Bebek İsimleri Sözlüğü 2014

Konusu 'Web Sözlük' forumundadır ve Lavinia tarafından 8 Aralık 2013 başlatılmıştır.

  1. 2014 bebek isimleri

    Bebeğinize koyacağınız isme henüz karar veremediniz mi? 2014 bebek isimleri sözlüğünü konumuzun devamında inceleyebilirsiniz..

    2014 Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

    A

    ACAR: Atılgan,çevik, Gürcü soyundan

    ACUN: Evren, kainat

    ABDULLAH: Allahın kulu

    ADAL: Ün kazan

    ADAR: Uygur metinlerinde geçen bir Türk adı; olgunluk, erginlik; omuzdaş

    ADNAN: İnsanlardan üstün olan; Vatan tutmak; Cennetin orta yerinin adı

    ADSAY: Moğol hakanlarından biri (Ölümü:1434)

    AFŞİN: Zırh,silah; Sultan Alparslan'ın komutanlarından biri

    AHSEN: En güzel

    AKAL: Beyaz ve kırmızı

    AKAN: Akmakta olan

    AKANAY: Akıp giden ay

    AKARSU: Sürekli akıp giden su

    AKDORA: Karlı dağın doruk noktası

    AKEL: Eli uğurlu anlamında

    AKIN: Düşman topraklarına yapılan saldırı. Bir şeyin ardı arkası kesilmeyen geliş durumunda olması

    AKINALP: Savaşan yiğit kişi

    AKGİRAY:Temiz ve yaraşır

    AKGÜN: Parlak gün, uğurlu gün

    AKSOY: Temizsoy, paksoy; Uğurlu soy, kutlu soy

    AKSU: Kayalardan sızan tatlı ve duru su. Anadolu'da birçok akarsu ve yer adı.

    AKTAN: Ak renkli tan, kutlu tan, uğurlu tan

    AKTUĞ: Beyaz renkli tuğ; Kutlu tuğ, uğurlu tuğ

    ALANER: Alan eri, meydan yiğidi

    ALATAN: Güneşin doğuşundan önceki vakit

    ALATUĞ: Alaca renkli tuğ

    ALAZ: Yanan bir şeyin yayılan alevi

    ALDENİZ: Kızıldeniz, al renkli deniz

    ALDOĞAN: Al renkli doğan kuşu

    ALEMDAR: Sancak ya da bayrak taşıyan

    ALGAN: Kentleri, ülkeleri ele geçiren, alan

    ALGÜN: Kızıl gün; kızıl renkli güneş

    ALİ: Yüksek,büyük

    ALİCAN: Ali+Can: üstün yaradılışlı yüce kişi

    ALİHAN: Ali+Han

    ALİNUR: Ali+Nur

    ALİZE: Bir rüzgar adı

    ALKAN: Al renkli kan, temiz kan

    ALKANALP: Al kanlı yiğit

    ALKIM: Gökkuşağı

    ALKOR: Al renk almış kor ateş

    ALP: Büyük işler başaran; yiğit

    ALPAY: Cesur, ay gibi parlak, yiğit

    ALPER: Yiğit er

    ALPEREN: Ermiş yiğit, ermiş kahraman

    ALPERGİN: Yiğit ve olgun, ermiş

    ALTAN: Hakan'lara verilen san, güneişn doğarken ufka yaydığı kızıl renk

    ALTUNA: Tuna ırmağının gün batarken aldığı durum için Osmanlılar'ın verdiği ad.

    AMİL: Etken, etmen

    ANDAÇ: Anılar, hatıralar

    ANGIN: Ünlü, tanınmış

    ANIL: "Başkaları tarafından sözün edilsin", sakin, yavaş, ağır

    ARAS: Bir ırmak adı

    ARDA: Meriç ırmağının bir kolu; Sonra gelen; İşaret olarak yere dikilen nişan değneği

    ARDAHAN: Arda+HAN; Doğu Anadolu'da bir ilimiz

    ARDIÇ: Yemişleri ilaç olarak kullanılan ağaç

    ARCEM: Ar+Cem (Namuslu, arlı hükümdar, padişah)

    ARGUN: Gizli, saklı, arınmış. Kamıştan yapılmış bir çalgı; Vahşi hayvan

    ARIN: Arınmak eyleminden arın; sade ol

    ARKAY: Yükselmek, göğe doğru çıkmak. Her yana çıkık durmak

    ARKIN: Yavaş, ağır, sakin

    ARMAĞAN: Ödül

    ARMAN: Kutsal rüya, ermek istenilen şey, arzu

    ARSUN: Yüreğindeki temizliği yansıtan

    ASLAN: Güçlü ve yırtıcı bir hayvan. Gürbüz ve yiğit kişi

    AŞKIN: Aşmış, ileri

    ATA: Dede ve büyük babalardan herbiri

    ATABEK: Selçuklularda şehzadelerin eğitimcisi

    ATAHAN: Soyu hükümdarlardan gelen

    ATAÇ: Atalardan gelen

    ATALAY: Ünlü, soylu, tanınmış

    ATANER: Baban, atan, soyun yiğit anlamında

    ATA OL: Yüce bir insan ol

    ATASAGUN: Doktor, hekim

    ATASOY: Ecdadı soylu

    ATEŞ: Yanıcı cisimlerin tutuşmasıyla ortaya çıkan ısı ve ışık

    ATİK: Çabuk davranan, çevik

    ATIL: Bir amaca doğru hızla ilerleme (A harfi uzatılarak okunmalıdır, aksi halde atıl durağan anlamına gelir)

    ATILAY: İleri atılan

    ATILGAN: Girişken, hevesli

    ATİLLA: Hun hükümdarı (Attila olarak yazılan şekli de türkçedir.)

    AYAZ: Hava ve gece için soğuk

    AYBARS: Ay gibi parlak, pars gibi çevik ve güçlü. Hun Hükümdarı Atilla'nın amcası

    AYBERK: Güçlü ışığı olan ay

    AYDEMİR: Yüzü kavisli bir çeşit keser

    AYDOĞA: Ay doğsun anlamında

    AYDONAT: Işık donat, parlaklık donat anlamında

    AYERDEM: Ay+Erdem

    AYGEN: Dost, gönüldeş

    AYKUT: Kutlu ay, uğurlu ay

    AYTAÇ: Ay+Taç

    AYTAN: Ay+Tan

    AYTAŞ: Ay gibi parlak ve sert

    AYTEK: Ay+Tek

    AYTUĞ: Ay gibi parlak tuğ

    AYVAZ: Savaş gemilerinde cerrah yamağı

    AZAD: Özgür, kurtulmuş, başına buyruk anlamında

    AZER: Ateş


    B

    BABÜR: Büyük Moğol devletini kuran hükümdarın adı

    BAHA: Değer, kıymet, üstünlük

    BAHADIR: Savaşlarda yılmazlığıyla üstünlük kazanan kişi

    BALKAN: Sarp ve ormanlık sıradağlar

    BALKAR: Kafkasya'da yaşayan Kıpkaç'ların bir kolu

    BALKIR: Şimşek

    BARAN: Direnci kıran, ulu, yüksek

    BARBAROS: Avrupalılar tarafından Hayrettin Paşa'ya verilen isim

    BARIŞ: Savaşın bittiğinin bir anlaşmayla belirlenmesinden sonraki durum

    BARLAS: Cenkçi, savaşçı

    BARTU: En eski Türk hanlarından biri

    BAŞAR: Başarılı ol anlamında

    BATIN: Karın, kuşak, nesil

    BATU: Güçlü, kuvvetli

    BATUHAN: Batının hanı; Güçlü, kuvvetli han

    BATUR: Savaşlarda yılmazlığıyla üstünlük kazanan kişi

    BATURALP: Yiğitler yiğidi

    BAYHAN: Zengin han, soylu han; Beyhan

    BAYKAL: Zengin kal, varlıklı kal anlamında; Deniz

    BAYPARS: Zengin ve kaplan gibi

    BAYÜLKEN: Yüce insan

    BEDİZ: Resim, tasvir, süs

    BEHA: Ender, zor bulunan

    BEHİÇ: Şen, güler yüzlü

    BELEN: Bel, geçit, iki dağ arasından geçen yol

    BELGİ: İşaret, bellenecek şeye konulan im

    BENGİ: Ölümsüz, hep kalacak olan

    BENGİSU: Ölümsüzlük suyu

    BERA: İlim ve cemalde üstünlük

    BERAT: Birine nişan, madalya veya herhangi bir ayrıcalık verildiğini bildiren belge

    BERK: Sert ,sıkı ,sağlam

    BERKAY: Güçlü ve ay gibi

    BERKE: Altın ordu Hükümdarı

    BERKİN: Çok kuvvetli, pekiştirilmiş

    BERTAN: BER+TAN=Tan yemişi

    BESİM: Güleç

    BETİM: Kişi veya olayları gözde canlandırma, tasvir

    BİLGE: Bilgili, iyi ahlaklı, olgun ve örnek kişi

    BİLGEHAN: Bilgili ve soylu kişi; Göktürk imparatorlarından birinin adı

    BİLGİN: Herhangi bir konuda derin bilgisi olan.

    BİRANT: BİR+ANT= tek yemin

    BİRGE: Hep beraber anlamında

    BİRGEN: Yalnız, yalnızlığa alışkın

    BİRHAN: Tek han, biricik han

    BİRKAN: BİR+KAN= soyu tek

    BORA: Yağmurdan önceki kısa ve sert yel

    BORAN: Gök gürültülü sağanak yağış

    BUĞRA: İki hörgüçlü,iri deve

    BUĞRAHAN: ilk Müslüman Türk hakanı olan " satuk buğra han" adının birincisi. Kara hanlılar devrinde yaşamış ve topluca Türklerin toplu halde Müslüman olmasına vesile olmuştur.

    BULUT: Havada asılı durumdaki su damlacıkları topluluğu

    BURAĞAN: Kısa süreli ,güçlü yel.

    BURAK: Kişinin ruh durumu; Hz. Muhammed'in Kudüs'te dağa çıkarken bindiği at benzeri hayvan

    BURÇAK: Baklagillerden bir bitki

    BURKHAN: Heykel

    C

    CAN: Yaşamı sağladığına ve ölümle vücuttan ayrıldığına inanılan soyut varlık

    CANALP: CAN+ALP=Cana yakın, sevimli yiğit

    CANBERK: Sağlam, canlı, metin

    CANDAŞ: Candan, değerli dost

    CEM: Hükümdar,şah

    CEMRE: Şubat ayında birer hafta aralıklarla önce havada, sonra suda ve en sonra toprakta oluştuğu sanılan sıcaklık yükselişi: "Bu cemre sözü Arapça kor ateş manasındadır."

