Atatürk'ün kurtuluş savaşı sırasında iletişime verdiği önem

Konusu 'Mustafa Kemal Atatürk' forumundadır ve Lavinia tarafından 23 Ocak 2013 başlatılmıştır.

  1. Atatürkün kurtuluş savaşında iletişime verdiği önem

    Kitle iletişim araçları ve özelikle de basın, Ulusal Kurtuluş Savaşı’nda olduğu gibi devrim sürecinde de Atatürk’e ve çağdaşlaşma hamlelerine destek vermiştir. Gücünü halktan alan Atatürk, devrimleri benimsetme yolunda zorlama ve baskı yapma yerine ikna ve kamuoyu oluşturma yöntemlerine başvurmuştur.

    Kitle iletişim araçları, özellikle okuma-yazma bilmeyi gerektirmeyen radyo ve televizyon, az gelişmiş yada gelişmekte olan ülkelerde toplumsal gelişmede yada modernleşmede kimi koşulların yerine getirilmesi ve değişkenlerin denetim altına alınmasında kullanılmıştır. Tüm yenileşme çabalarında, geleneksel toplumlardan çağdaş toplumlara geçişte ulusallaşma, ulusal devlet kurma, ulusal bir siyasa izleme, ulusal bir kültür yaratma ve bunu halka yayma temel amaçlardan biri olmuştur. Yenileşmenin, değişmenin, çağdaşlaşmanın bu temel aşaması, Atatürk devriminin ulusçu, halkçı, laik, cumhuriyetçi içeriğiyle girişilen her eylemde göz önünde tutulmuştur.

    Kitle iletişim araçları ve özelikle de basın, Ulusal Kurtuluş Savaşı’nda olduğu gibi devrim sürecinde de Atatürk’e ve çağdaşlaşma hamlelerine destek vermiştir. Gücünü halktan alan Atatürk, devrimleri benimsetme yolunda zorlama ve baskı yapma yerine ikna ve kamuoyu oluşturma yöntemlerine başvurmuştur. Bu nedenle kitle iletişim araçları, devrimin başlangıç yıllarından itibaren Türkiye’nin çağdaşlaşma sürecine önemli katkılarda bulunmuştur. Bu amaçla daha Ulusal Kurtuluş Savaşı yıllarında Anadolu Ajansı kurulmuş, 1927 yılında yayına başlayan radyoyu devletleştirme yoluna gidilmiş, hükümetin sözcüsü durumunda olan gazeteler yayın hayatına başlamış, Atatürk devrimlerinin içte ve dışta tanıtımını yapan dergiler çıkartılmış, devrim kurumları tarafından kitaplar ve broşürler çıkartılarak bunların halka ulaştırılması sağlanmıştır

    Basının önemini çok iyi anlayan Mustafa Kemal Paşa, henüz daha Büyük Millet Meclisi açılmadan önce, askeri ve ulusal örgütlerin mahallelere ve köylere kadar ulaştırılması ve geliştirilmesi için uğraşmıştır. Bunun için de, önce Sivas’ta “İrade-i Milliye”, sonra Ankara’da “Hakimiyet-i Milliye” gazeteleri çıkarılmış, Ankara’da Anadolu Ajansı ve Matbuat Müdürlüğü kurulmuştur.

    Atatürk tarafından kurulan gazetelerden ilki İrade-i Milliye gazetesidir. İrade-i Milliye gibi halkın iradesini ortaya koyan bu ismi Mustafa Kemal’in bizzat kendisi vermiştir. Atatürk, Kongrenin yayın ve propaganda organı olarak 4 Eylül 1919’dan itibaren “İrade-i Milliye” adlı gazeteyi yayınlatmaya başlamıştır.

    Atatürk’ün kurduğu gazetelerin ikincisi ise Hakimiyet-i Milliye’dir. Hakimiyet-i Milliye gazetesi, ulusal bağımsızlık hareketinin sözcüsü olmuş ve devletin sözcülüğünü yapmıştır. Hakimiyet-i Milliye’nin hemen hemen her sayısında Mustafa Kemal’in bir genelgesi, beyannamesi olduğu gibi, bazı sayılarında bunların birkaç tanesi yer almaktadır.
    Atatürkçü eylemin iletişim kanallarını yeniden düzenleme çabalarının ikinci halkası, Anadolu Ajansı’dır. Anadolu Ajansı, Büyük Atatürk’ün kamuoyuna ve kamuoyunu oluşturan ve yansıtan bütün haberleşme araçlarına verdiği önemin sonucu olarak, daha 1920 yılında bizzat Atatürk tarafından kurulmuştur.

    Atatürk devrimlerinin halka benimsetilmesi çalışmalarında basının rolünün en güzel örneği yazı devriminde görülmektedir. Kitle iletişim araçları, öncelikle uluslaşma ve Batı uygarlığıyla bütünleşme yolundaki en önemli adımlardan biri olan yazı devrimi düşüncesinin ortaya atılmasında ve olgunlaşmasında etkili olmuştur. Arap harflerinin değişmesi fikri konusunda tartışma ortamı yaratılmış ve bu konuda kamuoyu oluşturulmuştur. Basın, Latin harflerini benimsemiş ve devrimin getirdiği bütün sıkıntılara karşın açılan her türlü kampanyaya destek vererek halkın yeni yazıya uyumu konusunda elinden gelini yapmıştır.Konunun her türlü propagandası yapılmış, gazeteler, her gün, kimi bilinen bir şiirden, kimi de Atatürk’ün sözlerinden birkaç paragrafı yeni harflerle yayınlamıştır. Gazeteler, yeni yazı yarışmaları bile açmışlardır. Atatürk’ün, “Türk harflerini hızla yaymak herkesin görevidir” sözleri devrimlerin yayılması konusunda basın dahil herkesin görev ve sorumluluğu olduğunu anlatmaktadır.

    Atatürkün kitle iletişim araçları hakkındaki sözleri
    Basın, milletin müşterek sesidir. Bir milleti aydınlatma ve irşatta, bir millete muhtaç olduğu fikrî gıdayı vermekte, hulâsa bir milletin hedefi saadet olan müşterek bir istikamette yürümesini teminde, basın başlı başına bir kuvvet, bir mektep, bir rehberdir. (1922)