Bilgi İle İlgili Atasözleri ve Açıklamaları

Konusu 'Atasözleri ve Deyimler' forumundadır ve Nehir tarafından 9 Ocak 2014 başlatılmıştır.

  1. Bilgi İle İlgili Atasözleri ve Anlamları

    *** abanın kadri yağmurda bilinir
    bir şeyin gerçek değeri, ancak ona çok ihtiyaç duyulduğu zaman iyi anlaşılır.

    *** aç aman bilmez, çocuk zaman bilmez
    aç hiçbir mazeretle susturulamaz, çocuk da istediği şeyi hemen elde etmek ister.

    *** Allah bilir ama kul da sezer
    bir işin nasıl bir sonuç vereceğini ancak Tanrı bilir ama insan da kafasını kullanarak aşağı yukarı bir tahminde bulunabilir.

    *** Allah’ın bildiği kuldan saklanmaz
    kişi işlediği suçtan dolayı önce Tanrı’ya karşı sorumludur ve bu suçu da Tanrı bilir, bu nedenle onu kuldan saklamak gerekmez.

    *** altının kadrini sarraf bilir
    bir kimsenin, bir şeyin değerini ancak bu konularda uzmanlığı bulunanlar bilir.

    *** altının kıymetini sarraf bilir
    bir kimsenin, bir şeyin değerini ancak o konuda uzmanlığı olanlar bilir.

    *** anamın (babamın) öleceğini bilseydim kulağı dolu darıya satardım
    insan en değerli malının karşılıksız olarak elinden gideceğini bilse onu yok denecek kadar az bir paraya satar.

    *** arı bal alacak çiçeği bilir
    işini bilen kimse nereye başvuracağını bilir.

    *** aşını, eşini, işini bil
    sağlık ve mutluluk içinde yaşamak isteyen kişi, yiyeceğine dikkat etmeli, arkadaşını iyi seçmeli ve bir iş sahibi olmalıdır.

    *** at binicisini bilir (tanır)
    işçi, yöneticisinin işten anlayıp anlamadığını bilir ve çalışmalarını ona göre yürütür.

    *** avcı ne kadar hile (al) bilse ayı o kadar yol bilir
    bir kişi başkasını alt etmek için çeşit çeşit ustalık kullanır ama karşısındaki de yenilmemek için türlü önlemler alır.

    *** azı bilmeyen çoğu hiç bilmez
    küçük de olsa bir iyiliğin değerini bilmeyen, daha büyük iyiliklere layık değildir.

    *** baş yastığı baş derdini bilmez
    insanın derdi içindedir, en yakını bile onu anlamaz.

    *** başa gelmeyince bilinmez
    başına bir felaket gelmeyen, başkasına gelen felaketin ne denli acı olduğunu gereği gibi anlayamaz.

    *** bilmemek ayıp değil, öğrenmemek (sormamak) ayıp
    insanın her şeyi bilmemesi kusur değildir ama bilmediği bir işi sorup öğrenmeden yapmaya kalkışması kusurdur.

    *** bin bilsen de bir bilene danış
    bir insan bir şeyi ne kadar iyi bilirse bilsin, gene de onu kendisinden daha iyi bilen bulunabilir.

    *** bir görüş bir kör biliş
    bir kez görmekle bir şey iyice anlaşılmaz, öğrenilmez.

    *** biri bilmeyen bini hiç bilmez
    küçük de olsa bir iyiliğin değerini bilmeyen, daha büyük iyiliklere layık değildir.

    *** biz kırk kişiyiz, birbirimizi biliriz
    birbirimizi çok yakından tanırız, onun öyle bir üstün durumu olmadığını biliriz.

    *** buldum bilemedim, bildim bulamadım
    kişi elinde fırsat varken bundan yararlanmayı bilmez, yararlanma yollarını öğrendiği zaman da eline fırsat geçmez.

    *** cami ne kadar büyük olsa imam gene bildiğini okur
    bir yetkili kimse, çevresindekilerin düşüncesi ne olursa olsun kendi istediğini yapmaya çalışır.

    *** cefayı çekmeyen sefanın kadrini bilmez
    sıkıntı çekmemiş olanlar, eriştikleri rahatlığın ve mutluluğun değerini bilemezler.