    CENK: Savaş

    CESUR: Cesaretli,gözüpek,korkusuz

    CEYHAN: Akdeniz bölgesinde bir nehir

    CİHAN: Dünya

    CÖMERT: Eliaçık

    CUMHUR: Topluluk,kalabalık

    CÜNEYT: İyi ata binen binici
     

  2. Ç

    ÇAĞ: Başı ve sonu belli olan ve belli bir özellik taşıyan zaman dilimi

    ÇAĞAN: Bayram; Doğan kuşu

    ÇAĞATAY: Cengizhan'ın ikinci oğlunun adı

    ÇAĞDA: Yeni bir çağa adım atılmış

    ÇAĞDAŞ: Çağın koşullarına uyguna uygun; Aynı çağda yaşayan

    ÇAĞHAN: Çağın hanı; Çağdaş han

    ÇAĞIL: Çağlamak eyleminden çağıl; Küçük taş parçacıkları, çakıl

    ÇAĞIN: Yıldırım; Çağa ilişkin

    ÇAĞLAR: Çağlayan, çağlayıp akan; Şelale

    ÇAĞLAYAN: Köpürerek yüksekten düşen su

    ÇAĞRI: Davet

    ÇAKABEY: Oğuzlarda bir Türk beyi

    ÇAKIR: Göz rengi mavi, benekli

    ÇELİK: Özel bir metal alaşımı; Sağlam

    ÇETİN: Çözümlemesi güç olan

    ÇEVİK: Çabuklukla davranan

    ÇINAR: Uzun ömürlü bir ağaç cinsi

    ÇIVGIN: Rüzgar ve karla karışık yağan yağmur

    ÇOLPAN: Gözleri uzağı iyi gören; Çoban yıldızı


    D

    DAĞHAN: Oğuz tanrılarından biri; Yerkabuğunun çıkıntılı bölümleri; Eski Türklerde dağ tanrısı

    DALAY: Deniz

    DALGA: Denizin rüzgarlı havada kabarıp kıyıya sürüklenmesi; Hareketli su kütlesi

    DARCAN: Sabırsız, aceleci

    DEĞER: Yüksek nitelikleri olan kimse

    DEHA: İnsan zekasının ulaştığı en yüksek nokta

    DEMİR: Yeraltından çıkarılan işlemeye çok elverişli bir metal

    DENİZ: Yerkabuğunun çukur bölümlerini kaplayan birbirine bağlantılı tuzlu su yığını; derya

    DENİZ HAN: DENİZ+HAN

    DERİN: Çok gelişmiş, çok ilerlemiş

    DERMAN: Güç

    DESTAN: Efsane

    DEVRAN: Zaman; devir

    DEVRİM: Hızlı,geniş kapsamlı niteliksel değişim

    DİNÇ: Güçlü ve sağlıklı kimse

    DİRİM: Yaşama gücü

    DOĞA: Yaradılış ve yapı özelliklerinin tümü; tabiat

    DOĞAÇ: Önceden düşünülüp hazırlanmadan ortaya çıkan düşünce, eylem

    DOĞAN: Kartalgillerden alıştırılarak kuş avında kullanılan yırtıcı bir kuş

    DOĞANHAN: Doğan kuşu gibi çevik ve atılgan han

    DOĞU: Güneşin doğduğu ana yön, şark

    DOĞUKAN: Doğu halkından olan

    DONAT: Giyindir, teçhiz et anlamında

    DORUK: Zirve, dağların en yüksek yeri

    DORUKHAN: Hanlar hanı (Öneren: Bahar Hamarat)

    DUMAN: Bir maddenin yanmasıyla çıkan renkli gaz

    DURU: Berrak,saf

    DURUL: Berrak duruma gel anlamında

    DÜNYA: İçinde yaşadığımız gezegen


    E

    ECEVİT: Çevik, atılgan

    EDİZ: Yüksek yer, herşeyin yükseği

    EFE: Batı Anadolunun yiğidi

    EFKAN: Çığlıklar, inlemeler

    EFLATUN: Açık mor

    EFSUN: Büyü

    EGE: Yaşça büyük,ulu

    EGEHAN: Engin denizlerin hükümdarı

    EGEMEN: Gücü yeter olup buyruğunu yürüten

    EKİM: Sonbahar mevsiminde bir ay; Toprağı ekme eylemi

    EKİN: Tahılın tarlaya atılmasından harman oluncaya kadarki adı

    ELÇİ: Uzlaştırmacı

    ELGİN: Yurdundan evinden uzak düşmüş kişi

    ELHAN: Nameler, ezgiler

    EMİR: Buyruk, komut

    EMRAH: Saz çalıp, oynayan

    EMRE: Dost, beylerbeyi, büyük erkek kardeş

    EMRİ: Emirle ilgili

    ENGİN: Uçsuz ,bucaksız

    ENGİNSU: Deniz anlamında

    ENİS: Dost,arkadaş

    ENES: Hz. Ali'nin komutanı

    ERDEM: Alçak gönüllülük; Düşünce ve davranışta iyiliklerin bir araya gelmesiyle beliren yetkinlik; Yiğitlik, doğruluk

    ERDENİZ: Deniz gibi geniş ve engin er

    EREN: Kendini tanrıya adamış kişi; Evliya, aziz

    ERENDİZ: Jüpiter gezegeninin adı

    ERGİN: Olgunlaşmış, ermiş kişi

    ERGUVAN: Eflatun ile kırmızı arası çiçek açan süs bitkisi

    ERİM: Bireyin erebileceği uzaklık

    ERİNÇ: Hiç eksiği ve üzüntüsü olmama durumu; Huzur

    ERK: Güç

    ERKİN: İstediği gibi davranabilen,özgür

    ERKSİN: Güçlü ve kuvvetlisin

    ERKUT: Uğurlu er

    ERSEN: Sen ersin anlamında

    ERSİN: Ersin, erkeksin anlamında; Ateş küreği; Bir çeşit güzel kokulu bitki

    ERTAN: Erken gün doğma zamanı

    ERTUNÇ: Tunç gibi sağlam erkek

    ERTUNGA: Yiğit, hakan

    ESER: Yapıt

    ETKİN: Hareketli, yaptırıcı

    EVGİN: Aceleci, bir işin bir an önce olmasını isteyen

    EVREN: Varolan şeylerin tamamı

    EVRENSEL: Her şeyi kapsayan, dünya ölçüsünde olan

    EYLEM: Bir amaç ve yöntemle yapılan hareketlerin tümü

    EYÜP: Bir peygamber ismi


    F

    FADIL: Faziletli, ahlaklı

    FAHİR: İftihar edilecek, övülecek

    FAHRETTİN: Diniyle övünen

    FAHRİ: Şeref ve itibar için yapılan iş

    FAİK: Üstün, yüksek

    FALİH: Başarı kazanan, isteğine ulaşan

    FARUK: Haklıyı haksızı ayırt edebilen

    FATİH: Fetheden, hüküm veren

    FAZIL: Faziletli, ahlaklı

    FEHİM: Anlayışlı, zeki

    FERDİ: Kişiye özgü

    FERHAN: Sevinçli, neşeli

    FERHAT: Güçlüyü yenip bir yeri ele geçiren

    FERİD: Eşsiz, benzersiz

    FERİDUN: Eşsiz, benzersiz

    FERİT: Avcı kuş

    FERRUH: Uğurlu, kutsal

    FETHİ: Fetih ile ilgili

    FEVZİ: Zaferle ilgili; Galip, üstün gelen anlamında

    FEYEZAN: Su baskını ,sel

    FEYYAZ: Bol,verimli,gür

    FEYZULLAH: Allah'ın bilimi

    FEZA: Uzay


    G

    GERÇEK: Yakıştırma veya yalanı olmayan

    GİRAY: Laik ve uygun anlamında; Eskiden Kırım prenslerine verilen unvan

    GÖKADA: Samanyolu gibi bağımsız uzay adası

    GÖKALP: Mavi gözlü genç ve güzel yiğit

    GÖKAY: Hem gök, hem ay; Güzel ay

    GÖKBERK: Sağlam ve gök gibi mavi; Engin ve erişilmez

    GÖKDAL: Yeşil dal, yeni dal

    GÖKHAN: Göğün hanı; Oğuz hanın altı oğlundan biri

    GÖKMEN: Sarışın, mavi gözlü kimse

    GÖKOVA: Muğla ilinde bir körfez

    GÖKSEL: Gökle ilgili

    GÖKSENİN: Gök sana ait anlamında

    GÖKTUĞ: Gök+Tuğ= mavi rengi tuğ

    GÖKTÜRK: Orta Asya da yaşamış eski Türk ulusu

    GÖNEN: Yazın suyu kuruyan gölcük; Toprağın içerdiği nem, rutubet; Ekilecek toprağın tavlandırılması

    GÖNENÇ: Bolluk ve rahatlık içinde yaşama

    GÖRKAY: Güzel ay

    GÖRKE: İhtişamlı, görkemli

    GÖRKEM: Göz alıcı ve gösterişli

    GURUR: Özsaygı, uçdeğer

    GÜÇLÜ: Gücü olan kişi

    GÜN: Güneş, güneş ışığı

    GÜNAL: Işık al, ışıklı ol anlamında

    GÜNDOĞAN: Güneşle doğan, gün doğarken olan

    GÜNDÜZ: Günün sabahtan akşama kadar süren aydınlık bölümü

    GÜNEŞ: Gezegenlere ısı ve ışık veren gök cismi

    GÜNEY: Her zaman güneş gören

    GÜNSU: Güneş gibi temiz ve berrak su; Hem gün, hem su

    GÜR: Bol ve güçlü

    GÜRDAL: Sık dal, bir araya gelmiş güçlü dal

    GÜREL: Oluş ve dönüşüm durumunda bulunan

    GÜRKAN: Kanı gür, sağlıklı, hareketli, yerinde duramayan

    GÜVEN: Korku ve kuşku duymadan inanma duygusu; Herhangi bir tehlikeden uzak olma durumu

