Aykırılık, Sanat ve Medeniyet..

Konusu 'Türkçe edebiyat' forumundadır ve Elif tarafından 3 Mayıs 2014 başlatılmıştır.

  1. Elif

    Elif Yönetici Admin

    Aykırılıkla sanat arasında bir ilişki vardır... Sanatçı denilince; sıra dışı kişiliğe sahip yaratıcı, sorgulayıcı, yenilikçi fikirlerle liderlik yapabilen, aykırı insan akla gelir, ilk etapta... Bugün medeniyet adına kullandığımız her anlamlı kazanımlar bir aykırı düşüncenin ürünü; bununla medeniyetin yeniden gelişmesinin sonucu... Medeniyeti de aykırı düşünceli, fikirli, davranışlı insanlar yaratmıştır; medeniyet, aykırı düşüncelere, sanatsal eylemlere borçludur... Bunun dereceleri ve alanları farklı olabilir...

    Sıradan insanların ifade edemediklerini ifade edebilen insan sanatçıdır. Ölüme karşı hayatını yaşama arzusunun galip geldiği bir yaşam felsefesini düşünelim; sosyal hayatın aksine, toplumsal baskıların zıddına... Yaşanan anı "zehir" etmemek için hayat akışına karşı, ölüme karşı yaşadığı anı tam anlamıyla yaşama isteği... Bu fikri en iyi ifade ettiği bilinen isimler vardır; örnek, "rakı şişesinde balık olmak" diyen O.Veli Kanık... Yaşadığı anı önemsiyor ve sosyal hayatın kendi yaşamını engellediğini düşünüyor... C.Sıtkı, yaşadığı anı ifade ederken, ölüme yoğunlaşır, bunun sebebi de kendisinde hissettiği aşağılık kompleksi, daha doğrusu çirkinlik kompleksi, onu farklı kılmış ve duygularını şiire yansıtmıştır...
    **
    Ahmet Haşim'de de bu özelik vardır; doğal ortam olarak nitelenen toplumsal hayattan farklı olarak iç dünyasındaki çelişkilerden kurtuluşu şiire yansıtarak hem ruhsal hem de fiziksel dünyasını yansıtmıştır sanatına... Sanatçıların duygu bütünlüğü yansıyorsa şiire, metne, resme ya da heykele anlamlaşıyor o zaman eseri...

    Diğer bir örnek A. Hak Hamit Tarhan... Ölüm fikrine karşı isyandadır... Çok sevdiği eşinin ince hastalıktan kaybının acısına dayanamaz, Yaratan'a isyan eder ve ölümün gaddarlığını dile getirerek Yaratan'ı önce inkar, sonra tekrar kabullenmeye dalar... Bu anlarını yaşayan sıra dışı insanlar acılarını, komplekslerini, zaaflarını dile getirirler... Ya şiirle, ya da nesirle, ya heykelle, ya da resimle...

    Bu yaklaşımlar, sanatçıların yaşanan anların masal olmadığı, yaşananların büyük değer ve varlık olduğunun farkındadırlar... Yaşamın hakkını vermiş, zevkin inceliğini tatmış yaşamın... Reel bir bakışla yaşıyor hayatı bu sanatsal eylemler... Varlıklarının dışında varlıkları, değerleri anlatan, dillendiren, süsleyen bir ürüne imza atmıyor bu yeni ekol şairleri... Sanatsal eylemlere özgün ve özel imza atmalarına karşın, hayatın kendilerine açılan kapıda durmuşlar, kendi anlarını yaşamışlardır... Yaşadıkları anı öne çıkarmışlardır; Cahit Sıtkı, Orhan Veli gibi... Bu yeni anlayışta süsleme, allayıp pullama yok, sade, doğal ve günlük hayatın kendisiyle barışık bir anlayışla şiirlerinde duygularını ifade ediyorlar...

    Bu konuları farklı tartışmaya açık verecek bir kapı da açık bırakmadılar... Yeni bir şiir anlayışının verdiği memnuniyet kişiselleşmeyi de birlikte getirdi, her ne kadar bazı yapıtlarında toplumsal veriler de öne çıkarıldıysa da... Anlayış farklılığı; bütün dertlerin biteceği yere gidileceği varsayılarak kendinden özveride bulunmak, desteklemek bir ahmaklık olarak da telakki edilebileceği bir anlayış....
    Aykırılık-sanat-ve-medeniyet.jpg
    Prof. Ramazan Demir