Aylak Adam Kitabının Özeti

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve Nehir tarafından 7 Ocak 2014 başlatılmıştır.

  1. Aylak Adam Roman Özeti

    C. paralı, yalnız ve sıkıntılı bir gençtir. Belirli bir işi yoktur. Hazır yer. Aylaktır. Her sabah işe gider gibi evden çıkar. Öğleye kadar arkadaşı ressam Sadık’ın atölyesinde, öğleden sonra başka bir yerde vakit öldürür.

    Bir gece sokakta iki terziden dayak yer. Çenesinden yaralanır. Bu yüzden beş gün sokağa çıkamaz. Altıncı gün doğru Sadık’ın atölyesine gider. Onu merak ve sitemle karşılarlar. Öğrencilerden Sami C’nin resmini çizmektedir. C. için sıkıcı bir iştir bu ya, yine de vazgeçmez.

    Bir şey aramaktadır. Hayatını bağlayacak, onu mutlu edecek, aylaklıktan kurtaracak bir şey… Ama bulduğu an ondan kaçar. Nitekim, tanıştığı kadınlardan her seferinde bir bahane ile ayrılır. Günlerini lokantalarda, koltuk meyhanelerinde, sinemalarda geçirir. Sık sık kendi iç dünyasına döner. Çevresini, insanları, geçmişini, çocukluğunu düşünür. Özellikle çocukluğunu bir türlü kafasından atamaz. Annesi, küçükken ölmüş, onun yerini teyzesi almıştır. Bundan ötürü, tanıştığı kadınlarda sevgiliden çok annesini (teyzesini) arar. Bilinçaltı bir tutkuyla bağlıdır ona. Bu yüzden, öteki kadınlarla anlaşamaz, sürekli bir ilişki kuramaz. Kısa zamanda onlardan ayrılır. Cinsel isteklerini bilinçaltına atar. Gerçi yirmi sekiz yaşındadır, ama hala ana kucağındaki bebek gibidir. Bir gün Ayşe adlı bir kızla tanışır, arkadaş olurlar. Gelgelelim, onu birinin yanında giderken görünce bozulur. Ayşe de kendisini görmüş ve kızarmıştır. Oysa, yanındaki adam sevgilisi değil, iş arkadaşıdır. C. kızarmasından Ayşe’nin suçlu olduğunu çıkarır. Uzun süre aramaz. Bir yılbaşı gecesi yalnızlıktan bunalır. Yiyecek bir şeyler alarak Ayşe’nin evine yollanır. Cebinde anahtarı vardır. Kapıyı açıp içeri girer. Biraz içki içer, bekler. Ayşe gelmeyince çıkıp gider. Aslında oraya onu bulamıyacağını bilerek gitmiştir. Nitekim, bulamayınca bayağı sevinir.

    Bir gün, Karaköy’de pastanede otururken, yoldan geçen bir kızı görerek beğenir. Günlerce onu izler. Kız C’ye merak ve beğeniyle bakar. Yolunu uzatarak, onunla konuşma imkanları yaratır. C ise heyecanlı yürüyüşleri konuşmaya yeğ tutar. Sanki onunla konuşursa tılsım bozulacaktır. Sonunda bir gün buluşmaya karar verirler. C. Taksim’deki bir kahvede oturur. Ama hala ikilemdedir. İlk günlerdeki heyecanı sönmüştür. Kızı bekletmekten zevk duymaktadır. Yine de dayanamaz, kalkıp randevu yerine gider.

    Kız her buluşmadan sonra, uzak bir kasabada bulunan arkadaşı B.ye serüvenini ayrıntılarıyla yazar. Ardından hayaller kurar, evlenmeyi düşünür. Oysa C. evlilikten hoşlanmayan bir insandır. Her akşam evine dönen eli paketli erkeklerden nefret eder.

    Sıcaklar iyice artınca C. yazlık bir pansiyona taşınır. Orada eski sevgilisi Ayşe’yle karşılaşır. Büyük bir tutkuyla birbirlerine yaklaşırlar. Sevişirler. Fakat yazın sonuna doğru ikisi de tedirginleşir. Durmadan bir şeyin olmasını beklerler, ama bekledikleri nedir, çıkaramazlar, öte yandan, bazı şeylerin bittiğini de sezmekten geri durmazlar. Ayşe uzun uzun düşünür. C’yi sevdiğini, ama yeterince tanıyamadığını, aralarında görünmeyen bir duvar bulunduğunu anlar. Bir gün yatakta C’ye kadın bacaklarına neden çok düşkün olduğunu sorar. C. bu soruya karşılık çocukluk günlerini anlatır : Annesi bir yaşında iken ölmüştür. Babası sert ve soğuk bir adamdır. C’yi teyzesi büyütmüştür. Onu dizine yatırmış, okşamış, burnundan öpmüştür. Bu, mavi gözlü, güzel bacaklı, şefkatli bir kadındır. C. onu bilinçsizce sevmektedir. Bir gün babasını teyzesinin bacaklarını okşarken görür. Hemen üzerine atılır. Babası onu kulağından yakalayarak yere çalar. Teyzesi onu yerden kaldırır, babasına öfkeyle bağırır. Bundan dolayı C. babasından tiksinir. Ona benzemeyeceğine ant içer. Büyüyünce babası gibi bıyık bırakmayacak, göbeğini şişirmiyecek, komisyonculuk yapmayacaktır…

    Mevsimin sonlarına doğru C’nin Ayşe ile ilişkisi bir çözüme bağlanır : C. artık ayrılmayı kurar. Ayşe de aynı karara varmıştır. C’den önce davranır. Yakında babası İtalya’dan dönecektir. Bir gün masaya bir pusula bırakarak çekip gider. C. pusulayı okuyunca enikonu hafifler. Havalar serinlediğinden o da şehirdeki evine göçer.

    Yine eski yaşantısı başlar. İçinde yine büyük bir boşluk vardır. Sevgi bile onu yalnızlıktan kurtaramamıştır. Sıkıntısı gittikçe yoğunlaşır.

    Bir gün sokakta mavi yağmurluklu bir kadın görür. Birden şakağındaki ağrı durur. Aradığı odur. Ardından gider. Kadın otobüse biner. C. koşarsa da yetişemez. Aceleden bir taksinin önüne atlar. Şoför sinirlenerek ona küfreder. C. adama yumruk atarak burnunu kırar. Elleri kana bulanır. Bu arada polis gelir. C. direnmez. Aradığı kadını bulmuş ve hemen kaybetmiştir. Artık bir daha da bulamayacaktır. Her şey bitmiştir.