    GÜVENÇ: Güvenme duygusu
     


  3. H

    HAFIZ: Koruyan, saklayan; Kuran'ı ezberlemiş kişi

    HAKAN: Eski Türk ve Moğol hükümdarı

    HAKKI: Doğrulukla, adaletle ilgili

    HALDUN: Sonsuz, ebedi olan

    HALİL: Yakın dost

    HALİM: Sessiz, sakin; Yumuşak huylu; Yavaş

    HALİS: Katıksız, saf, temiz; Yanlış

    HALİT: Sonsuz, sürekli

    HALUK: Herkesle iyi geçinen,temiz huylu

    HAMDİ: Allah'ı övmek, şükretmek

    HAMDULLAH: Allah'ın övgüsü

    HAMİ; Himaye eden, koruyan

    HAMİT: Övgüye değer

    HAMZA: Heybetli, azametli

    HARUN: İnat eden, huysuz

    HASAN: Güzellik, iyilik

    HAŞİM: Gösterişli, muhteşem

    HAŞMET: Görkem, gösteriş, büyüklük

    HAYAT: Doğumdan ölüme olan süre

    HAYATİ: Dirilik, canlılık; Hayatla ilgili

    HAYDAR: Cesur, yiğit

    HAYRETTİN: Dinin hayırlı, mübarek kıldığı

    HAYRİ: Hayırla, iyilikle ilgili

    HAYRULLAH: Allah'ın hayırlı ettiği

    HAZAR: Barış, güven

    HAZIM: Akıllı, işbilim

    HINCAL: Öç al anlamında

    HIZIR: Ölümsüzlüğe kavuştuğuna inanılan kişi

    HİDAYET: Doğru yola girme, Müslüman olma

    HİKMET: Bilgelik, özlü söz, vecize

    HİLMİ: Sakin, yumuşak huylu

    HİMMET: Çaba, emek, irade

    HÜDAVERDİ: Allah'ın verdiği

    HÜR: Özgür

    HULKİ: Yaradılışla ilgili, iyi huylu, ahlaklı

    HULUSİ: Saf, içi temiz, samimi, içten

    HURŞİT: Güneş

    HÜRYA: Ay gibi özgür

    HÜCRAN: Özgür

    HÜRKAN: Özgür soydan gelen

    HÜNSAM: Keskin kılıç

    HÜSAMETTİN: Dinin keskin kılıcı

    HÜSEYİN: Küçük sevgili

    HÜSNÜ: Çok güzel


    I-İ

    ILGAT: Esinli ve akış için kullanılan, yavaş yavaş anlamında

    ILGAZ: Atla doludizgin ve ansızın yapılan akın saldırı

    İLBAY: Vali

    İLGİ: İki şey arasındaki ilişki, bağ; Bir şeye karşı duyulan merak; Belli bir olay veya düşünceye karşı olan eğilim

    İLGÜN: Halk, ulus, ahali

    İLHAM: İçe doğma, esin

    İLHAN: Bir ülkenin başında bulunan hükümdar

    İLKE: Bir nesnenin, bir olayın, bir varlık türünün doğuşunu sağlayan söz

    İLTER: Yurtsever

    İNAN: Bir şeyin doğruluğuna sarsılmaz bir duyguyla katılma.

    İNANÇ: Bir düşünceyi doğru sayarak benimseme; Tanrının varlığına inanma

    İSFENDİYAR: Pehlivan

    İSKENDER: MÖ.. 4. yy.da yaşamış büyük imparator

    İSTEMİHAN: Göktürk devletinin kurucusu

    İZGİ: Akıllı, adaletli

    İZLEM: İzlemek eylemi


    K-L

    KAAN: Hanlar hanı

    KAHRAMAN: Yiğit,cesur

    KAĞAN: Hakan, imparator

    KAMER: Ay

    KANAT: Kuşlarda uçmayı sağlayan üst üyeler

    KANDEMİR: KAN+DEMİR=Kanmış tok demir anlamında

    KARACA: Rengi karaya yakın, esmer; Avrupa ve Asya'nın ılıman bölgelerinde yaşayan kısa ve çatallı boynuzlu bir memeli hayvan

    KARTAL: Yüksek kayalarda yaşayan yırtıcı bir kuş

    KAYA: Büyük ve sert taş kütlesi

    KAYIHAN: Güçlü hükümdar

    KEREM: Lütuf

    KERİM: Soylu, cömert, yüce

    KILIÇ: Uzun ve kesici savunma aracı

    KIRAÇ: Sulanmayan toprak, kır halinde işlenmemiş bitek olmayan toprak

    KIVANÇ: Sevinç

    KIVILCIM: Yanmakta olan ateşten sıçrayan küçük ateş parçaları

    KORAL: Sınır muhafızı; Kaynağı dini ezgi olan orkestra parçası

    KORAY: Kızıl renk almış ay

    KORHAN: Kor ateş gibi han

    KORKUT: Korkusuz, heybetli

    KÖKSAL: Kök+Sal

    KUBİLAY: Moğol hükümdarı

    KUDAY: Tanrı

    KUDRET: Erk, iktidar

    KUNTAY: İri yapılı genç

    KURTHAN: Kurt+Han

    KURTULUŞ: Tehlikeli veya kötü bir durumu aşmak

    KUTALP: Mutlu olmuş yiğit kişi

    KUTLU: Uğurlu, ongun

    KUTLUKHAN: Kirman'da hüküm sürmüş hanedan

    KUZEY: Bir yön

    KÜRŞAD: Göktürk Prensi

    LAÇİN: Kahraman, korkusuz, yürekli.

    LEMİ: Parlama, parıltı

    LEVENT: Savaş zamanında deniz askerliği yapan asker sınıfı

    LİDER: Önder


    M-N

    MAHİR: Becerikli, maharetli uz elli

    MECNUN: Çılgın, deli

    MELİH: Güzel, şirin, sevimli

    MENGÜ / MENGİ: Ölümsüz, ebedi

    MERİÇ: Balkan Yarımadasından geçen bir ırmak

    MERT: Yiğit, sözünün eri

    MERTCAN: Yiğit can

    METE: Bey soyundan gelen, soylu

    METEHAN: Bilinen en eski Türk hükümdarı. Liderliği ve harp sanatı bugün bile akademilerde ders olarak verilmektedir.

    MİRALAY: Albay

    MURAT: Dilemek ,arzu etmek

    MURATHAN: Murat+Han

    MUTLU: Ongun, mesut

    NASUH: Öğüt veren, temiz, saf

    NEDİM: Arkadaş

    NEHAR: Gündüz

    NESİM: Hafif ve tatlı tatlı esen rüzgar

    NEZİR: Adamak anlamında

    NİDA: Bağırma, sesle çağırma, haykırma

    NİHAT: Huy, tabiat, yaradılış


    O

    OGÜN: Anımsanan, belirli bir günde doğan kimse

    OĞRUN: Gizli, kimseye sezdirmeden

    OĞUL: Erkek evlat; Hanedan ve soy belirtmede kullanılır

    OĞULCAN: Can dost

    OĞUZ: İyi huylu kimse

    OKTAR: Ok atan, okçu

    OLCAY: Mutlu, ongan

    OLCAYTO: Şanslı

    OLGAÇ: Olgun, yetişkin

    OLGUN: Bilgi ve görgüsü gelişmiş, kamil

    ONAT: Özenli,düzgün, uygun; Yararlı; Dürüst, iyi ahlaklı

    ONATKUT: Kutlu insan, özünde dürüst ve iyi olan

    ONAY: Uygun bulma

    ONGAN: Özlem ve istekleri yerine gelmiş, mutlu

    ONGUN: Çok verimli, mutlu

    ONUR: Özsaygı, içdeğer; Şeref, haysiyet

    ORÇUN: Ardıllar, halefler

    ORHAN: Kent kağanı

    ORKUN: Orta Asya Türklerinin en eski yazı türü

    OYTUN: Kutsal

    OZAN: Halk şairi; Şiir yazan kimse


    Ö

    ÖCAL: Yapılan kötülüğün acısını çıkar

    ÖĞÜT: Birine doğru,uygun yol göstermek için söylenen söz

    ÖKTEN: Akıllı, bilgili, kahraman

    ÖMER: Dirilik, canlılık, yaşama, ömür sürme; İslam'ın ikinci halifesi Hz. Ömer'in adı

    ÖMÜR: Hayat

    ÖNAL: Önde ol, üstün gel

    ÖNCEL: Bizden önce yaşamış olanlar

    ÖNCÜ: Bir hareket veya düşünce akımını başlatan

    ÖNDER: Topluluk davasında önde giden, yönlendiren kişi, lider

    ÖNER: Önde giden er; Önermek eyleminden öner, tavsiye et

    ÖNEY: Önde olan, üstün

    ÖNSEL: Hiç bir denemeye dayanmayan, yalnız akıl yoluyla yapılan

    ÖRSAN: Yüce adı olan

    ÖVGÜN: Övülmüş, övülen kimse

    ÖZALP: Öz yiğit, gerçek yiğit

    ÖZAY: Gerçek ay

    ÖZDEN: Özle, öz varlıkla, gerçekle ilgili

    ÖZEN: Bir işin elden geldiğince iyi yapılmasına çalışma, ihtimam

    ÖZENÇ: İstek; İmrenme

    ÖZER: Gerçek er, özü er olan

    ÖZGEHAN: Cana yakın, sıcak kanlı han, yürekli han, cesur han

    ÖZGENÇ: Kişiliği genç olan

    ÖZGÜN: Nitelikleri bakımından benzeri olmayan, eşsiz

    ÖZGÜR: Herhangi bir koşul veya biçime bağlı olmayan, başına buyruk, hür

    ÖZKAN: Soylu kan, gerçek kan, temiz kan anlamında


    P

    PAKER: Temiz, dürüst

    PAMİR: Orta Asya'da bir yayla; Dünyanın çatısı

    PAMİRHAN: Pamirler'in hükümdarı

    PARS: Kedigillerden yırtıcı bir hayvan

    PEKCAN: Çok can, çok cana yakın

    PEKER: Güçlü yiğit, çok sağlam

    PEKİN: Doğruluğu kesinlikle bilinen

    PELİT: Palamut meşesi

    POLAT: Çelik; Güç kuvvet

    POYRAZ: Kuzeydoğudan esen rüzgar
     

  4. R

    RAFET: İyilik, çok acıma, esirgeme

    RAGIP: Arzu eden, istekli, rağbet eden

    RAHMİ: Acıyan

    RAİF: Esirgeyici, merhametli

    RAMİZ: Çok akıllı

    RAUF: Çok merhametli, pek esirgeyen

    RECEP: Heybetli, gösterişli, saygıdeğer; Üç ayların ilki

    REFİĞ: Rahatlık ve huzur içinde yaşayan kimse

    REFİK: Arkadaş, yol arkadaşı; Ortak; Koca; Ağırbaşlı

    REHA: Zenginlik, bolluk içinde olma; Kurtulma, kurtuluş

    REİS: Başkan

    RENAN: İnleyen, ağlayan

    REŞİD/REŞİT: Doğru yolu tutan; Olgun, yetkin

    REVAN: Su gibi akıp giden

    RIDVAN: Razılık, hoşnutluk, kabullenmek

    RIFAT/RİFAT: Yücelik; Yüksek rütbe

    RIFKI: Yumuşaklık, naziklik; Zarafet

    RIZA: Hoşnut kalma, memnun olma; Razı olma, kabullenme; Kaderine boyun eğme

    RİVA: Suya doymuşlar

    RUHİ: Ruha ilişkin, ruha ait, ruhla ilgili

    RUŞEN: Parlak, aydın; Belli, açık, aşikar


    S-Ş

    SABRİ: Sabra ilişkin, sabırlı kişi, sabreden

    Sabutay: Cengizhan'ın en yakın arkadaşı

    SADIK: Doğru, gerçek; Dostluluğu ve bağlılığı içten olan

    SADİ: Mutlulukla ilgili

    SADRİ: Yürekle, göğüsle ilgili

    SAĞINÇ: Dayanıklı, yıkılmaz; Sağlıklı, sıhhatli; Güvenilir, inanılır bir temeli olan