    *** cemaat ne kadar çok olsa imam gene bildiğini okur
    bir yetkili kimse, çevresindekilerin düşüncesi ne olursa olsun kendi istediğini yapmaya çalışır.

    *** çok bilen (söyleyen) çok yanılır
    çok bildiği için kendine güvenen kişi, bilmediği şeylere de karışır ve bunlarda yanılır.

    *** çok gezen çok bilir
    çok gezen, çok yer gören çok şey öğrenir; çok yaşayan, çok okuyan onun bildiklerini bilemez.

    *** çok yaşayan (okuyan) bilmez, çok gezen bilir
    çok gezen, çok yer gören çok şey öğrenir; çok yaşayan, çok okuyan onun bildiklerini bilemez.

    *** dalmasını bilmeyen ördek, kıçından dalar
    ne yaptığını bilmeyen kişi işi tersinden yürütmeye kalkar.

    *** damdan düşen damdan düşenin hâlinden (hâlini) bilir
    iyi bir durumdayken kötü duruma düşen kimse, başına aynı durum gelen kimsenin derdini iyi anlar.

    *** destursuz bağa girenin yediği sopayı Mevla bilir
    bir yere izinsiz girmek veya bir işe izinsiz el atmak kötü karşılanır.

    *** devletli ile deli bildiğini işler
    yüksek rütbeliler, deliler, kimsenin sözünü dinlemez, akıllarına geleni yaparlar.

    *** dilim seni dilim dilim dileyim, başıma geleni senden bileyim
    kişinin başına ne gelirse dilini tutmamasından gelir.

    *** doğru bilinmeyince eğri bilinmez
    doğru ile yanlışı, iyiyle kötüyü birbirinden ayırmak için her ikisini de bilmek, tanımak gerekir.

    *** elma da alma da demesini biliriz
    şartlara göre uygun davranırız.

    *** erkek getirmeyi, kadın yetirmeyi bilmeli
    erkek çalışıp kazanmakla, anne tasarruflu olmakla yükümlüdür.

    *** eşek bile bir düştüğü yere bir daha düşmez
    aptal kişi bile başına gelen felaketten ders alır, o felakete yol açan şeylerden kendisini korur.

    *** fare çıktığı deliği bilir
    bir kabahate, suça veya gizli işe kalkışan kişi, yakalanacağını anladığında nereye sığınacağını bilir.

    *** gençliğin kıymeti ihtiyarlıkta bilinir
    insan gençliğinde yaptığı şeylerin çoğunu yaşlandığında yapamaz ve gençliğin ne denli değerli olduğunu o zaman anlar.

    *** haddini bilmeyene bildirirler
    çevresindekileri hiçe sayarak yetkili olmadığı konularda yüksekten atanlara sert karşılıklarla gereken dersler verilir.

    *** hasta olmayan, sağlığın kadrini bilmez
    insanlar sağlığın değerini ancak hastalıkta acı çekip iyileştikten sonra anlarlar.

    *** herkes bildiğini okur
    başkaları ne söylerse söylesin, herkes kendi düşünüşüne göre iş yapar.

    *** herkes kendi ayıbını bilmez
    insan kendi kusurunu göremez, bilemez.

    *** hesabını bilmeyen kasap, ne satır bırakır ne masat
    hesabını bilmeyen kişi elinde, avucunda bulunan işe yarar şeyleri de ziyan eder.

    *** insan (adam) kıymetini insan (adam) bilir
    bir kimsenin, bir şeyin değerini ancak o konuda uzmanlığı olanlar bilir.

    *** insan kıymetini insan bilir
    bir kimsenin ne kadar değerli olduğunu ancak o kimsenin değerini ölçebilecek nitelikteki insanlar anlar.

    *** iş bilenin kılıç kuşananın
    her şey, onu gereği gibi kullanmasını bilene yakışır.

    *** iyilik et denize at, balık bilmezse Halik bilir
    karşılık beklemeden iyilik yap.

    *** kader olmayınca kadir bilinmez
    kişi talihsiz ise ne kadar iyi insan olursa olsun, değeri bilinmez.

    *** kayış bilir kotan ne çeker
    ağır bir işin ne kadar güç yapıldığını ancak o işin yapılmasında aracı olan, emeği geçen bilir.

