Besin zinciri hakkında bilgiler

Konusu 'Kısa Özet Bilgiler' forumundadır ve Ayaz tarafından 15 Ağustos 2014 başlatılmıştır.

  1. Besin zinciri nedir hakkında bilgi

    Besin zincirleri

    Doğada canlılar başka bir canlıyı besin olarak kullanırken kendileride başka canlıların besini olurlar. Canlıların birbirlerini tüketmelerine göre sıralanmaları ile oluşan zincire besin zinciri denir. Zincirin her halkası ayrı bir tür tarafından oluşturulur. Ancak hiçbir zaman doğada tek sıralı zincire rastlanmaz. Bir canlı besin olarak birden fazla türü besin olarak kullanırken kendiside birden çok türün besini olur. Bu durum zincirlerin birbirine karışıp beslenme ağları oluşturmasına neden olur.


    · Besin zincirleri ile canlılar arasında organik madde ve enerji akışı gerçekleşir.

    · Zincir ne kadar kısa ise madde ve enerji o kadar ekonomik kullanılır.

    · İlk halkada ototroflar bulunur

    · Son halkada 3.tüketiciler (Yırtıcılar) bulunur

    · Zincirdeki canlılar fonksiyonlarına göre üç tiptir

    1) Üreticiler

    2) Tüketiciler: a) Birincil tüketiciler (Herbivorlar)

    b) İkincil tüketiciler (Karnivorlar)

    c) Üçüncül tüketiciler (Karnivorlar)

    3) Ayrıştırıcılar

    · Ayrıştırıcılar zincire her halkadan katılabilir

    · Her halkada önceki halkadan alınan organik madde ve enerjinin %90 ‘ı canlının yaşamsal olaylarında tüketilirken canlı vücudunda saklı tutulan % 10 ‘u besini olduğu sonraki halkaya geçer. Bu duruma % 10 yasası denir.


    eslenme basamağı; bir ekosistemdeki beslenme zincirinin aşamalarından her davranışlarına göre değişik basamaklarda sıfırlandırılır. İlk ve en alt basamakta fotosentezyoluyla kendi besinini kendisi üretebilen yeşil bitkiler ( üreticiler) Bitkiler ya da bitkisel ürünler ikinci basamaktaki otçul hayvanlar tarafından yenir. Üçüncü basamakta otçulları yiyen birincil etçiler dördüncü basamakta da birincil etçileri yiyen ikincil etçiler yer alır. Canlıların çoğu birkaç beslenme basamağında birden beslendiği için leşle yada bitkisel ürünler de beslenir. Bazı otçullar da zaman zaman hayvansal ürünleri yer. Baktariler ve mantar gibi çürükçül canlıların ölmüş ilk basamaktaki bitkilerin yararlanabileceği besinler haline getirilmesi ise ayrı bir beslenme basamağını oluşturur.

    Beslenme zinciri ekolojide madde ve enerjinin bir canlıdan öbürüne yiyecek biçimde aktarılma dizisi. Canlıların çoğu yalnızca bir tek hayvan ya da bitki türüyle beslenmedikleri için beslenme zinciri ilk halkasıdır. Etçil beslenme zincirinde bitkilerle beslenen (otçul) bir hayvanı daha büyük bir hayvan yer ve ielk besin kaynağından gelen madde ve enerji bu etçil hayvana aktarılmış olur. Asalak beslenme zincirinde küçük bir canlı kendisinden daha büyük olan konağın bir bölümüyle beslenirken kendisi de daha küçük asalakların konağı olabilir. Çürükçül beslenme zincirinde ise mikroorganizmalar ölü organik maddelerle beslenerek yaşamlarını sürdürür.
    Beslenme zincirinin halkalarını oluşturan her beslenme basamağında ısı biçiminde bir enerji kaybı olacağından bir beslenme zincirinde en çok dört ya da beş basamak bulunabilir. Nüfus yoğunlugun çok yüksek olduğu bölgelerde yaşayan insanlar tahıl yiyen hayvanlar yerine doğrudan tahıllar beslenerek beslenme zincirinin bir halkasını azalttıklarından toplam yiyecek arzını arttırmış olurlar. Beslenme zincirine kadar kısalırsa son tüketiciye ulaşan toplam enerji miktarı da o kadar artar.