    SAİM: Oruçlu

    SAİT: Kutlu, uğurlu; Cennetlik kimse

    SALİH: Yararlı; Yetkili; Dinin buyruklarına uyan

    SAMET: Çok yüksek, ulu; Tanrı adı; Hiçbirşeye ve kimseye gereksinimi olmayan

    SAMİ: Duyan, işiten; Yüce, ulu, yüksek; Dinleyen, dinleyici

    SAMİM: Birşeyin içi, özü, merkezi, temeli, kökü

    SANBERK: Gücüyle tanınmış

    SANCAK: Bayrak

    SANCAR: Kısa kama

    SANER: Ünlü, tanınmış

    SARP: Dik, geçilmesi ve çıkılması zor

    SARPER: SARP+ER=zor erkek kişi

    SATVET: Zorlu

    SAVAŞ: Silahlı mücadele, harp; Uğraşma, kavga

    SAYGIN: Saygı gören, saygı gösterilen

    SEÇKİN: Niteliklerinin yüksekliğiyle göze çarpan, elit

    SEDAT: Doğruluk, haklılık; Dikkat

    SEFA: Gönül rahatlığı, sakin olma; Eğlence, zevk, neşe

    SELÇUK: Hatiplik yeteneği olan

    SELİM: Doğru, dürüst, kusursuz; Kolayca iyileşen

    SELMAN: Barış içinde bulunma

    SEMEN: İyi beslenen

    SEMİH: Cömert,eliaçık

    SENCER: Kale, askeri siper

    SERCAN: Sevgili, sevilen

    SERDAR: Askerin başı, başkomutan, başbuğ

    SERHAT: Sınır boyu, hudut, uç

    SERKAN: Başkan, soylu kan

    SERMET: Sürekli, devamlı

    SERTAÇ: Baş tacı, çok sevilen

    SERTUĞ: Baştuğ

    SEZA: Değer, yaraşık, uygun

    SEZAİ: Uygun, yaraşır

    SEZGİN: Sezmiş olan

    SİNAN Süngü, mızrak

    SONAT: Bir veya iki şarkı için yazılmış 3-4 bölümden müzik yapıtı

    SONER: Son er, artık erkek çocuğu olmasın anlamında; Sona er anlamında

    SORGUN: Söğüt ağacının bir cinsi; Mısır kavağı

    SÖYLEM: Konuşan bireyin kullandığı dil

    SUALP: Asker, yiğit

    SUNAY: Adak ayı

    SUNGUN: Bağış, ihsan

    SUNGUR: Soğukkanlı, sakin kimse

    SÜAVİ: Herkesin yardımına koşan

    SÜER: Yiğit asker

    SÜERDEM: Erdemli asker

    SÜHA: Büyükayı yıldız kümesindeki en küçük yıldızın adı

    SÜMER: Aşağı Mezopotamya'da yaşamış bir kavim

    ŞAHİN: Kartalgillerden yırtıcı bir kuş

    ŞAH: Kral anlamında

    ŞAN: Ün, şöhret

    ŞANSAL: Şanın yayılsın

    ŞARIK: Parlak, parlayan

    ŞEHMUZ: Hükümdar soyundan gelen

    ŞEN: Halinden memnun yaşayan ve etrafına yayan

    ŞENER: Şen+Er

    ŞİMŞEK: İki bulut arasında veya bir bulut içinde elektrik boşalırken oluşan kırık çizgi biçimindeki geçici ışık; Parıltı


    T

    TAHA: Yüksek bulut; Yaymak, düzgün serip döşemek; Peygamberimizin adlarındandır.

    TAN: Sabahın gün doğmadan önceki zamanı, sabah aydınlığı

    TANAL: Tan kızıl, kızıl tan anlamında

    TANAY: Şafaktaki ay

    TANDOĞAN: Şafak vakti; Tan vakti dünyaya gelen

    TANGÜN: Hem tan, hem güneş

    TANIL: Bilin, ün yap, isim yap

    TANSEL: Tan vaktinin güzelliğini kendinde yansıtan

    TANYOL: Işıklanacak yol, güneşlenecek yol

    TARIK: Sabah yıldızı

    TARKAN: Ayrıcalıklı, saygın kişi

    TAYFUN: Şiddetli fırtına

    TAYFUR: Bir kuş ismi

    TAYGA: Avrupa'dan Doğu Asya'ya kesintisiz uzanan orman

    TAYLAN: Boylu poslu kimse; Yele açık olan yer; Fırtınalı bozuk hava; Ormansız çıplak yer

    TEOMAN: Duman, tuman; Hun imparatoru Mete Han'ın babası

    TİBET: Çin'in batısında bağımsız bir bölge

    TINAZ: Savrulmak için hazırlanan ekin yığını

    TOKTAMIŞ: Altınordu devleti hanı

    TOLGA: Eski savaşçıların başlarına giydikleri demir başlık, miğfer

    TOLUN: Tamamıyla aydınlık ve yuvarlak olan

    TOLUNAY: Dolunay

    TONGUÇ: En büyük çocuk

    TORAMAN: Tombul, iri yapılı çocuk

    TOYGAR: Tarla kuşu

    TOYGUN: Genç, delikanlı

    TÖRE: Bir toplumun gelenek, görenek ve alışkanlıkları

    TUFAN: Şiddetli yağmur

    TUNCA: Meriç ırmağının bir kolu

    TUNÇ: Bakır, çinko ve kalayın karışımından oluşan, pirince benzeyen koyu kızıl bir alaşım

    TUTKU: Bir insanın isteme, duyma ve düşünmesine egemen olan çok güçlü duygu; Uzun süreli kalıcı ve güçlü duygulanım; Güçlü istek ve eğilimin yöneldiği amaç, ihtiras

    TÜMAY: Sessiz, rahat, huzurlu

    TÜMER: Çok, olanca erkek

    TÜREL: Türe ile ilgili olan, hukuki


    U-Ü

    UFUK: Aklın alabileceği mesafe, sonsuz düzlem

    UBEYDULLAH: Kulcuk

    UĞUR: Bazı olaylarda görülen ve insana iyilik getirdiğine inanılan belirti veya bazı nesnelerde varolduğuna inanılan iyilik kaynağı

    ULUBEY (ULUĞBEY): Erdemleri bakımından çok büyük saygı gören erkek kişi; Büyük Türk bilgini ve gökbilimcisi Uluğbey

    ULUÇ: Selçuklularda Türkmen beylerine verilen ad

    ULUĞ: Büyük, yüce

    UMAR: Çare

    UMUR: Aldırış etmek, önemsemek; Tecrübesi çok olan, deneyimli

    UMUT: Ümit, umulan; Güven duygusu veren kişi ya da şey

    UNAN: Sadakat, bağlılık

    URAĞAN: Birkaç kasırganın karşılaşmasıyla oluşan şiddetli fırtına

    URAS: Mutluluk, talih, şans

    UTKAN: Ateşli kan

    UTKU: Zafer

    UYGAR: Uygarlığa bağlı olan

    UYGUR: Uygur devletinden olan kimse

    UZAY: Bütün gökcisimlerinin içinde bulunduğu sonsuz boşluk

    ÜLKÜ: Ulaşılmak istenen yüce dilek; Yanlız düşüncede varolan şey

    ÜNAL: Ünün duyulsun

    ÜNSAL: Herkesçe tanın, ünlü ol, ününü her yana sal

    ÜNSAN: Ünlü ve sanlı

    ÜRÜN: Denizlerden, topraktan


    V-Y-Z

    VARGI: Varılan sonuç, hüküm

    VARGIN: Varan, ulaşan, dileğine erişen

    VELİ: Ermiş, Eren, Evliya

    VOLKAN: Yanardağ

    VURAL: Vurarak al

    VURGUN: Tutkun, aşık

    YAĞIZ: Esmer, Yiğit

    YAĞIZHAN: Esmer han

    YALGIN: Serap, Aşı kalemi almaya ve aşılamaya elverişli ağaç, çiçek

    YALIM: Alev

    YALIN: Sade, gösterişsiz

    YALINAY: Bulutsuz gecedeki ay

    YALMAN: Sarp, dik

    YAMAN: Güç, beceri bakımından alışılmışın üzerinde olan

    YANKI: Sesin bir yere çarpıp geri dönmesiyle oluşan ikinci ses, Bir olgunun çevrede uyandırdığı duygu

