Atatürkün Öğrenim Hayatı Kısaca Özeti

Konusu 'Bilgi Zemini' forumundadır ve Ayaz tarafından 14 Haziran 2013 başlatılmıştır.

  1. Atatürkün Öğrenim Hayatı Kısaca

    Küçük Mustafa , Şemsi Efendi İlkokulundan sonra bir zaman Selânik Mülkiye Rüştiyesi’ne devam etti ise de Kaymak Hafız isimli Arapça öğretmeninin kendisine haksız yere sopa ile vurması üzerine bu okuldan ayrıldı ve Askerî rüştiyeye giden bir komşu çocuğunun giyimini ve genellikle subayların kıyafetini çok beğenen küçük Mustafa , askerî rüştiyeye girmek ister; askerlikten ürken annesi ise bunu istemez , ancak Mustafa bir akrabasının yardımıyla okulun sınavlarına girer ve okula alınır ( 1893 ) . Böylece annesine karşı gelmiş ve hayal ettiği okula girmiş olur . Yazları , dayısı Hüseyin Efendi’nin yanına gider , okullar açılana kadar çiftlikte kalırdı . Mustafa bu okulu sahiden sevmişti . Arkadaşları arasında zekâsı ve kudretli yetenekleri ile kısa sürede kendisini gösterdi ve öğretmenlerinin sevgisini kazandı; öğretmenleri hemen kendisine bir arkadaş muamelesi yapma gereğini hissetmişlerdi .

    Bu okulda matematik öğretmenliği yapan Yüzbaşı Mustafa Efendi , genç öğrencisinin yetenekleri ve zekâsı karşısında sınıftaki diğer Mustafa’larla aralarındaki farkı belirtmek üzere öğrencisinin isminin sonuna ” Kemal ” adını ilâve etti . adı Mustafa Kemal olmuştu .
    Mustafa Kemal , Selânik Askerî Rüştiyesi’ni bitirdikten sonra 1896 yılında Manastır Askerî İdadisi’ne girdi . Burada Ömer Naci ile dostluk yaptı . İlerde populer bir hatip olarak tanınacak kalan bu fert , Mustafa Kemal’in hitabet ve edebiyat sevgisinde aktif rol oynadı . Yakın arkadaşlarından biri olacak Ali Fethi ( Okyar ) de bu okulda öğrenim görmekte idi . Genç Mustafa Kemal , askerî öğreniminin yanısıra yabancı dil öğrenimini de ihmal etmiyor; yazları izinli olarak Selânik’e döndüğü zaman Fransızca dersleri alıyordu .
    Genç Mustafa Kemal , Manastır Askerî İdadisi’ni de başarıyla bitirerek 13 Mart 1899 tarihinde İstanbul’da Harp Okulu’na girdi . 3 yıllık epeyce başarılı bir Harbiye öğreniminden sonra 10 Şubat 1902′de bu okulu Teğmen rütbesiyle bitirdi ve öğrenimine Harp Akademisi’nde devamı etti . 1903 yılında Üsteğmen olmuştu . 11 Ocak 1905 tarihinde de Kurmay Yüzbaşı rütbesiyle Harp Akademisinden mezun oldu . Harp Okulunda ve Harp Akademisi’nde de zekâsı , yetenekleri ve kudretli kişiliği ile kendisini arkadaşlarına ve öğretmenlerine tanıtmış , onların içten sevgi ve saygısını kazanmıştı . Askerlik derslerine büyük ilgisi yanında matematiğe , edebiyata ve hoş söz söylemeye karşı da merakı ve eğilimi vardı . Harbiye’de ve Harp Akademisi’nde , memleket ve vatandaş davalarıyla ilgilenmesi , düşüncelerini cesaretle ifadeden çekinmemesi nedeniyle aydın ve inkılâpçı bir subay olarak tanınmıştı . Devir istibdat yönetimi idi ve bu tutumları aleyhine olabilirdi; ancak çevresince sahiden çok sevilişi , düşüncelerinde samimi oluşu , onun herhangi bir tertibe kurban gitmesini önlemişti . Bununla birlikte Harp Akademisinden mezuniyetini seyreden günlerde istibdat ve padişahlık rejimi aleyhindeki düşünceleri ve hali , şüphe çekince İstanbul’da tutuklu kaldı; daha sonra bir nevi sürgün görevi ile 5 Şubat 1905 tarihinde Suriye bölgesine , Şam’a atandı