Aynalar Işığı Nasıl Yansıtırlar

Konusu 'Bilgi bankası' forumundadır ve Nehir tarafından 6 Eylül 2014 başlatılmıştır.

  1. Aynalar Işığı Nasıl Yansıtır

    Her yüzey, ışığı belli bir derecede yansıtır. Örneğin, bir beyaz kağıt, üzerine düşen ışığın yaklaşık olarak beşte birini soğurur, geriye kalan beşte dördünü yansıtır. Beyaz kağıttan yansıyan ışık bütün doğrultularda dağılmıştır. Oysa bir ayna, ışığı seçici bir biçimde yansıtır; çünkü, yüzeyi parlak ve perdahlanmıştır. Bir el aynası bir düzlem ayna örneğidir. Bu, arka yanı gümüşle ya da başak bir parlak metalle kaplanmış, perdahlı bir cam levhadır.

    Bir aynanın gümüşlenmiş yüzeyine çarpan bir ışık ışını, spuna çarpan bir bilardo bilyası gibi davranır; değerken yaptığı açının aynıyla geri sıçrar. Bu, yansıtıcı yüzey neden yapılmış olursa olsun doğrudur. Bir ayna üzerine düşen bir ışık ışınına gelen ışın adı verilir; bir aynadan sıçrayan bir ışık ışının oysa yansıyan ışın adı verilir. Bir ışının doğrultusu, aynayla yaptığı açıyla değil, ama, aynaya dik olarak çizilmiş bir çizgi (buna normal adı verilir) ile yaptığı açıyla ölçülür. Normal, genel olarak ayna yüzeyinin yansıma meydana gelen noktasından çizilir.

    Sadece bir kısım cisimler gerçekten ışık verir ve bunlar bir alev ya da bir lambanın flamanı gibi, çok sıcaktır. Kendileri ışık vermeyen cisimleri görebilmemiz için, onların, bir lambadan ya da güneşten gelen ışığı gözlerimize yansıtma kabiliyetlerinden faydalanırız.

    Bütün düzgün yansımalar için, pek basit bir kanun geçerlidir. Bu kanun, gelen ışınla normal arasındaki (i) geliş açısının, her zaman, yansıyan ışınla normal arasındaki (r) yansıma açısına eşit olduğunu bildirir. Bildiğimiz bir düz aynaya baktığınız zaman, bir hayalinizi görürsünüz. Bu hayal, kendinizle aynı biçimde ve aynı büyüklüktedir ve siz aynanın ne kadar önündeyseniz, o da o kadar arkasında görünür. Herhangi bir şeyin ayna içinde gördüğümüz hayaline görüntü adı verilir.

    Bir ayna niçin bir görüntü verir? Işınlar, ayna tarafından belirli bir açıda geri çevrilir ve doğrultuları değişmiş olduğu halde yollarına devam eder. Bunun sonucu olarak, yansımış ışınların gözümüze geldikleri doğrultu cisme gitmez. Aynanın arkasında, ışınlar kendisinden geliyor gibi görünen bir noktaya gider. Bu nokta görüntünün yeridir. Cisim aynanın ne kadar önündeyse o da o kadar arkasında bulunur. Aynanın arkasında gerçekte hiç bir şey bulunmadığını kanıtlamak kolaydır: Görüntü, bir çeşit göz aldanmasıdır. Buna zahiri görüntü denir. Aralarında bir açı yaparak konmuş iki aynadan her biri, aynalar arasına konmuş bir cismin bir görüntüsünü verir. Ama, eğer açı yeter derecede darsa, görüntülerin görüntüleri de görülebilir. Direkt görüntüden gelen ışınlar öteki aynaya sıçrar ve oradan da gözleyicinin gözüne gelerek başka görüntüler verir. Aynalar arasındaki açı daraldıkça daha büyük sayıda görüntü görülebilir. Bir kaleidoskop içinde birbiriyle 60° lik bir açıda düzenlenmiş iki ayna bulunan bir borudan meydana gelir. Borunun dibinde, birçok renkli metal parçaları vardır. Her birinin iki görüntüsü vardır (her biri bir aynada). Ama yansımalar birçok kez yenilenerek karışık, simetrik bir biçim alır. Kaleidoskopu sallayıp bu metal parçalarının yerlerini değiştirmekle şekil de değişir. O kadar çok şekil meydana gelebilir ki, aynı şekli iki kez elde edemezsiniz.