    YARDAN: Sevgiliden

    YAREN: Arkadaş, yakın dost

    YARGI: Hüküm, muhakeme, Eleştirme

    YARKIN: Güneş ışığı, güneş aydınlığı, Şimşek

    YASİN: Kur'an'da bir sure

    YAVER: Yardımcı

    YEKTA: Tek, benzersiz

    YENER: Yarıştığı kişiye karşı üstün gelen anlamında

    YESUGAY: Moğol hükümdarı Cengizhan'ın babası

    YETKİN: Gerekli olgunluğa ve bütünlüğe ulaşmış

    YİĞİT: Güçlü, yürekli kahraman

    YILAYDIN: Aydınlık yıl

    YÜCE: Ulu

    YÜCEL: Yüksel anlamında

    ZAFER : Savaş ve uğraşla elde edilen başarı, sonuç

    Zirve: Doruk, tepe noktası

    Zorlu: Güçlü, tuttuğunu koparan
     

  5. 2014 Kız Bebek İsimleri

    A

    AÇANGÜL: Açılan gül çiçeği

    AÇILAY: Ay'ın şekilleri, yansıması

    ADAL: Ün kazan

    AFET: Ortalığı birbirine katacak kadar güzel kadın

    AĞÇA: Temiz, saf

    AHENK: Uyum

    AHSEN: Çok güzel, olağanüstü güzel

    AHU: Ceylan, karaca

    AHUSE: Coşkulu güzellik

    AJLAN: Hızlı, çabuk, telaşlı

    AKASYA: Güzel kokulu bir süs bitkisi

    AKEL: Eli uğurlu anlamında

    AKGÜN: Parlak gün, uğurlu gün, ışıklı gün

    AKSU: Anadolu'da değişik boylarda bir çok akarsuyun adı

    AKŞİN: Beyaz tenli kadın

    AKTAN: Ak renkli tan; Kutlu tan, uğurlu tan

    ALA: Ela karışık renkli, alaca; Benekli; Tam olgunlaşmamış, yarı olmuş

    ALÇİN: Kızıl renkli küçük bir kuş

    ALEDA: Nazlı, kaprisli

    ALEV: Yanan cisimlerin görüntüsünü tarif etmek için kullanılan bir kelime

    ALEYNA: Bizim üzerimize olsun

    ALGIN: Birine gönül vermiş, vurgun, tutkun

    ALIM: Gözü gönlü çeken nitelik, çekicilik, gönül çelen güzellik, albeni

    ALKIM: Gökkuşağı

    ALPİKE: Kahraman kraliçe

    ALTIN: Yüksek değerli bir maden

    ALYA: Yüksek yer, yükseklik, gök

    ANDAÇ: Anılar, hatıralar

    ANIL: Başkaları tarafından sözün edilsin

    ANKA: Kaf Dağı'nda bulunduğu söylenen masal kuşu

    ARIN: Arı, katışıksız, temiz, kirden uzak

    ARKIN: Yavaş, ağır, sakin

    ARMAĞAN: Hediye, ödül

    ARMİNA: Emine, korkusuz, yürekli

    ARNİSA: Çok namuslu kadın

    ARSEN: Kurtuluş, özgürlük

    ARSU: Su kadar berrak

    ARSUN: Yüreğindeki temizliği yansıtan

    ARYA: Operada sanatçının orkestra eşliğinde söylediği uzun şarkı

    ARZU: Herhangi bir şey için duyulan aşırı istek

    ASALBİKE: Gerçek hanım, gerçek güzel

    ASEL: Bal, Cennetteki dört sudan biri

    ASENA: Dişi kurt, güzel kız

    ASLI: Kökeni anlamında; Kerem ile Aslı öyküsündeki kadın kahraman

    ASLIHAN: ASLI+HAN=soyu han

    ASLIM: Özü geçmişe ait

    ASU: Azgın, huysuz

    ASUDE: Rahat, huzur içinde olan

    ASUELA: Ela gözlü yaramaz

    ASUMAN: Gökyüzü

    ASYA: Dünyanın en büyük kıtası

    AŞKIN: Aşmış, ileri

    AYBEN: Ben ayım anlamında

    AYBİKE: Ay gibi güzel kız

    AYBİRGEN: Ay veren

    AYÇA: Yay biçimindeki ay

    AYÇİÇEK: Gün çiçek

    AYDA: Dere kıyılarında yetişen bir bitki

    AYDAN: Güzelliğini aydan almış,ay gibi parlak ve güzel

    AYDENİZ: Hem ay, hem de deniz

    AYDONAT: Işık donat, parlaklık donat anlamında

    AYEVİ: Ay çevresinde oluşan ışık çemberi

    AYGEN: Gönül arkadaşı

    AYGÜN: Hem ay, hem gün

    AYKAL: Ay gibi parlak ve ışıklı kal

    AYKIZ: Ay+Kız

    AYKUT: Kutlu ay, uğurlu ay

    AYLA: Bazı yıldızların ve ayın etrafındaki ışık çemberi

    AYLİN: AYLA ile aynı anlamdadır

    AYSAR: Ayın evrelerine göre huyu değişen kimse

    AYSIN: Sen aysın, ay kadar güzelsin

    AYSU: Ay ve su gibi güzel

    AYŞE: Rahat ve huzur içinde yaşayan

    AYŞEGÜL: Ayşe+Gül

    AYŞENUR: Ayşe+Nur

    AYŞIL: Ay ışığı

    AZRA: Üstünde hiç yürünmemiş kum; Yeni yetme kız


    B

    BADE: Aşk, kutsal sevgi

    BAHA: Değerli, kıymeti çok

    BAHAR: Yazla kış arasında olan mevsim

    BALA: Yavru çocuk

    BALCA: Bal gibi, bala benzer

    BALIN: Yar, sevgili

    BALKIN: Pırıldayan, parlak

    BALKIZ: Bal kadar tatlı kız

    BANU: Prenses; Hanımefendi

    BAŞAK: Arpa çavdar gibi ekinlerin tanelerini taşıyan baş kısmı

    BEDİZ: Resim, tasvir, süs, bezek

    BEGÜM: Hanım; Timur oğulları'ndan gelen prenses

    BEHİN: İyinin iyisi

    BELDE: Memleket, şehir, kasaba

    BELEMİR: Peygamber çiçeği olarak biliniyor.Açtığı kokusunun dağılmasıyla anlaşılan gizli çiçek anlamında

    BELEN: Bel, geçit; İki dağ arasından geçen yol

    BELFÜ: Kar tanesi

    BELGİ: İşaret

    BELGİN: Kesin ve eksiksiz belirlenen

    BELİZ: İşaret, iz; alamet

    BENAN: Parmak uçları

    BENAY: Ben ayım, ay gibiyim

    BENEK: Namuslu kadın

    BENGİ: Ölümsüz, sonsuz

    BENGİSU: Ölümsüzlük suyu

    BENİZ: Yüz

    BERGÜZAR: Anılmak için verilen şey, andaç

    BERİA: Olgunluk ve güzelliğiyle üstün olan sevgili

    BERİL: Zümrüt

    BERİN: En yüksek, en ulu anlamında

    BERKE: Zerdali, kayısı; Kamçı, değnek

    BERNA: Bağlı, bağlanmış; Genç, körpe, delikanlı

    BERRAK: Duru

    BERRAN: Keskin, kesici

    BESİSU: Bitkilerin damarlarında dolaşan besleyici su

    BESTE: Bir müzik parçasını oluşturan ezgilerin tümü

    BESTENİGAR: Türk müziğinde bileşik bir makam

    BETÜL: Erkeklerden çekinen namuslu kadın, Hz. Meryem ve Hz. Fatma'nın diğer isimleri

    BEYZA: Çok beyaz, lekesiz

    BİHTER: Daha iyi, en iyi

    BİKE: Evlenmemiş, çocuğu olmamış kadın

    BİLGE: Çok bilgili ve bilgisini yararlı kullanan kişi

    BİLGET: Havadis, malumat

    BİLGÜN: Bil+Gün

    BİLHAN: Çok bilgili

    BİLLUR: Pek duru, pürüzsüz

    BİNGÜL: BİN+GÜL=Gülü bol; Gül bahçesi

    BİNNAZ: BİN+NAZ= Çok nazlı

    BİNNUR: BİN+NUR=Çok ışıklı, ışığı gür

    BİRAY: Ay gibi tek, eşsiz

    BİRBET: Yüzü benzersiz

    BİRGEN: Yanlız, yanlızlığa alışkın

    BİRİCİK: Bir tane, tek, emsalsiz

    BİRSEN: Yanlız sen

    BUKET: Çiçek demeti

    BURCU: Güzel koku, ıtır

    BURÇAK: Bir bitki

    BURÇİN: Dişi geyik

    BUSE: Öpücük

    BÜKÜM: Bükme eylemi

    BÜŞRA: Müjde, sevinçli haber
     

  6. C

    CANA: "Can"ın - e hali

    CANAN: Gönülden sevilmiş, yar

    CANDAN: İçten, gönülden

    CANDAŞ: Candan, değerli dost

    CANEDA: İçten, sevimli kişi

    CANFEZA: Müzikte bileşik bir makam

    CANKIZ: Sevilen, sevimli, şirin kız

    CANKUT: Sevimli, cana yakın

    CANSU: Yaşam veren su

    CEMRE: Ateş parçası, kor; Şubat ayında bir hafta arayla hava, su ve toprakta oluştuğu sanılan sıcaklık yükselişi

    CEREN: Çok hızlı koşan, gözlerinin güzelliğiyle ünlü, ince bacaklı, zarif hayvan; ceylan

    CEVZA: İkizler burcunun eski adı

    CEYDA: İnce-uzun boyunlu ve güzel

    CEYLAN: CEREN ile aynı

    Ç

    ÇAĞ: Belirli bir özellik göz önünde bulundurularak ele alınan zaman dilimi

    ÇAĞDA: Yeni bir çağa adım atılmış

    ÇAĞIN: Şimşek, yıldırım

    ÇAĞLA: Badem, kayısı,erik gibi yemişlerin olgunlaşmamış hali

    ÇAKIL: Su yataklarında sürtünmeyle yuvarlaklaşmış küçük taşlar

    ÇEVREN: Gökyüzünün yerle bitişik gibi görünen kenarları, ufuk

    ÇİÇEK: Bir bitkinin değişik renklerle bezenmiş kokulu bölümü

    ÇİĞDEM: Akdeniz çevresinde yetişen çok renkli kır bitkisi

    ÇIĞLIK: İnce ve keskin bağırış

    ÇİLER: Şarkılar söyleyen, şakıyan

    ÇİSE(M): Hafif yağan yağmur(um)

    ÇİSİL: İnce ince yağan yağmur

    ÇOLPAN: Çoban yıldızı


    D

    DALGA: Hareketli su kütlesi; Denizin rüzgarlı havada kabarıp kıyıya sürüklenmesi

    DAMLA: Yağmur ya da bir sıvının çok küçük yuvarlak biçimli parçası

    DEFNE: Yaprakları güzel kokulu, yaz-kış yeşil olan bir bitki

    DEMET: Çiçek bağlamı, deste

    DEMRE: Noel Baba'nın doğduğu sanılan tarihi yer

    DENİZ: Yeryüzünün çoğunu örten engin su

    DEREN: Toplayan, düzenleyen, pekiştiren

    DERİN: Sığ olmayan

    DERYA: Büyük deniz anlamında

    DESEN: Çiçek, çizgi gibi süs şekilleri

    DESTEGÜL: Mevlevi dervişlerinin giydiği ince kumaştan yelek

    DEVİN: Hareket, kımıldanış

    DEVRİM: Yerleşik toplumsal düzeni, köklü, hızlı ve geniş kapsamlı olarak niteliksel değiştirme ve yeniden biçimlendirme işlemi

    DİCLE: Bir nehir adı

    DİDE: Göz, göz bebeği

    DİDEM: Gözüm gibi sevdiğim, sevgilim

    DİLARA: Gönül alan, gönül okşayan.

