Beyzbol terimleri ve anlamları

Konusu 'Spor Merkezi' forumundadır ve Nehir tarafından 3 Şubat 2013 başlatılmıştır.

  1. Beyzbol terimleri sözlüğü

    Ekipmanlar ile ilgili terimler

    Bat: Sopa

    Glove: Eldiven

    Helmet: Kask

    Cap: Şapka

    Doughnut: Ağırlık halkası (Vuruş sırası gelmeden önce sıradaki vurucunun sopasına ucuna taktığı ağırlıklı halkadır. Sopadan çıkarıldığında sopanın ağırlığı azalmış hissedilir ve daha rahat sallanılır.)

    Oyuncu pozisyonları ile ilgili terimler

    Ace: Yıldız (Takımın en iyi oyuncusu için kullanılır. Beyzbolda genellikle atıcı ya da clean-up vurucu olur.)

    Pitcher: Atıcı

    Batter veya hitter: Vurucu

    Clean-up hitter: “Clean-up vurucu” (Atak yapan takımda vurucu pozisyonundaki dördüncü kişidir. Kendinden önce her hangi bir kalede koşucu olma ihtimali yüksek olduğundan bu pozisyona genellikle en iyi vurucular (Home run vurma ihtimalini yükseltmek için) konur.)

    Catcher: Tutucu

    Fielder: Saha oyuncusu (Savunma yapan takımda.)

    Right fielder: Sağ kanat oyuncusu (Kısaca; Sağ kanat) (Savunma yapan takımda.)

    Left fielder: Sol kanat oyuncusu (Kısaca; Sol kanat) (Savunma yapan takımda.)

    Center: Orta saha oyuncusu (Kısaca; Orta saha) (Savunma yapan takımda.)

    Shortstop: Kısa top yakalayıcısı (Kısaca; Kısa topçu) (Savunma yapan takımda.)

    First baseman: 1. kaleci (Savunma yapan takımda.)

    Second baseman: 2. kaleci (Savunma yapan takımda.)

    Third baseman: 3. kaleci (Savunma yapan takımda.)

    Runner: Koşucu (Vuruş yapıp kalelerden birinde yer alan oyunculara denir.)

    Battery: “Batarya” (Atıcı-tutucu ikilisine verilen ad.) [Terimin Kökeni: Beyzbol maçlarında "battery" kelimesi ilk kez 1860'lı yıllarda Henry Chadwick tarafından Amerika İç Savaşı'nın yaşandığı dönemde kullanılan ağır toplardan esinlenilerek telaffuz edilmiştir. Daha sonraları terim yıllar geçtikçe yayılmış ve takımın savunma gücünün ana öğesi olan atıcı-tutucu ikilisine verilen bir isim olarak yer etmiştir.]

    Relief pitcher: Yedek atıcı (Yorulan veya sakatlanan atıcının yerine oyuna giren atıcıya verilen addır. Normalde maçın ortalarında oyuna girerler.)

    Closer: Sonlandırıcı (Maçın sonlarına doğru oyuna giren atıcıdır. Özellikle başa baş giden maçlarda baskı altında kalmayacak atıcılar seçilir. Galibiyet bu oyuncuya bağlı olduğundan oldukça önemlidir.)

    Pinch hitter: Yedek vurucu (Hücum sırasında yedek oyunculardan biri vurucu olarak oyuna girebilir. Beyzbolda her an oyuncu değiştirilebileceğinden vuruş sırası geldiğinde sayı yapma ihtimali daha yüksek oyunvu oyuna alınabilir. Ancak iyi düşünülmesi gerekir. Çünkü beyzbolda çıkan oyuncu bir daha oyuna giremez.)

    Maç ilerleyişi ile ilgili terimler

    Inning: Devre

    Pitching: Atış

    Batting: Vuruş

    Strike: Iska

    Out: Dışarıda

    Strikeout: “Strikeout” (Atıcının yaptığı atışlar sonucu 3 ıska ile vurucunun devre dışı kalmasıdır.)

    Safe: İçerde

    Run: Sayı (Koşucunun oyundan çıkmadan tüm kaleleri dolaşıp sonuçta merkez kale levhasına dokunup sayı yapmasıdır.)

    Time: Mola

    Base: Kale

    Home base: Başlangıç kalesi

    Play: Oyna (Hakemin “oyunu başlat” komutu veya “dead ball” pozisyonunu iptal komutu.)

