Atatürkün spora ve sporcuya verdiği önem hakkında bilgi

Konusu 'Mustafa Kemal Atatürk' forumundadır ve Nehir tarafından 11 Ocak 2014 başlatılmıştır.

  1. Atatürkün spora ve sporcuya verdiği önem

    Her çeşit spor faaliyetini Türk gençliğinin milli terbiyesinin ana unsurlarından sayan Atatürk, sporun her dalı ile uğraşılması ve başarılı olunmasını Türk milletine tavsiye etmiştir.

    Atatürk, “Muvaffak olmak için her türlü yardımdan ziyade bütün milletçe sporun mahiyeti, kıymeti anlaşılmak ve ona kalbten sevgi göstermek, onu vatanî vazife sayma lâzımdır.” demek suretiyle, spor konusunda ileri bir seviyeye gelinmesi gerektiğinin mecburiyetini açıkça ifade etmiştir.

    Atatürk, genç kuşağın bilimin ışığında ruhen, ahlâken, zihnen ve bedenen çok iyi yetiştirilmesi gerektiğine inanmış, spor faaliyetlerine ve sporculara büyük önem vermiştir.

    İnsan bedenine zindelik ve güç katan sporu fırsat buldukça kendiside yapan Atatürk’ün, en sevdiği spor dalı güreşti. Güreşi her yönüyle teşvik eden büyük önder, güreş müsabakalarını izlemekten büyük keyif alırdı. Özellikle milli güreşçilerin elde ettiği başarılar karşısında çok heyecanlanır, onları tebrik ederek ödüllendirirdi. Bir keresinde ağır siklet dünya şampiyonumuz Çoban Mehmet’le bir müsabaka sonrası Florya’daki Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nde şakalaşmış ve ona şöyle demişti:

    -Sen herkesi kolayca yeniyorsun Mehmet, seninle güreş tutsak, beni de yenebilir misin?

    Çoban Mehmet’in cevabı şu şekilde olmuştur:

    -Sizi bütün dünya yenemedi Paşam, ben nasıl yenebilirim?

    Çoban Mehmet’in bu cevabı karşısında duygulanan Atatürk, onu alnından öperek tebrik etmiştir.

    Atatürk’ün devamlı yaptığı spor dalları, binicilik, yüzme ve zaman zaman kürek sporlarıdır. Yaz aylarında Florya Köşkü’nde istirahat ettiği günlerde sandala binerek kürek çekmeyi çok sevdiği bilinen bir gerçektir. Bu haliyle gençliğe örnek olan Atatürk, İstanbul Fenerbahçe kıyılarının deniz sporlarıyla uğraşılan bir merkez haline getirilmesi yolunda ilgililere verdiği direktifin amacı Türk gençliğini spor yapmaya yönlendirmektir.

    Atatürk’ün Türk sporundaki ilk imzasını henüz 1915 yılında “Osmanlı Genç Dernekleri Genel Müfettişliği” ne atanmasından sonra hükümete sunduğu bir raporda görmekteyiz. Miralay rütbesindeki Mustafa Kemal’in Genç Dernekleri Yönetmeni olarak sunmuş olduğu raporunda, yeni neslin fikren ve bedenen gelişimi için; izciliğin ve genç derneklerin ele alınması, beden eğitiminin okullarda programlı olması, beden eğitimi ders saatlerinin artırılması, spor kulüplerinde sağlığın korunması ve spor kulüp başkanlarının siyasetin dışında kalması gerektiğinden bahsetmesi, O’nun spora verdiği önemi sergilemesi açısından çok önemlidir. Bu önem Atatürk’ün sporcu kişiliğinden de kaynaklanmaktadır.

    Her alanda olduğu gibi sporda da bilimin ışığından ayrılmamayı tavsiye eden Atatürk’ün, Türk sporuna olan desteği ve katkısı, sporun bütün yurtta yaygınlaştırılması ve örgütlenmesi yolunda olmuştur. Bunun neticesi olarak Türkiye’nin ilk spor teşkilatı olan “Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı” 1922’de İstanbul’da kurulmuş, bu ilk spor cemiyetinin ve federasyonlarının yöneticileri Atatürk’ün meydana getirdiği ortamla seçimle belirlenmiştir. 16 Ocak 1923 tarihli Bakanlar Kurulu toplantısında, “Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı” kamu yararına kurulmuş bir dernek olarak kabul edilmiş ve böylece ilk kez devlet spora ve sporcuya destek ve yardım elini uzatmıştır.

    Bütün kaynak sorunu ve imkansızlıklara rağmen, Yeni Türk Devleti’nin, 1924 Paris Olimpiyatları’na katılma kararı alması takdir edilecek bir durum olup, bu kararın altındaki imzanın Atatürk’e ait olması ise onun spora verdiği büyük değer açısından ayrıca bir önem arzetmektedir.

    1924 yılında yayınlanan köy yasası ile köylerde güreş, cirit ve atıcılık gibi köy oyunlarını özendirici hükümlere yer verilmiş, 1930 yılında çıkarılan Belediye Yasası ile, belediyelere “çocuk bahçeleri, spor alanları, yerel ihtiyaçlara uygun stadyumlar yapmak ve işletmek” gibi yükümlülükler getirilmiştir. 1936’da Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı’nın yerine yarı resmi bir kuruluş olan “Türk Spor Kurumu” kurulmuştur.

    Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı’nı başlatmak ve halkı örgütlemek amacıyla 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktığı gün, TBMM’nin 20 Haziran 1938 tarihinde 3466 sayılı kararı ile “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak kabul edilmiş, alınan bu kararla Türk gençliğine verilen önem ortaya konmuştur.

    Türk gençliğinin sporcu bir kimliğe kavuşması için büyük çaba sarfeden Atatürk, “Spor, yalnız beden kabiliyetinin bir üstünlüğü sayılamaz. İdrak ve zekâ, ahlâk da bu işe yardım eder. Zekâ ve kavrayışı kısa olan kuvvetliler, zekâ ve kavrayışı yerinde olan daha az kuvvetlilerle başa çıkamazlar. Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlâklısını severim” diyerek spor yapan kişilerin ahlâken de düzgün bir yapıda olmasını özellikle vurgulamıştır.

    Atatürk, sporla ilgili yapılan çalışmalara ara verilmeden devam edilmesi gerektiğini en anlaşılır bir ifadeyle şöyle dile getirmiştir, “Esas olan, bütün her yaştaki Türkler için beden eğitimini sağlamaktır.”