    DİLAY: Gönle ışık saçan, ay kadar güzel

    DİLDAR: Gönlü baskı altında tutan sevgili

    DİLDE: Ünü her tarafa yayılmış, herkesin konuştuğu, herkesin dilinde olan kimse

    DİLEK: İstek, rica

    DİLEM: Gönül ilacı

    DİLER: Dilemek eyleminden

    DİLHAN: İçten ve yürekten konuşan

    DİLNİŞİN: Gönülde yer tutan,hoş,güzel

    DİLRÜBA: Gönlü şen,dertsiz

    DİLSU: Dil+Su

    DİLŞAH: Gönül şahı,sevgili

    DOĞA: Yaradılış ve yapı özelliklerinin tümü; Tabiat

    DOĞANGÜN: Doğmakta olan gün

    DOĞAY: Ayın yeni doğuş hali

    DOĞU: Güneşin doğduğu ana yön

    DOLUNAY:Ayın tam yuvarlak olduğu an

    DORA: Doruk, zirve

    DUYGU: Kişi, olay ve nesnelerin bireyin iç dünyasında uyandırdığı izlenim

    DÜŞÜM: Hayalimdeki, düşlediğim, istediğim anlamında


    E

    EBRU: Bulut renginde; Hare gibi dalgalı ve damarlı; Kitap kabı yapmak için kullanılan renkli kağıt; Hareli boyama yöntemi

    ECE: Türdeşleri arasında üstünlüğü yeteneği olan kadın, güzel kadın; Kraliçe

    ECEGÜN: Çok güzel bir günde doğan

    ECEM: Kraliçem, sevgili kraliçe anlamında

    ECMEL: Çok güzel

    EDA: Naz, cilve anlamında

    EFSUN: Büyü, sihir

    EGE: Türkiye'nin batısında yer alan deniz

    ELÇİN: Deste, tutam

    ELİF: Arap alfabesinin ilk harfi; Anadolu'da kibar, narin yapılı, ince-uzun anlamında kullanılır

    ELVAN: Renkler,çeşitler

    EMET: Bereket, bolluk

    ENER: Dağ eteği

    EREM: Cennet

    ERENDİZ: Jüpiter gezegeninin adı

    ERKE: Enerji, iş başarma gücü; Nazlı

    ESEN: Sağlıklı, salim

    ESER: Emek sonucu ortaya çıkan ürün, yapıt; Yok olmuş bir nesneden kalan parça

    ESİN: Sabah rüzgarı

    ESNA: Yüksek, yüce

    ESRA: En çabuk, çok çabuk

    EŞLEM: Selametli, güvenilir

    EVİN: Bir şeyin içindeki öz; Buğday tanesinin olgunlaşmış içi, özü

    EYLÜL: Sonbaharda bir ay ad

    EZGİ: Belli bir kurala göre yaratılan ve kulakta haz uyandıran ses dizisi; Melodi, şarkı, türkü


    F


    FAZİLET: Erdemli, iyi ahlaklı

    FERAH: Aydınlık, iç açıcı

    FERAY: Ay ışığı, ayın parlaklığı

    FERCAN: İnsanın ruhuna aydınlık veren bir içtenliğe sahip olan

    FERDA: Gelecek zaman, yarın; Kıyamet

    FERHAN: Sevinçli, gönlü hoş

    FERZİN: Kraliçe

    FEYZA: Bolluk, çokluk

    FEZA: Boşluk, sınırsızlık; Uzay

    FİDAN: Yeni yetişen ağaç

    FİGEN: Yaralayan, kıran

    FİLİZ: Tohumdan çıkan sürgün

    FİRUZE: Açık mavi renkte, değerli bir süs taşı

    FULYA: Nergisgillerden güzel kokulu sarı bir çiçek

    FUNDA: Çalı ormanı, çalılık; Püskül, tepelik

    FÜRUZAN: Parlayan, parlak

    FÜSUN: Büyü

    G


    GAMZE: Göz kırpma, gözle işaret; Nazlı bakma; Gülerken bazı kişilerde yanaklarda beliren çukur

    GAYE: Amaç, erek

    GAZAL: Ak geyik, ahu; Geyik yavrusu; Güzel söz (mecazi)

    GAZEL: Konusu daha çok sevgi ve içki olan, manzume; Tek kişinin özel ahenkte okuduğu müzik parçası; Sonbahar vaktinde düşen yapraklar

    GECE: Gün batımından ağarmasına kadar geçen süre

    GELİNCİK: Yazın kırlarda yetişen parlak kırmızı renkli bir çiçek

    GENCAY: Yeni doğmuş ay; Hilal biçimindeki ay

    GERÇEK: Yakıştırma veya yalanı olmayan

    GİZEM: Sır; Aklın erişemediği çözülemeyen şey

    GONCA: Tam açılmamış çiçek

    GÖRKE: Heybetli

    GÖK: Yerin göz ile görülebilen ufuklarından başlayarak yukarıda kubbenin içi gibi gözüken sonsuz boşluk; Mavi renk

    GÖKAY: Hem gök, hem ay; Güzel ay

    GÖKBEN: Ben gökyüzü anlamında

    GÖKÇE: Gök mavisi, mavi gözlü güzel

    GÖKSU: Türkiye'nin çeşitli yerlerinde bulunan akarsuların adı

    GÖKYEL: Kuzeydoğudan esen rüzgar, poyraz

    GÖNEN: Rutubet, yaşlık; Ekilecek toprağın tavlandırılması

    GÖNÜL: İstek, arzu

    GÖZDE: Çok sevilen, beğenilen nitelikte

    GÖZEN: İlgi çekici, samimi; Sulak yer; Pınar

    GÜHER: Cevher

    GÜL: Gülgillerin örneği olan bitki ve bunun çiçeğine verilen ad; Gülmek eyleminden gül

    GÜLBAHAR: GÜL+BAHAR; Ebru yapmakta kullanılan koyu kırmızı toprak rengi

    GÜLBEN: GÜL+BEN= gül yüzlü

    GÜLÇİN: Gül toplayan

    GÜLDEN: Güle ilişkin, gülden yapılmış

    GÜLEN: Güleç yüzlü, mutlu anlamında

    GÜLENAY: Güleç ay, gülümseyen ay; Ay gibi gülümseyen güzel

    GÜLFEM: Ağzı gül gibi olan

    GÜLGEN: Güler yüzlü

    GÜLGÜN: Gül renkli; Gülen, gülümseyen

    GÜLHAN: Gül kadar çok sevilen, han, hakan

    GÜLİSTAN: Gül bahçesi

    GÜLİZ: Gül yetiştiren

    GÜLİZAR: Al yanaklı, gül yanaklı; Alaturka müzikte bir bileşik bir makam

    GÜLNİSA: Gül+Nisa (Nisa=Kadınlar), gül gibi kadınlar anlamında

    GÜLRİZ: Gül saçan

    GÜLRU: Gül yüzlü, gül yanaklı

    GÜLSU: Gül ve su gibi güzel

    GÜLSÜN: Yaşam boyu yüzü gülsün anlamında

    GÜLŞAH: Gül dalı; Güzelliğiyle ün salmış olan

    GÜLŞEN: Gül bahçesi

    GÜLTEN: Gül tenli, vücudu gül gibi

    GÜLÜM: Bana ait olan gül

    GÜLÜMSE: Tebessüm et

    GÜN: 24 saatlik zaman dilimi; Güneşin yeryüzüne gönderdiği ışık; Güneş, yaşam

    GÜNAL: Işık al, ışıklı ol

    GÜNAN: Doğumuyla sevinç getiren; Anılan gün

    GÜNAY: Hem gün, hem ay

    GÜNÇİÇEK: Ay çiçek

    GÜNDEN: Güne ilişkin, güneşe ilişkin; Güneşten bir parça

    GÜNDÜZ: Günün aydınlık bölümü

    GÜNEŞ: Çevresindeki gezegenlere ısı ve ışık veren büyük gök cismi

    GÜNEY: Her zaman güneş gören, güneşli yer; Bir yön

    GÜNHAN: Oğuz han'ın altı oğlundan biri

    GÜNSU: Gün gibi aydınlık, su gibi berrak

    GÜRAY: Bol ışıklı ay, güçlü ay

    GÜRDAL: Güçlü dal, sık dal

    GÜVEN: Güvenmekten, yürekli ol anlamında

    GÜZ: Sonbahar

    GÜZAY: Güneş olmayan yer; Kuzey; Güz ve ay

    GÜZEL: Hoşa giden,hayranlık uyandıran

    GÜZİN: Seçilmiş, seçkin

    GÜZÜN: Güz mevsiminde olan
     

  7. H

    HALENUR: Kutsal ışık

    HANDAN: Güleç, sevinçli

    HANDE: Daima gülen, gülücük

    HANİFE: Allah'ın birliğine inanan; Hz. Muhammed zamanından önce tek tanrıya inanan

    HARİKA: Sıradanlığın üstündeki nitelikleriyle insanda hayranlık uyandıran

    HASLET: Doğuştan gelen güzel huy

    HAYAL: Varmış, olmuş gibi zihinde canlandırılan imge, görüntü

    HAYAT: Ömür, yaşam

    HAZAL: Kuruyup dökülen ağaç yapraklarının güzelliği

    HAZAN: Sonbahar

    HAZAR: Barış

    HERA: Mitolojide analığın yüceliğini temsil eden tanrıça

    HEVES: Bir şeye duyulan istek

    HEVİN: Aşk, sevda

    HELİN: Yuva

    HİLAL: Ayın yay biçimindeki görünüşü

    HİLDE: Kurtulmak, yükselmek, ilerlemek

    HOŞSEDA: Hoşa giden ses

    HÜLYA: İnsanın kurduğu tatlı düş; Sevda

    HÜMA: Efsanelerde geçen, yere konmayıp sürekli gökte kaldığına inanılan cennet kuşu

    HÜMEYRA: Kızıllık, pembelik

    HÜNER: İnce ve şaşırtıcı ustalık

    HÜRREM: Sevinçli, güler yüzlü

    HÜSNA: Pek çok güzel

    HÜSÜN: Güzellik


    I

    IĞIL: Çok yavaş akan su

    ILGAZ: Atın dört nala koşması

    ILGIM: Serap

    ILGIN: Beyaz ya da pembe, çiçekli, çok hafif yapraklı bir ağaççık (genellikle küçük akarsu kıyılarında bulunur)

    ILGIT: Esinti ve akış için kullanılan yavaş yavaş anlamında

    ILIM: Uzlaşmacı yumuşaklık

    IRMAK: Akarsuların en büyüğü

    IŞIK: Cisimleri görmeyi, renkleri ayırt etmeyi sağlayan fiziksel enerji

    IŞIL: Pırıltı, parlaklık, ışık, aydınlık

    IŞILAY: Işıltılı ay, parlayan ay

    IŞIN: Bir kaynaktan belli bir doğrultuya giden ışık çizgisi

    ITIR: Güzel koku; El ve yüze sürülen çiçek özü, esans


    İ-J

    İDİL: Kır yaşamı içinde aşk konusunu işleyen kısa şiir; Volga ırmağına Türklerin verdiği ad

    İLAYDA: Su perisi

    İLBÜKE: İlbay hanımı, seçkin hanım

    İLGİ: İki şey arasındaki ilişki; Bir şeye duyulan merak; Eğilim

    İLGÜN: Ülke güneşi

    İLKBAHAR: Yılın ılık mevsimi

    İLKE: Temel alınan düşünce, kural

    İLKGÜZ: Eylül ayı

    İLKİM: İlk çocuğum anlamında

    İLKİN: İlk çocuklar için kullanılan adlardan

    İLKNUR: İlk+NUR=İlk ışık

    İLKYAZ: İlkbahar

    İLSEL: İlle ilişkili, yurtla ilişkili

    İLTER: Yurdu koruyan, yurtsever.

    İMGE: Düş, hayal, görüntü, tasarım

    İMRAN: Evine bağlı, evcimen anlamında

    İMREN: İmrenmek fiilinden, görünen şeyi edinme isteği.