    Extra Inning: Uzatma devresi (9 devre sonucu beraberlik bozulmazsa 5 devrelik bir uzatma daha oynanır. Bu devrelerde de eşitlik bozulmazsa maç 2 gün sonra tekrarlanmak üzere sonlandırılır.)

    Batting Lineup: Hücum sıralaması (Hücum eden takımda vuruş yapacak oyuncuların sıralaması.)

    Seventh-inning Stretch: Yedinci Devre Gevşemesi (Yedinci devrenin ortasında seyirciler yerlerinden kalkarak esneme hareketleri yaparlar ve kaslarını açarlar. Kimi olduğu yerde yaparken kimileri de ayağa kalkıp gezer. Satıcılar satış yapabilirler. Bu aynı zamanda oyuncular için de kısa bir dinlenme molası olmuş olur. Bu Amerikan Beyzbolunda gelenek haline gelen bir uygulama olmuştur.)

    Perfect game: Mükemmel oyun (Atıcı veya atıcıların, rakip takımdan bir oyuncunun bile vuruş yaparak kale almasına müsaade etmediği ve maçın bu şekilde sonlandığı oyuna verilen addır.)

    Complete game: Eksiksiz oyun (Maça başlayan atıcının tüm maç boyunca oyunda kalmasıdır. Yerine yedek atıcılardan kimse geçmemiştir.)

    Balk: Faul (Atıcının koşucu veya koşuculara karşı yaptığı illegal hareket. Bu durumda her koşucu bir kale ilerleme hakkı elde eder.)

    Double Play: Çifte oyun (Kesintisiz bir hareket sonucu iki ofansif oyuncunun defans oyuncuları tarafından, bu iki oyundan çıkartma (Putout) arasında hata yapılmadan oyundan çıkartılması.)


    Called Game: Bazı sebeplerden dolayı hakem tarafından bitirilmiş oyuna denir.

    Wind-up Position: Atıcının atış yaptıgı iki legal pozisyondan biri. Atıcının hareketine başlamasıyla topu atana kadarki geçen süre biraz daha fazla olduğundan kalelerde her hangi bir koşucu varsa sonraki kaleyi alma ihtimali artar.

    ERA (Earned Run Average): Atıcının karşı takıma kazandırdığı koşuların maç başına ortalamasidir. Yani attığı toplara ne kadar vurmuşlar onu gösteren bir istatistik. Ne kadar düşükse atıcının o kadar iyi olduğu anlamı çıkarılabilir.
     

  2. Atış çeşitleri ile ilgili terimler

    Change-up: Aynı atış stili olmasına rağmen farklı tarz atış yapmaktır. Örneğin fastball attıktan sonra forkball atmak gibi. Bu sayede vurucunun kafası karışmış olur.

    Fastball (Straight): Beyzbolda en yaygın kullanılan atış çeşididir. Bu atışta önemli olan iki şey vardır; hız ve kontrol. Topu olabildiğince hızlı atmanın yanında vuruş alanına da (strike zone) denk getirmek gerektir. Saatte 170 km/s hızla bile atış yapabilen oyuncular vardır.

    Breaking Ball: Değişken top (Fastball gibi düz bir hat üzerinde değil de değişken rotalarda giden toptur. Fastball’a göre vuruş yapılması zor bir atış şeklidir.)


    Curveball: Kavisli top (Değişken top’un çeşitlerinden biridir. Düz bir hat üzerinde gelmeyen toptur. Fastball’un tersine top sadece arkaya değil de diagonal şekilde dönüş gösterir. Bu da nereye gideceğini kestirmeyi oldukça güçleştirir.)

    Slider: Yanlamasına aşağıdan yapılan atışlardır. Kavisli ve fastball arası bir atıştır. Topun aldığı falso kavisli toptan daha azdır ama daha hızlı gider.

    Knuckle: Değişken toplara benzer şekilde olmasına karşın atış yapıldıktan sonra top bir aşağı bir yukarı oynak gibi hareket ettiğinden vurulması çok güçtür.

    Forkball: Knuckle atışına benzer bir yol izler ama vuruş alanına yaklaşana kadar daha az aşağı yukarı hareket eder. Vurucu topa hareket ettikten sonra birden aşağı inerek vurucunun ıskalamasını sağlar.

    Gyroball: Japon oyuncular tarafından kullanılmaya başlanan bir atıştır. Bu teknikte özel bir tutuş şekli filan yoktur. Sadece atıcının omzunun sağlamlığına dayanır.

