Bakterilerle mücadele için kullanılan penisilinin;yapısı,bulunuşu ve bakterilere karşı etkisi kısaca

Konusu 'Eğitim Desteği' forumundadır ve Chanyeol tarafından 16 Ağustos 2016 başlatılmıştır.

  1. Chanyeol

    Chanyeol Süper moderatör Yönetici

    Bakterilerle mücadele için kullanılan penisilinin; yapısı, bulunuşu ve bakterilere karşı etkisi

    Antibiyotik bir ilaçtır. İlk defa olarak 1929 yılında İngiliz bakteriyoloji bilgini Alexander Fleming tarafından bir tesadüf eseri bulunmuştur. Fleming deneme yaparken «penicillium notatum» adlı küf mantarlarının «coccus» cinsi bakterilerin üremesine engel olduğunu görmüştür. İkinci Dünya Savaşı sırasında Oxford Üniversitesinde mantarların üretilmesine devam edildi. Mantarların yaptığı maddelerin saf halde elde edilmesi böylece mümkün oldu. Bunlara da penisilin adı verildi. İlk defa da İngiliz Başbakanı Churchill’in zatürreesi, penisilinle iyi edildi.
    Bütün penisilinlerde temel yapı 6 amino penisilanik asittir. Antibakteriyel yapı için bu yapının bozulmamış olması gerekir. 6 amino penisilanik asit fabrika laboratuvarlarında yapılmaya başlandıktan sonra, bu aside değişik yan zincirlerin eklenmesiyle penisiline benzer yapıda birçok bileşik elde edilmiştir. Bu yarı sentetik penisilinlerin yapımında gözetilen özellikler, bunların bakterilerce yapılan ve etkiyi yok eden penisilinaz fermentine dirençli olmaları ve daha çok bakteri türüne etkili olmalarıdır.
    Bütün penisilinler, bakterilerin duvarının yapımını önlemek suretiyle onların ölümüne sebep olurlar. Özellikle gram pozitif bakterilere (stafilokoklar, streptokoklar, pnömonokoklar, difteri mikrobu, frengi mikrobu, gonokok ve meningokoklara) tesirlidir. Buna karşılık, verem basiliyle gram negatif basillere tesirli değildirler. Bakterilerin toksinlerini yok edemediklerinden dolayı bu çeşit bakteri toksinleriyle meydana gelen hastalıklara karşı da tesirli değildirler (tetanos, şarbon, difteri gibi). Ayrıca bazı bakteri cinsleri zamanla penisiline alıştığı için, bunlara karşı ilacın tesiri azalmakta ve ilk zamanlarda kullanılan dozlardan çok daha yüksek dozlar kullanılmak durumunda kalınmaktadır.