    Bitkiler gibi kendi besinini üretme yeteneği olmayan hayvanlar yaşamlarını sürdürebilmek için başka canlıları yemek zorundadır. Bu yüzden doğadaki yabani hayvanların yaşamı genellikle başka bir hayvanların yaşamı genellikle başka bir hayvana yem olarak son bulunur.Örneğin ot yiyerek beslenen bir tavşan günün birinde bir tilkiye yem olur tilki ölünce de onun leşini bu kez sinek kurtçuları ile leşböcekleri yiyip bitirir. Bitkilerden başlayıp çeşitli hayvanların birbirini yemesiyle sürüp giden bu ilişkiyi çevirebilir (ekoloji) uzmanları beslenmezinciri olarak adlandırılır.

    Doğada tek tür yiyecekle beslenen hayvan pek azdır. Tavşan yalnız otları değil yabani meyveleri ağaçların yaprak ve filizlerini de yiyebilir. Tilki ise tavşandan başka fareleri şıçanları kümes hayvanlarını ve böcekleri yiyerek beslenir. Bu nedenle çok karmaşık olan bu ilişkiler ağını anlayabilmek için pek çok besin zincirin arasındaki bağlantıyı kurmak gerekir. Çevre Bilim Uzmanları bu bağlantıyı göstermek için canlıların adlarını ya da resimlerini oklarla birleştirerek ayrıntılı şemalar çizerler. Genellikle bir örümcek ağı kadar karmaşık olan bu şemalar ağı denir.
    Aslında dağa son derece karmaşık olduğu için ğerçeğe birebir uyan bir beslenme ağı çizmek çok güçtür. Bu ağa katılacak her yeni hayvan başka bir canlıyı yediğinden ya da başka bir canlıya yem olduğundan ağa eklenecek okların sonu gelmeyecektir. Çevrebilimciler bu güçlüğü yenmek için genellikle bir hayvanın yalnızca temel yiyeceklerini ya da belli bir bitki türünü yiyen bellibaşlı hayvanları göstermekle yetinirler.

    Beslenme ağının çizilmesiyle doğadaki bu karmaşık ilişkinin bazı notları açıklığa kavuşur. Enerjisini güneş ışığından hammaddelerini topraktan ve sudan alarak kendi besinini kendisi üretebilirler yeşil bitkiler genellikle en alt basamağa yerleştirilir. Temel olarak bitkiyle beslenen tavşan ve sıçan gibi hayvanlar bir üst basamakta toplanabilir. Bunlar otçul hayvanlardır. Daha çok öbür hayvanları yiyerek beslenen gelincik ve baykuş gibi hayvanlar ise daha yukarıdaki basamakta yer alır. Bunlar etçilerdir. Otçullar ile etçiller arasındaki basamağa da hem bitki hem hayvan yiyen porsuk tilki gibi hayvanlar yerleştirilir. Bunlarda hepçiler’dir.

    Beslenme basamağı denen bu aşamaların belirlenmesinden sonra beslenme ağı karmakarışık bir çizgiler yumağı olmaktan çıkarak düzenli bir şemaya dönüşür. Bu şemaya bakıldığında bitkilerden otçulara ve etçilere doğru gidildikçe her basamakta daha az sayada canlı olduğu açıkça görülebilir. Bu nedenle tabanı geniş tepesi dar olan bu şekil bir piramidi andırır. Bu beslenme piramidinin tabanında yaprak ot çiçek ve ağaçlarıyla kalabalık bir bitki topluluğu tepesinde ise yalnızca bir iki gelincik yada baykuş vardır.

    Yukarıda sözü edilen hayvanların çoğu ormanda yaşadığı için çizilen bu piramit bir orman bölgesi beslenme ağıdır. Ama çöllerde tropik ormanlara varıncaya kadar her yaşam ortamı için beslenme ağı çizilebilir. Örneğin denizlerdeki beslenme ağının en alt basamağında bitkisel plankton ya da fitoplankton denen çok küçük bitkiler yer alır. Küçük balıklar ve öbür deniz ara basamaklardır. En tepede ise köpekbalıkları katil balinalar gibi iri ve yırtıcı hayvanlar bulunur.
    Beslenme ağlarının incelenmesi bilim adamlarına birçok açıdan yardımcı olur. Söz gelimi bir ormandaki aynı türden bütün ağaçlar kesildiğinde ne olacağını önceden görebilmek için o ormanın beslenme ağı çizilir. Eğer az bulunun bir hayvan türü bu ağaçlardan beslenen hayvanları yiyerek yaşıyorsa böyle bir kesim bu türün yaşamını tehlikeye atacaktır. Çevre korumacılar bir türü ya da bölgeyi en iyi nasıl koruyabileceklerine karar verirken beslenme ağlarından ve benzeri yöntemlerden çok yararlanırlar.

