Atatürk'ün Türk Tarihi Açısından Önemi Nedir

Konusu 'Soru Bankası' forumundadır ve Nehir tarafından 11 Ocak 2014 başlatılmıştır.

  1. Atatürk'ün Türk Tarihi Açısından Önemi Hakkında Bilgi


    Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk tarihinde, kendi dönemini olduğu kadar, sonrasını da derinden etkileyen, çığır açıcı bir yeri vardır. Onun Türk tarihi içinde son derece seçkin bir yere sahip olması hiç şüphesiz vatan kurtaran, millî bir kahraman olmasından ileri gelmektedir.

    Yurdun dışardan ve içerden amansız saldırılara uğradığı, milletin artık yaşama gücünün giderek tükendiği bir dönemde, korkusuzca ortaya atılan Büyük Önder, Türk milletinin hür yaşama arzusuna ve vatan toprağı sevgisine güvenerek Millî Mücadele’yi hiç bir şeyden yılmayan iradesiyle organize etmiştir. Bitip tükenmeyen enerjisi, ileriyi görme ve sezme kabiliyeti, pratik zekâsı, kararlı hareketleri, üstün komutanlık ve teşkilatçılık özellikleri, hayallere yer vermeyen gerçekçi tutumu, zaman mekân ve imkân faktörlerini en iyi birleştirme yeteneği ile Birinci Dünya Savaşı’nın galipleri olan istilacı devletleri Anadolu topraklarında boğarak son bağımsız Türk devletini yok olmaktan kurtarmış milli bir kahramandır. Sadece bu muazzam hizmet, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk tarihinde emsalsiz bir yere sahip olması için yeterlidir.

    Vatan kurtarıcısı Gazi M. Kemal Atatürk’ün elde ettiği zafere devamlılık ve sağlamlık sağlayan özelliklerden biri de onun “mümkün olan ile mümkün olmayanın sınırlarını” isabetle kestirmesidir. O, hiçbir zaman zafer sarhoşluğuna kapılmamış, durulacak yeri ve zamanı isabetle tayin etmiş, siyasî kariyerinin devamını Türklerle bir çatışmaya bağlayan Birinci Dünya Savaşı’nın galibi Lloyd George’nin tahriklerine kapılmamış, ölçülü hesaplı tutumu ile onun devrilmesine ve iktidarı ebediyen kaybetmesine yol açmıştır. Atatürk barış masasında da gerçekçi ve ılımlı davranmış, toprak isteklerinde ölçülü bir yol tutmuş, buna karşılık “tam bağımsızlığına sahip bir devlet ve homojen bir vatan yaratma” konusunda titizlikle durmuştur.

    Yeni devletin tam bağımsızlığına sahip olması için, bağımsız bir devlet anlayışı ile bağdaşması mümkün olmayan kapitülâsyonlar Lozan’da kaldırılmış, yüzyıllar boyu devletin iç işlerine yabancıların karışmalarına yol açan “Müslüman olmayan azınlıklar meselesi” nüfus mübadelesi ile çözüme bağlanmıştır. Atatürk bu başarısıyla tam bağımsızlığına sahip, yeni ve gelişmeye elverişli bir devlet meydana getirmiş, zafer sonrası gerçekçi politikaların ürünü olarak uzun ömürlü, güvene dayalı bir barış döneminin açılmasını sağlamıştır. Bu uzun barış dönemi, yüzyıllardan beri bütün imkân ve enerjisini savaş meydanlarında tüketmeye mecbur olan Türkiye’ye kalkınmak, gayretini halkının refah ve mutluluğuna yöneltmek, siyasi ve sosyal yapısını çağın gereklerine göre yeniden düzenlemek imkânını vermiştir.

    Onun eserini ve şahsiyetini yücelten sadece vatan kurtarıcılığı ve tam bağımsızlığına sahip istikrarlı bir devlet kuruculuğu da değildir. O emperyalist devletlerin pençesinden kurtardığı vatanın ve yeniden kurduğu devletin sonsuza dek yaşayabilmesi için gerekli önlemleri de almıştır. “Atatürk ilkeleri veya Türk İnkılâbı” diye isimlendirilen bu tedbirlerin amacı, Türk toplumunu bir an önce, mümkün olan hızla, çağdaş ve güçlü bir ülke haline getirmektir. Atatürk, kısa sayılabilecek bir süre içinde (15 yıl) yaptığı köklü değişiklerle ülkeyi dünya devletlerinin gıpta ile baktığı bir konuma getirmiştir.

    Atatürk yaptığı yeniliklerle yeni ufuklara yönelttiği Türkiye’nin kendi öz değerlerinden kopmaması, çağdaşlaşmanın millî değerlerle bezenmiş orijinal bir sentez haline gelmesi için de ciddi önlemler almıştır. Böylece çağdaşlaşma ile millî kimliğin daha bir belirginleşmesi, Türk kültürünün halk kaynağından beslenerek “kendi öz değer ve özellikleri” ile çağdaş medeniyet içinde lâyık olduğu yeri alması amaçlanmıştır. Bunu hayata geçirmek için Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu ve Ankara’da Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesini kurmuş, Halkevlerini harekete geçirmiştir. Atatürk’ün tarih araştırmalarına verdiği önemin bir sonucu olarak “vatan ile üzerinde yaşayan millet arasında bağlantı fikri”, Türk halkı arasında yerleşmiş ve bir “Anadolu vatanı” mefhumu Cumhuriyet kuşaklarını aynı yörüngede birleştiren bağlayıcı temel unsurlardan biri haline gelmiştir.

    Ulu Önder, iki yüz yılı aşkın bir süredir devam eden ve bir türlü başarıya ulaşamayan çağdaşlaşma çabalarının yarattığı eziklik, çaresizlik, güçsüzlük ve duyguları içinde bunalan halkı kendine olan güvensizlikten kurtarmış, başarılarıyla, zengin tarihi ile iyi bir geleceğe yöneldiğine inandırmıştır. Eşsiz asker ve büyük siyaset adamı Atatürk, vatanına ve milletine yapmış olduğu hizmetler ile Türk tarihinde unutulmaz seçkin bir yere sahiptir. Onun fikir ve düşünceleri dün olduğu gibi bugünde yolumuzu aydınlatmakta, gelecekte de en büyük yol haritamız olmaya devam edecektir.