    *** kel ilaç bilse kendi başına sürer
    kendi işini halledemeyen kişiden aynı durum için yardım alınamaz.

    *** kiminle dans ettiğini biliyor musun?
    bu konuda benim ne kadar üstün olduğumu biliyor musun?

    *** kimse bilmez, kim kazana kim yiye
    bir kimsenin çalışıp çabalayarak kazandığı malı kimi zaman hatır ve hayalde olmayan kişiler yer.

    *** kişiyi nasıl bilirsin, kendin gibi
    kişi herkesin kendisi gibi olduğunu sanır.

    *** kör (kesmez) bıçak ele (yavuz), iş bilmeyen avrat dile (yavuz)
    kör bıçak işe yaramaz ama insanın elini keser; iş bilmeyen kadın da çok konuşmaktan başka bir şey yapmaz.

    *** malını yemesini bilmeyen zengin, her gün züğürttür
    züğürt, yokluk içinde bulunduğundan yiyemez, varlık içinde olduğu hâlde yiyemeyen de bunun gibidir.

    *** oynamasını bilmeyen kız “yerim dar” demiş; yerini genişletmişler (bollatmışlar), gerim (yenim) dar” demiş
    kendisinden beklenen işi beceremeyen kişi, çeşitli engellerin işi güçleştirdiğini söyleyerek yeteneksizliğini belli etmemeye çalışır.

    *** öküz, yem bitince çifte gideceğini bilir
    çalışmanın önemini kavramak için aç kalmak gerekmez.

    *** ölü evinde ağlamasını, düğünevinde gülmesini bilmeli
    insan içinde bulunduğu çevrenin durum ve koşullarına uygun biçimde davranmasını bilmelidir.

    *** para ile imanın kimde olduğu bilinmez
    kimin ne kadar parası bulunduğunu, kimin ne kadar Tanrı’ya yakın olduğunu kimse bilemez.

    *** paşa gönlü bilir
    ne yapacaksa yapsın, kendisi bilir.

    *** sen bilirsin deyince (değirmende) kavga olmaz
    bir konu üzerindeki görüşme sırasında uysallık gösterir, karşınızdakinin dediğini kabul ederseniz anlaşmazlık çıkmaz.

    *** sıçan çıktığı deliği bilir
    bir kabahate, suça veya gizli işe kalkışan kişi, yakalanacağını anladığında nereye sığınacağını bilir.

    *** soğanın acısını yiyen bilmez, doğrayan bilir
    bir iş yapılırken ne kadar güçlük çekildiğini, o işi başarmış olan bilir; başarılmış olan bu işten yararlanan bilmez.

    *** tok açın hâlinden bilmez
    varlıklı olan, yoksulun ne denli sıkıntı içinde bulunduğunu bilmez.

    *** tuz ekmek hakkını bilmeyen kör olur
    iyiliğini gördüğü, ekmeğini yediği kimseye karşı saygısızlık ve hainlik eden kişinin sonu iyi olmaz.

    *** ürümesini bilmeyen köpek sürüye kurt getirir
    beceriksiz kimselerin iyilik yapayım derken zarara yol açtıklarını anlatan bir söz.

    *** var ne bilsin yok hâlinden
    varlıklı olan, yoksulun ne denli sıkıntı içinde bulunduğunu bilmez.

    *** yerini bilmeyen, yılda bir kat urba eskitir
    hangi alanda çalışabileceğini önceden iyi kestirememiş olan kişi sık sık yer ve iş değiştirme yüzünden hayli zarar görür.

    *** yiyen bilmez, doğrayan bilir
    bir iş yapılırken ne kadar güçlük çekildiğini, o işi başarmış olan bilir; başarılmış olan bu işten yararlanan bilmez.

    *** yol bilen kervana katılmaz
    bir işi kendi başına yapabilecek olan başkalarının yardımına gerek duymaz.

    *** yol bilenle yürüyen, yorulmaz
    bir işi yoluyla, yöntemiyle yapan kolay yapar.