    Bütün canlılar hayatlarını sürdürebilmek için besin maddelerini tüketmek zorundadır. Bazi canlılar bu besinlerinin çoğunu kendi vücutlarında üretirler. Böyle canlılara ototrof denir. Bir çok canlı ise gerekli besinleri dış ortamdan hazır olmak zorundadır. Böyle canlılara ise hetteraf denir. Üç çeşit besin vardır.

    Bütün hücrelerin en önemli enerji kaynaklarıdır. Genel formülleri cn (H2 O) ile gösterilir. Bu formülde glikoz için “n” yerine b yazarsak C6 H12 I6 solunum ürünleri H2 O ve CO2 dir. Karbonhitradlar bitkilerde hücre çeperinin yapısını oluşturarak bütün canlı hücrelerde zarın yapısına katılarak ONA ve RNA da bulunarak yapısal fonksiyon da görülür. Yapısındaki şeker molekülünün sayısına göre üç çeşit şeker vardır.

    a) Monosakkoritler (Tek Şekerler): Basit şekerlerde denir. İçerdikleri karbon atom sayısına göre 6 karbonlu olanlar (eksozlar); Glikoz Fruktoz Monosakkoritler Disakkorit ve polisakkarıtlerin yapı taşı (monomeri) dirler.

    Glikoz: Serbest olarak bol üzüm ve incirde bol bulunur. Bütün polisakkaritlerin yapısını oluşturur.

    Fruktoz: Bol ve olgun meyvelerde bol bulunur. Süt Şekeri denir. Bunun için hayvansal bir besin maddesidir.

    Riboz: RNA nın ATP nin ve bazı enzimlerin yapısında bulunur. Deoksiriboz ise DNA nın yapısında bulunur.

    b) Disokkaritler (çif şeker) İki monosakkaritin birleşerek meydana getirdiği şekerlerdir.
    Maltoz (molt şekeri) = Glikoz+Glikoz
    Laktoz (süt şekeri) = Glikoz+Galaktoz
    Sükroz (sokkaroz = Çaş şakari) Glikoz+Fruktoz
    Maltoz ve sükroz bitkilerinden Loktoz da insan ve memeli hayvanlardan sağlanır.

    c)Polisakkaritler = Çok sayıda glikozun bağlanmasıyla oluşurlar. Yeni glikozun dehidrosyon oluşmuş polimarlerdir.

    Glikoz+Glikoz+ ………….. + Glikoz _______ Polisakkorit + (n-1) H2 O

    Hepsi aynı yapı maddesinden oluştuğu halde fiziksel ve kimyasal özellikleri farklıdır. Çünkü glikoz molüküllerinin herbirine bağlanma biçimleri farklıdır.

    Nişasta: Bitki hücrelerinde bulunur hayvan hücrelerinde bulunmaz. Suda erimez. Bağırsık epitelinden doğrudan doğruya kanageçmezler. Bitkilerin depo ettiği besin maddesidir. Hayvanların çoğu sindirerek enerji hammaddesi olarak kullanır.

    Selüloz: Bitki hücrelerinde bulunur. Suda erimez. Bağırsak epitelinden doğrudan kana geçmez. Geviş getiren memelilerde bazı kuşlarda ve termitlerde (beyaz karıncalar) sindirilerek kullanılır. Ağaçların yapısının yaklaşık %50 si selulozdur.

    Glikojen: Hayvan hücrelerinde bulunur ve hayvansal nişasta da denir. En fazla karaciğer ve kaslarda bulunur. Hayvanların en hızlı kullanıldığı yedek enerji deposudur. Suda çözünür.

    2) Yağlar (Lipidler):Lipidler C H O atomundan meydana gelir. Bazılarında fosfor ve azot gibi elementler de yer alır. Yapısındaki oksijen oranı şekerden azdır. Yapılarında yağ asitleri gliserol ve başka bazı maddeler bulunur.
    3 yağ asidi+1 Gliserol _______ yağ+3 H2O