüksek bir karaktere sahip zeki, çalışkan birlik ve beraberlik içinde güçlükleri yenmesini bilen bir milletti.

    Bir gün yabancı bir büyükelçinin, Atatürk’e Büyük İskender ile aynı bölgede doğduğunu hatırlatması üzerine Atatürk, şu cevabı verir: “Benzeyiş o noktada durur. İskender cihanı fethetti; ben etmedim. İskender cihanı fethederken kendi vatanını unuttu; ben hiçbir zaman vatanımı unutmayacağım.” (1)

    2- Mantıklı ve Gerçekçi Oluşu

    Atatürk’ün en belirgin yönlerinden biri de işlerinde mantık kurallarının dışına çıkmaması, her sorunun çözümünde mantık kurallarına göre hareket etmesidir. Atatürk’ün ortaya koyduğu bütün eserlerinin temelinde mantık ve akılcılık vardır. “Akıl ve mantığın çözümlemeyeceği mesele yoktur.” diyen Büyük Önder Atatürk, “Bizim akıl, mantık, zekâ ile hareket etmek en belirgin özelliğimizdir. Bütün hayatımızı dolduran olaylar bu gerçeğin delilleridir.” (2) sözleriyle yaşamında attığı her adımda akıl ve mantığın nasıl kullanıldığını dile getirmiştir.

    Atatürk`ün yaptığı inkılaplar incelendiğinde, bunların mantık ve akılcılığın üstünlüğünden kaynaklanarak gerçekleştirildiği kolayca anlaşılabilir.

    Atatürk, Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasından sonra, Bursa’da öğretmenlere hitaben yaptığı konuşmada, “Bugün eriştiğimiz nokta gerçek kurtuluş noktası değildir... Kurtuluş, cemiyetteki hastalığı ortaya çıkarmak ve iyileştirmekle elde edilir... Fikirler manasız ve mantıksız safsatalarla dolu olursa o fikirler hastadır. Aynı şekilde toplumsal hayat akıl ve mantıktan uzak, zararlı birtakım inanış ve geleneklerle dolu ise cemiyet felce uğrar...” (3) demiştir.

    3- Düşünce Ufkunun Geniş Olması

    Atatürk, en zor anlarda dahi, sorunlara çözümler bulan ve bunları başarıyla uygulayabilen geniş bir düşünce ufkuna sahipti. Bu özelliğiyle kimsenin hayal dahi edemediği işleri başarmış, olayların akışına uyan ve buna göre davranan bir kişi olarak değil, aksine olayları kendi görüşüne ve düşüncesine göre biçimlendiren bir önder olarak karşımıza çıkmıştır.

    Atatürk, geniş bir düşünce ufkuna sahip olduğunu, askerî ve siyasi alanda gerçekleştirdiği işler ve inkılaplarla ortaya koymuştur. Çanakkale ve Sakarya savaşlarında uyguladığı savaş taktikleri, onun askerî dehasının bir göstergesidir. Ayrıca yeni Türk alfabesinin ve uluslararası ölçü birimlerinin kabulü gibi sosyal ve kültürel alanda gerçekleştirdiği inkılaplar, Atatürk’ün geniş düşünce ufkunun boyutlarını gösteren örneklerdir.

    Atatürk’ün gerçekleştirdiği her eserde geniş bir düşünce ufkuna sahip olduğunu görmek mümkündür. Bu konuda şu örnek verilebilir: Sakarya Savaşı’nın en zor günleridir. Ordunun kuzey-güney istikametindeki cephesi, düşman saldırısı sonucu doğu-batı istikametine dönmüş ve Ankara yolu, Yunan ordusuna açık duruma gelmişti. İşte, Atatürk böyle zor bir durumda, orduya verdiği emrinde şöyle diyordu: “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh, bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı, vatandaş kanıyla ıslanmadıkça düşmana terk edilemez...” Atatürk’ün, olağan üstü düşünce kabiliyetinin sonucu olarak, yapılan bu yeni savunma yöntemiyle düşman yenilgiye uğratılmış, Sakarya Savaşı kazanılmıştır.

    4-İdealist Oluşu

    Atatürk’ün en büyük tutkusu, bütün gücüyle milletine yararlı olmaktı. Kendisindeki sorumluluk duygusunu şu şekilde tanımlardı: “Hizmet edenler, vazifelerini ifa etmiş olmaktan başka bir şey yapmamışlardır.” (4) “Kalp ve vicdanında manevi ve kutsal hazlardan başka zevk taşımayan insanlar için ne kadar yüksek olursa olsun, maddi makamların hiçbir kıymeti yoktur.” (5)

    Bir gün “En büyük eseriniz hangisidir?” sorusuna şöyle cevap verir: “Benim yaptığım işler, biri diğerine bağlı ve gerekli olan şeylerdir. Fakat, bana yaptıklarımdan değil, yapacaklarımdan bahsediniz.” (6)

    Atatürk’ün idealizmi vatan ve millet sevgisinden doğuyordu. Öğrenciliğinden beri, tüm davranışlarında bu özelliği dikkat çekmiştir. Harp Akademisini bitirdikten sonra: “Vatan mutlaka selamet bulacak, millet mutlaka mesut olacaktır. Çünkü kendi selametini, kendi mutluluğunu, memleketin ve milletin mutluluk ve selameti için feda edebilen vatan evlatları çoktur.” (7) diyordu.

    5-İleri Görüşlülüğü

    “Yolunda yürüyen bir yolcunun yalnız ufku görmesi yetmez. Muhakkak ufkun ötesini de görmesi ve bilmesi gereklidir.” (8) diyen Atatürk, son derece ileri görüşlü bir önderdi. Her konuyu en geniş şekilde düşünmeyi, incelemeyi ve hesaplamayı kendine ilke edinmişti.

    Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı’na atandığında bu görevi kendisine devreden Alman Generali Liman Von Sanders’in, “Yenildik. Bizim için her şey bitti” sözlerine karşı; “Savaş, müttefiklerimiz için bitmiş olabilir. Ama bizi ilgilendiren savaş, kendi istiklalimizin savaşı, ancak şimdi başlıyor.” cevabını vermiştir.

    Atatürk’ün ileri görüşlülüğüne diğer bir örnek, 1932’de Amerikalı General Mac Arthur’la yaptığı görüşmede, 1939’da çıkacak ve 1945 yılına kadar devam edecek olan İkinci Dünya Savaşı’nın hangi nedenlerden çıkacağını, savaşın gelişimini ve sonuçlarının nasıl olacağını söylemesidir.

    6- Önder Oluşu

    Atatürk’ün özelliklerinden biri de büyük bir önder olmasıdır. Önderlik, Atatürk’ün hayatının her döneminde daima ön plana çıkan bir özelliği olmuştur. Aynı zamanda O, insanlık tarihinin yetiştirdiği önde gelen büyük devlet adamlarından biridir.

    19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkan Atatürk, Türk milletinin bu en zor günlerinde, bir önder olarak izlenmesi gereken yolu şöyle göstermişti: “Türk’ün onuru, kendine güveni ve yetenekleri çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir ulusun, tutsak yaşamaktansa yok olması daha iyidir. Öyleyse, ya bağımsızlık, ya ölüm!” (9)

    Atatürk, Millî Mücadele’de millî birliği ve dayanışmayı sağlayan büyük bir liderdir. Savaş alanlarının efsanevi bir komutanıdır. Bunun en açık örneği; Çanakkale ve Kurtuluş savaşlarında kazandığı zaferdir. Atatürk, Mondros Ateşkes Anlaşması’nın imzalanmasından sonra, birçok kimsenin her şeyin bittiğini sandığı anda, Millî Mücadele’nin önderi olmuştur. O, Millî Mücadele’nin her aşamasında bulunarak Kurtuluş Savaşı’nı zaferle sonuçlandırmıştır. Türk milleti, Atatürk’ün önderliğinde, düşmana karşı verdiği mücadeleyi kazanarak bağımsızlığına kavuşmuştur.

    7- İnkılapçılığı

    Atatürk’ün, en önemli yönlerinden biri de inkılapçı bir kişi olmasıdır. Atatürk’ün inkılapçılık anlayışı, zamanına göre geri kalmış kurumların ortadan kaldırılması ve yerine ilerlemeyi, gelişmeyi kolaylaştıracak ve geliştirecek kurumların getirilmesi esasına dayanır. Atatürk, bu durumu şu sözleriyle ifade etmektedir: “İnkılap, var olan müesseseleri zorla değiştirmek demektir. Türk milletini son asırlarda geri bırakmış olan müesseseleri yıkarak yerlerine, milletin en yüksek medeni gereklere göre ilerlemesini sağlayacak yeni müesseseleri koymuş olmaktır.” (10)

    Atatürk’e göre uygarlık dünyasındaki yerimizi kaybetmemek, ona ayak uydurabilmek için “İnkılabın temellerini her gün derinleştirmek, kuvvetlendirmek lazımdır.” Zira “Medeni dünya çok ileridedir. Buna yetişmek, o medeniyet çemberine girmek mecburiyetindeyiz.” (11)

    Atatürk’ün inkılapçılık anlayışı, durağan olmayıp sürekli yenileşmeyi ve gelişmeyi öngörmektedir. Bu anlayış doğrultusunda toplumun dönemin gereklerine göre çağdaşlaştırılması, en önemli hedefler arasında yer almaktadır.

    8- Birleştirme ve Bütünleştirme Gücü

    Millî birlik ve beraberlik, milletimizin sevinçte ve tasada ortak hareket etmesidir. Atatürk’ün en önemli özelliklerinden biri de halkı düşünceleri etrafında toplayarak sağladığı millî birlik ile Kurtuluş Savaşı’nı başarıya ulaştırmasıdır. Millî birlik ve beraberliğin milletimiz için önemini ise Atatürk: “Türkiye halkı ırksal veya dinsel ve kültürel yönden birleşmiş, bir diğerine karşı karşılıklı hürmet ve fedakârlık hisleri ile dolu ve kaderi, geleceği ve menfaatleri ortak olan bir toplumdur.” (12) sözleriyle açıklamıştır.

    Kaynakça:

    (1) Ahmet Köklügiller, Atatürk’ün İlkeleri ve Düşünceleri, İstanbul, 1978, s. 23
    (2) Atatürkçülük, (3. Kitap), İstanbul, 1997, s. 108
    (3) Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Cilt 2, 2. Baskı, Ankara, 1959, s. 16
    (4), (5), (6), (7) Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, (Derleyen Nimet Unan), Cilt 2, 2. Baskı, Ankara, 1959
    (8) Ahmet Köklügiller, Atatürk’ün İlkeleri ve Düşünceleri, Kaya Yayınları, İstanbul, 1988, s. 32
    (9) Atatürk, Söylev (Nutuk) I, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 1963, s. 9
    (10), (11) Atatürkçülük, Atatürkçü Düşünce Sistemi (3. Kitap), İstanbul, 1997, s. 50
    (12) Atatürkçülük, Atatürk’ün Görüş ve Direktifleri, (1. Kitap), İstanbul, 1997, s. 53