    İNANÇ: İnanılan şey

    İNCİ: Süslemede kullanılan, istiridyede yetişmiş değerli madde

    İNCİLAY: Parlama,ışıldama

    İPAR: Yüksek dağların kar tutmayan yerlerinde yetişen çiçek

    İPEK: İpekböceği kozasından elde edilen ince, parlak kumaş

    İREM: Bahçeleriyle ünlü masal kenti

    İREN: Özgür, serbest

    İRİS: Mitolojide Tanrıların elçisi

    İYEM: Güzellik

    İZEL: El izi anlamında

    İZEM: Büyüklük, ululuk

    İZGİ: Güzel, adaletli, zeki

    İZLEM: İzlemek eylemi

    İZİM: Önceden bulunduğum yerde bıraktığım belirti anlamında

    JALE: Çığ, kırağı. Sabahları otların üzerinde olan su damlaları

    JANSET : Güneşin Doğuşu (Çerkez İsmi)

    JANSELİ : Güneşin Doğduğu Yer (Çerkez İsmi)

    JASMİN: Yasemin

    JEYAN: Kızan, kükreyen

    JİNSAL: Çağ, yaş, dönem


    K-L

    KAİNAT: Var edilen şeylerin hepsi, yaratılanlar

    KAMER: 1. ay; Mecazi parlak ve güzel anlamında

    KARACA: Rengi karaya yakın, esmer; Avrupa ve Asya'nın ılıman bölgelerinde yaşayan kısa ve çatallı boynuzlu bir memeli hayvan

    KARDELEN: Kar kalkmadan çiçek açan süs bitkisi

    KAYRA: Yüksek tutulan yada sayılan birinden gelen iyilik; Tanrıdan geldiğine inanılan iyilik; İhsan, lütuf

    KIVANÇ: Sevinç

    KIVILCIM: Yanmakta olan bir maddeden sıçrayan küçük ateş parçası

    KIZILTAN: Kızıl renk almış tan

    KÖSEM: Sürünün önünden giden,yol gösteren koç

    KUĞU: Beyaz tüylü bir su kuşu

    KUMRU: Sevgilisine düşkünlüğüyle bilinen güvercin benzeri bir kuş

    KUMSAL: Kumla örtülü deniz kıyısı

    KUTAY: Kutlu,uğurlu ay

    KUTSAL: Güçlü bir dinsel saygı uyandıran kimse

    KUZEY: Bir yön

    KÜBRA: Büyük, ulu; Büyük önerme

    LAL: Parlak, koyu kırmızı renkte olan

    LALE: Çan biçiminde bir çiçek

    LAMİA: Parlayan, parlak

    LERZAN: Titreyen,titrek

    LEYLA: Saçları gece gibi simsiyah olan kadın; Çok karanlık gece

    LEYLİFER: Gece ışığı

    LİLA: Açık eflatun


    M

    MAİDE: Üzerinde yemekler bulunan sofra; Yemek, ziyafet

    MANOLYA: Bir süs bitkisi

    MARAL: Dişi geyik

    MAVİSU: Deniz

    MAYIS: Bir bahar ayı

    MEBRUKE: Kutlu kadın ("mübarek kelimesinin dişisi")

    MEHİR: Ay parçası

    MEHTAP: Ay ışığı

    MEHVEŞ: Ay gibi güzel kadın

    MELDA: İnce ve taze bedenli

    MELEK: Tanrı katında bulunan ruhani varlıkların her biri; Pek güzel, yumuşak huylu ve masum (mecazi)

    MELİKE: Kadın hükümdar

    MELİS: Bal, bal arısı

    MELİSA: Oğul otu

    MELTEM: Yazın karadan denize doğru esen yel

    MENEKŞE: Mor beyaz renkli, kokulu, yuvarlak yapraklı bir çiçek

    MERAL: Dişi geyik

    MERCAN: deniz dibine ağaç gibi kök salarak büyüyen, hayvan gibi duyguya sahip, kırmızı renkli, kalker iskeletli bir canlı türü

    MERİÇ: Bulgaristan'dan çıkıp Edirne yakınlarında Arda ve Tunca ile birleştikten sonraTürk-Yunan sınırı boyunca akarak Enez yakınlarında Ege Denizi'ne dökülen ırmak

    MERİH: Mars gezegeni

    MERVE: Mekke'de Safa dağının karşısındaki kırmızı renkli tepenin adı

    MERYEM: İsa peygamberin annesinin adı

    MİMOZA: Bir süs bitkisi

    MİNE: İnce ve parlak nakış; Madenler üzerine vurulan renkli cam tabakası; Şişe, cam, billur sırça

    MİRAY: Yılın ilk aylarında doğan

    MÜGE: İnci çiçeği

    MÜJDE: Sevindirici haber; İyi haber getirene verilen bağ


    N

    NAĞME: Güzel uyumlu ses, ezgi; Birinin yalandan ve nazlanarak söylediği söz

    NARİN: İnce, ince yapılı, kibar

    NAZ: İsteksiz gibi görünen, çekingen davranış

    NAZER: Nazar

    NAZLI(M): Naz yapan; İşveli(m), edalı(m)

    NAZLIHAN: NAZLI+HAN= naz yapan han anlamında

    NEHAR: Gündüz anlamındadır

    NEHİR: Akarsu, ırmak

    NERGİS: Bir süs bitkisi

    NESLİHAN: Han soyundan

    NESLİŞAH: Şah soyundan

    NESRİN: Yaban gülü

    NEŞE(M): Gönül açıklığı(m), sevinç(im)

    NEVA: Ses, ahenk; Güç, zenginlik, servet; Nasip; Türk müziğinde bir makam

    NEVAL: Talih

    NEVADE: Torun anlamında

    NEVBAHAR: İlkbahar, ilkyaz

    NEVESER: Türk Müziğinde Dede Efendi'nin bulduğu bileşik bir makam

    NEVGECE: Yeni yeni oluşan gece

    NEVGÜL: Yeni açmış gül

    NEVİD: Yeni, yepyeni

    NEVRA: Beyaz çiçek

    NEYİR: Işıklı, aydınlık, parlak

    NİGAR: Resim kadar güzel sevgili; Nakış; Resim

    NİHAL: İnce ve düzgün vücutlu sevgili

    NİHAN: Saklanmış, gizli olan; Sır

    NİL: Çivit; Mısır'da bir nehir

    NİLGÜN: Lacivert renkli, çivit renginde

    NİLÜFER: Durgun sularda yetişen, değişik renkli ve uzun ömürlü su bitkisi

    NİSAN: Gelin çiçeği; İlkbaharın ilk ayı

    NUR: Aydınlık, parıltı, parlaklık

    NURGÜL: Nur+Gül

    NURGÜN: Nur+Gün

    NURSAL: Işıksalı ışıkla ilgili

    NURSAY: Işık gibi say, ışık gibi bil anlamında

    NURSELİ: Işık seli (yağmuru) anlamında

    NURSEZA: Nur+Seza=Nura layık, ışığa, aydınlığa layık anlamında

    NURTEN: Işık gibi duru tenli anlamında

    NÜKET: Nükte, zarif, güzel sözler

    NÜKHET: Güzel koku

    NÜKTE: İnce anlamlı, düşündürücü şaka söz
     

  8. O-Ö

    OKSAL: Ok at; Oka ilişkin

    OLCAY: Mutlu, ongun; Rastlantıları düzenlediği ve böylece de insanlara iyi ya da kötü durumlar hazırladığı sanılan şey, şans, talih

    OLGAÇ: Bilgi ve görgüde olgunlaşan

    ONGÜL: Önayak olmak; İlk gül

    ORKİDE: Salepgillerden güzel çiçekli birtakım bitki türlerinin ortak adı

    OYA: Bir nesneye oyularak yapılan süs; Genellikle ipek veya ibrişim ile iğne, mekik, tığ kullanılarak yapılan ince dantel

    OYLUM: Hacim, dirim; İçi oyulmuş, çukur duruma getirilmiş; Resimde derinlik, üç boyutluk etkisi, mimarlıkta mekan karşılığı

    ÖDÜL: Armağan

    ÖNAY: Yeni çıkmış ay

    ÖRGÜN: Türlü ve düzenli parçalardan oluşan

    ÖVGÜ: Övme, övmek için söylenen söz

    ÖVGÜN: Övülmüş, övülen kişi

    ÖVÜNÇ: Övünmeye yol açan yada hak kazandıran şey, kıvanç, sevinç, övünç, ödünç

    ÖYKÜ: Hikaye, ayrıntılarıyla anlatılan olay

    ÖZBEN: Bireyin kendi varlığı; Gerçek ben anlamında

    ÖZDE: Kişinin kendi içinde, özünde, canda olan

    ÖZDEN: Özle, öz varlıkla, gerçekle ilgili

    ÖZEN: Büyük hassasiyet göstermek

    ÖZGE: Yabancı

    ÖZGEN: Başına buyruk; Kuzu kulağı otunun filizi

    ÖZGÜL: Öz+Gül, gerçek gül, benim gülüm anlamında

    ÖZGÜR: Herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya, koşula bağlı olmayan, başına buyruk, hür

    ÖZLEM: Bir şeye karşı duyulan istek, bir kimseyi y da bir şeyi görme, kavuşma isteği; Hasret

    ÖZLEN: Görme isteği uyandır, kavuşma isteği ver, seni özlesinler

    ÖZSU: Besleyici su, besisuyu, bitkilerin dokularında bulunan tuz


    P

    PAMİRA: Orta Asya'da bir yayla

    PAPATYA: Baharda çiçek açan bir kır bitkisi

    PARLA: Parlamak eyleminden parla, ışık saç; Başarılı ol, ünün sanın artsın; Güzel ol, güzel görünüşlü ol