    Walk (Base On Balls): Yürütmek (AKendisine, vuruş bölgesi (Strike Zone) dışına giden dört ball atılan vurucuya verilen birinci kaleye gitme ödülüdür. Bu ödül sonucu söz konusu vurucu, vuruş yapmasına gerek kalmadan birinci kaleye yürür. Bir nevi teknik faul.)

    Ball: “Hata” (Vuruş bölgesinden (Strike Zone) geçmeyen ve vurucu (Batter) tarafından da vurulmayan atış. Top vuruş bölgesine gelmemesine rağmen vurucu sopasını sallarsa ve vuramazsa ıska olarak değerlendirilir. Eğer atış önce yere çarpıp oradan sekerek vuruş bölgesinden geçerse, bu da “ball” olarak değerlendirilir. Eğer bu tür bir atış vurucuya dokunursa, vurucu birinci kaleye ilerleme hakkı elde eder. Eğer vurucu böyle bir atışa vurursa uçuş halindeki topa vurulmuş gibi kabul edilir. En fazla dört “ball” atılabilir. Beşincisinde vurucu birinci kaleye ilerleme hakkı elde eder.)

    Dead Ball: Ölü top (Kurallardan kaynaklanan bir durum sebebiyle geçici olarak oyununu durması sonucunda oyun dışı kalan top.)

    Vuruş çeşitleri ile ilgili terimler

    Home run: “Home run” (Vurucunun topu oyun alanı dışına yollamasıdır. Bir vurucunun takımına sağlayabileceği en büyük yarar sayı turudur. Çünkü normal bir koşuda bir vurucu ancak bir sayı kazandırabilirken, sayı turunda sahada ne kadar koşucu varsa bir o kadar daha sayı kazandırmış olur.)

    Grand slam: Home run’ın en beğenileni ise bütün kaleler doluyken (1, 2 ve 3) oluyor ki; bunun adına da “Grand slam” deniyor. Ve 4 sayı direk hücum takımına yazılıyor bu da tadından yenmiyor.

    Sayanora home run: “Maç çeviren home run” (Atak yapan takım gerideyken ve kale/kalelerde oyuncu/oyuncular bulunurken vurucunun vurduğu home run sonucu tüm koşucuların sayı yaparak takımlarını öne geçirip maçı kazandığı durumlarda kullanılır.

    Bunt: “Dokunmak” (Sopanın savrulması yerine, atılan topun önüne doğru kasıtlı olarak getirilmesi şeklinde, topun iç saha (Infield) içine yavaşça düşürülmesi.)

    Fly Ball: Uçan top (Vurucu tarafından vurulan ve havada yüksekten uçan top.)

    Sacrifice Bunt: “Koşucu ilerletme” (Kale/kalelerde bulunan koşucu/koşucuların ilerlemesi için bilerek bunting vurmaktır. Bu vuruşla vurucu kendinin dışarı gönderilmesini gözel alır. Taktik amaçlı yapılır.)

    Hit and Run: Vur-koş (Burada amaç topa vuruş yapmak değil kaleden koşmaya başlayan koşucunun sonraki kaleye ulaşmasını sağlayacak kadar vakit kazanmak adına topa dokunarak oyalanmaktır.)

    Sacrifice Fly: Üçüncü kalede bulunan koşucunun başlangıç kalesine dönerek sayı yapabilmesi uğruna topu olabildiğince uzağa vurmaktır. Topun yere düşme ihtimali az olduğundan vurucunun oyun dışı kalma olasılığı yüksektir. Taktik amaçlı yapılır.

    Inside-the-park home run: Saha içi home run. (Yapılan vuruş sonucu top dışsahada uzak bir noktaya düşmesine rağmen oyuncu tüm kaleleri koşarak dolaşır ve sayı yapar.)

    Foul Ball: Faul (Vurucunun topa vurmasına rağmen oyun sahası içerisine düşmediği durumlardır.)

    Saha ile ilgili terimler

    Mound: Tepe (Atıcının atış yaparken normalden biraz yüksekte durduğu yer.)

    Infield: İç saha

    Outfield: Dış saha

    Strike zone: Vuruş bölgesi

    Catcher’s Box: Kaleci Kutusu (Atıcı atışını yapana kadar tutucunun içinde bekleyeceği alan.)

    Bullpen: Saha kenarında yedek atıcıların oyuna girmeden önce ısınmak için hafif atışlar yaptıkları alana denir.