    PELİN: Acı ve güzel kokulu bir bitki

    PELİNSU: Pelin+Su, hem pelin hem su anlamında

    PERÇEM: Kah kül

    PERİ: Cisimleri çok latif ve görünmez olan hoş yaratık; Güzel insan, güzel kimse

    PERRAN: Uçan, uçucu

    PERVİN: Ülker yıldızı

    PETEK: Arıların bal topladıkları balmumu yuvacıkları

    PEYDA: Belli, açık, ortaya çıkmak, oluşmak

    PINAR: Büyük su kaynağı

    PIRILTI: Pırıldayan şeyin çıkardığı ışık


    R

    RAHŞAN: Parlayan, parlak, aydınlık

    RANA: İyi, güzel, yumuşak, hoş

    RAVZA: Sulu, su yatağı yer; Bahçe

    RENAN: Çok ses çıkaran, çınlayan

    RENGİN: Boyalı, renkli; Hoş, latif ve güzel

    REVAN: Yürüyen, giden; akan, akıp giden

    REYHAN: Yaprakları güzel kokan bir süs bitkisi, fesleğen

    REZZAN: Ağırbaşlı, onurlu

    RİMA: Dişi ceylan yavrusu

    RUHAN: Güzel kokulu

    RUHSAR: Yanak, yüz, güzel yüz

    RÜÇHAN: Üstünlük

    RÜYA: Düş; Gerçekleşmesi imkansız durum, hayal; Gerçekleşmesi beklenen şey, umut


    S

    SABA: Gündoğrusundan esen hafif ve tatlı rüzgar; Türk müziğinde bir makam

    SABAH: Günün ağarmasıyla başlayan ilk saatler

    SAHRA: Kır,ova,çöl

    SANAL: Sanlı ol, ünlen

    SANEM: Çok güzel kadın; Put

    SARA: Halis, saf, katkısız

    SARE: Olmak, oldu; Cemaat, topluluk; İhtiyaç, susuzluk

    SARGIN: Albenili, çekici, büyüleyici yıldızı şirin, hoşa giden, sevimli, güzel

    SAYE: Gölge; Koruma, yardım, sahip çıkma

    SAYGIN: Sayılan, sevilen

    SAYIL: Her zaman saygı gör

    SEBLA: Uzun kirpikli göz

    SEÇİL: Beğeni, sevgi, üstünlük gösterilen

    SEÇKİN: Benzerler arasında nitelikleriyle göze çarpan, elit

    SEDA: Ses; Doğa veya bir engele çarpıp geri dönen ses, yankı

    SEDEF: Midye ve istiridye gibi deniz hayvanlarının kabuğunda bulunan pırıltılı, beyaz, sert bir madde; Bu maddeden yapılmış veya bu madde ile süslenmiş

    SEDEN: Uyanık, tetikte; Gözü açık olmak

    SEGAH: Doğu müziğinin makamlarından

    SEHER: Tan ağartısı

    SEL: Taşkın su

    SELDA: Bir söğüt cinsi

    SELEN: Haber, müjde

    SELİN: Gür akan su

    SELİNTİ: Ufak sel

    SELİS: Akıcı söz

    SELMİN: Barış ve sevgi duygusuyla dolu olan

    SELVA: Amerika'da Amazon, Afrika'da Nijerya ırmakları gibi ekvator bölgesinde büyük suların geçliği havzalarda bulunan geniş ve balta girmemiş ormanlara verilen ad.

    SELVİ: İnce uzun ağaç

    SEMA: Gökyüzü; Göç

    SEMANUR: Nurlu gökyüzü

    SEMİN: Değerli, pahalı; Semizlik

    SEMİRAMİS: Babil'in Asma Bahçeleri'ni kurduran Asur kraliçesi

    SENA: Övmek, methetmek; Şimşek parıltısı; Yücelik, yükseklik; Aydınlık; Bir ot adı

    SENAHAN: Metheden, alkışlayan, öven

    SENAR: Yar, aşık, seven insan

    SENEM: Kars dolaylarında kadın ve erkeklerin karşılıklı olarak oynadıkları bir halk dansı; Arapça'da put; Arapça'da kendine tapılacak kadar güzel olan kadın, sevgili, güzel

    SERA: Varlıklı olmak, zengin olmak; Şarkı söyleyen; Yer, toprak; Ok yapımında kullanılan bir ağaç

    SERAP: Çorak yerlerde, çölde, sıcak ve ışığın etkisiyle, ileride, yakında ya da ufukta su veya yeşillik var gibi görünmesi olayı

    SEREN: Gemi direği

    SERPİN: Yağmur

    SERRA: Rahatlık,kolaylık

    SERTAP (SERTAB): İnatçı anlamında

    SEVAL: Severek al anlamında

    SEVDA: Vurgunluk, tutkunluk, aşk; Heves, arzu, kuvvetli istek

    SEVDEM: Sevginin en son demi

    SEVEN: Bir başkasına sevgi duyan

    SEVGİ: İnsanı bir şeye yada bir kişiye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu

    SEVİL: Her zaman sevilen biri ol

    SEVİM: Sevmek eylemi; Bir kişi yada bir şeyde bulunan o kişi yada şeyi başkalarına sevdiren özellik

    SEVİNÇ: İstenilen şeyin olmasıyla duyulan coşku

    SEYLAN: Sel, akma, akış

    SEYYAL: Akıcı, akışkan

    SEZEN: Hisseden, sezgili

    SEZER: Açık bir kanıt olmaksızın, olmuş yada olacak bir şeyi duyumsar

    SEZGİ: Sezmek eyleminden sezgi; Sezme yeteneği

    SEZİN: Sezinleme işi, sezme

    SILA: Bir süre ayrı kaldığı bir yere veya yakınlarına kavuşmak; Doğup büyüdüğü ve özlediği yer; Bahşiş, hediye; Bağ

    SİBEL: Henüz yere düşmemiş yağmur damlası (Fransızca "si belle": öylesine güzel anlamında)

    SİM: Gümüş gibi parlak ve beyaz

    SİMA: Yüz, çehre

    SİMGE: Anlamı olan harf, bitki gibi işaretler

    SİMİRNA: İzmir'in eski adı. Aynı zamanda Amazon savaşçılarının kraliçesinin adı. (Başka bir kaynakta ise, Amazon savaşçıların kraliçesi Symirna İzmirli bir prens ie evlenir ve prens bunun anısına şehre Symirna adını verir) (Öneren: Nuray Bulgar)

    SİMTEN: Sim+Ten

    SİNEM: Yüreğim, çok sevdiğim

    SİTARE: Yıldız

    SONEDA: Nazlı olmaması temenni edilen

    SONGÜZ: Kasım ayının halk arasındaki adı

    SONYAZ: Sonbahar

    SU: Canlıların yaşaması için en gerekli olan kokusu, rengi olmayan sıvı

    SUMRU: Bir şeyin yüksek yeri, tepesi

    SUNA: Boylu, pozlu, yakışıklı

    SÜSEN: Nisan-Haziran dönemlerinde açan güzel kokulu bir çiçek
     

  9. Ş

    ŞAHBANU: Hükümdar eşi

    ŞAHİKA: Dağ doruğu.

    ŞAN: Şöhret.

    ŞAYESTE: Yaraşan ,yakışan.

    ŞEBBOY: Güzel kokulu bir süs bitkisi

    ŞEBNEM: Bitkilerin üzerinde toplanan su damlacıkları.

    ŞEHNAZ: Alaturka müzikte bir makam adı

    ŞEHRAZAT: Kendi kendine yaşayan,özgür.

    ŞELALE: Büyük çağlayan.

    ŞERMİN: Utangaç,mahcup.

    ŞEVVAL: Hicri takvime göre yılın onuncu ayı.

    ŞEYDA: Sevda nedeniyle aklını yitirmiş ,çılgın

    ŞİİR: İmgelere,duygulara seslenen söz sanatı

    ŞİMAL: Kuzey

    ŞİRİN: Sevimli,cana yakın

    ŞÖLEN: Kutlama niteliğindeki yemekli toplantı

    ŞÖLENDE: Bir olayı kutlamak amacıyla yapılan yemekli toplantı.

    ŞULE: Ateş alevi


    T

    TAMAR: Damar

    TANGO: Özel ritimli,çift kişilik ağır bir dans

    TANYELİ: Sabah olurken çıkan hafif rüzgar

    TİLBE: Gezginci ozan

    TILSIM: Esrarlı ve olağanüstü güç taşıdığına inanılan nesne

    TOMRİS: MÖ.. 6 yy da yaşamış bir kraliçenin adı

    TÖREN: Anma , kutlama , karşılama , evlenme vb. için yapılan toplantı

    TUĞBA: Dalları bütün cenneti gölgeleyen kutsal ağaç

    TUĞÇE: Kadın sultanın başındaki tuğ

    TULU: Gökcisimlerinin doğuşu

    TUTKU: Aşırı özlem , gönül verilen

    TUTYA: Göze çekilen sürme.

    TÜLİN: Ayın çevresinde oluşan hale

    TÜMAY: Dolunay

    TÜRKUVAZ: Türk rengi de denilen mavi renkte değerli bir taş

    TÜRKÜ: Halk şiirinde kendisine özgü ezgisiyle söylenen uyaklı nazım biçimi

    TÜVANA: Dinç , canlı


    U-Ü

    UMAY: Çocukları ve hayvan yavrularını koruduğuna inanılan tanrıça

    ÜLGEN: Bir iyilik Tanrısının adı.Yüce

    ÜLGER: Şeftalideki ince tüy.

    ÜLKER: Yedi yıldızdan oluşan takım yıldızı

    ÜLKÜ-M: Uğrunda özveride bulunmaktan çekişilmeyen yüce dilek

    ÜRÜN: Doğadan elde edilen yararlı şeyler.

    ÜVERCİNKA: Güvercin kanadı.

    ÜZÜM: Asmanın salkım durumundaki meyve


    V-Y-Z

    VENÜS: Bir gezegen adı

    VERDA: Gül

    VERDİNAZ: Nazların gülü

    VİLDAN: Yeni doğmuş çocuk

    VUSLAT: Sevgiliye kavuşma

    YAĞMUR: Havadaki buharın su damlaları halinde yere düşmesi

    YANKI: Sesin bir yere çarpıp geri dönmesiyle duyulan ikinci ses

    YAPRAK: Bitkilerin çeşitli biçimdeki yeşil bölümü

    YAR: Dost , sevgili

    YAREN: Arkadaş , yakın

    YASEMİN: Çiçekleri güzel kokulu süs bitkisi

    YAZGI: Önceden belirlenmişlik,gerçekleşmesi mutlak olan

    YAZGÜLÜ: Baharın ilk günlerinde çocuğa verilen ad

    YELDA: Uzun ve kara olan şey

    YELİZ: Rüzgarın hızı.Güzel,havadar

    YENİAY: Yeni-ay

    YEŞER: Yetişip yeşil renk almak

    YEŞİM: Yeşil ve pembe renkli değerli bir taş

    YILDIZ: Gökyüzündeki ışıklı gök cisimlerinden her biri

    YONCA: Uğur getirdiğine inanılan süs bitkisi

    YOSUN: Suların yüzeyinde yada dibinde yetişen çiçeksiz bitki

    YÖRÜK: Göçebe yaşayan Oğuz Türkleri

    YURDAGÜL: Yurda-gül

    YURDANUR: Yurda-nur

    ZEREN: Kavrayışı güçlü ,zeki.

    ZERRİN: Altın gibi sarı,parlak.

    ZEYNEP: Değerli taşlar,mücevherler.

    ZEYNO: Zeynep.

    ZUHAL: Satürn gezegeni

    ZÜLAL: Şakaklardan sarkan saç lülesi

    ZÜLEYHA: Su perisi.İçimi güzel su

    ZÜLÜF: Şakaklardan sarkan saç lülesi

    ZÜMRA: Zeki bilgili kadın.

    ZÜMRÜT: Parlak ve yeşil renkli değerli bir taş