Özet Billur köşk masalının özeti

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve Nehir tarafından 21 Ocak 2014 başlatılmıştır.

  1. Billur köşk masalları özeti

    Bir varmış bir yokmuş, bir ülkenin birinde, bir padişahın do-ğan çocukları, hiç yaşamaz, hemen ölürlermiş. Bir gün yine bir kızı olmuş. “Nasıl yaşatacağız?” diye derde düşmüşler. Nihayet yeraltında güngörmez, küçücük bir penceresi olan bir mağara yapıp, yanına sütninesi ve diğer yardımcılarım koyarak, kapat-mışlar.
    Günler, aylar, yıllar hızla gelip geçmiş. Kız on beş yaşına ge-lince, güzel mi güzel bir kız olmuş. Sadece yanakları solgunmuş.
    Yaşı ilerleyen kızın canı çok sıkılıyormuş. Bir gün yatakları üst üste koyarak, mağaranın üstündeki camı kırmış. Dadısı bak-mış ki olmayacak, gitmiş Padişah’tan yalvar, yakar kızın gezmesi için izin almış. Kız, artık dadısı ile beraber sarayın bahçesinde gezip dolaşabüiyormuş.
    Kız, bir gün babasından “Kendisi için, billurdan bîr köşk yap-tırmasını” istemiş. Babası da, denizin tam ortasına, dünya üzerin-de benzeri olmayan bir “Billur KÖşk”ü yaptırmış. Kız da cariyeleri ile birlikte köşke yerleşmiş.
    Billur Köşk’ün namı dünyanın dört bir yanına yayılmış. Ye-men Padişahı’nın oğlu da bu köşkü çok merak ediyormuş. Baba-sından izin alıp, bir gemi ile yola çıkıp, Billur Köşk’ün önüne varır. Burada, kız oğlanı, oğlanı kızı görünce birbirlerine deli gibi aşık olurlar. Oğlan, “İşte gemi, -pupa folken- doğru Yemen” der ve gemisine atlayarak doğru memleketine gelir.
    Bu arada, kız da babasından yakut, elmas ve incilerle dona-tılmış bir gemi yaptırmasını ister. Babası da yaptırır. Kız gemiye binerek Yemen’e gelir. Gemi limana girince herkes başına topla-nır. Kısa bir sürede bu geminin ünü tüm Yemen diyarına yayılır. Gemi, şehzadenin de dikkatini çeker. H^atında daha önce böyle bir şey görmemiştir… Geminin genç kabanı ile tanışan şehzade, kaptandan şüphelenir. Kaptan bir kız kadar güzeldir. Ertesi gün şehzade, geminin yerinde olmadığını fark ederek telaşlanır. Çev-resinden gemi eşrafının sarayın karşısında bir konağa taşındığını öğrenir. Bir gün konağı gözetlerken pencerede güzeller güzeli bir kız görür ve kıza aşık olur. Oğlan hemen anasını kızı istemesi için gönderir. Kadıncağız, biricik oğlu için kalkar, kızın oturduğu konağa gelir. Kızda oğlanın anasına hep tepeden bakar. Kadınca-ğız, sinirli sinirli gelip oğluna anlatır. Oğlan, anasına yalvarır. Kadın, kıza gider. Kız her seferinde, yapılması zor olan işler ister, oğlan yaptırır. Ancak kız, bir türlü “evet” demez. O evet demedik-çe, oğlanın içindeki yangın da büyür. Kız, oğlandan son olarak tabutta bir ölü gibi yatarak onu beklemesini ister. Kız, oğlanın başına gelir ve: “İşte gemi, işte yelken,-yolum İstanbul- Pupa yelken” der ve gider. Oğlan, zamanında kıza söylediği sözü hatırlar ve hatasını anlar. Kız gittikten sonra hemen gemisine atlar ve gelir kızı bulur. Kırk gün kırk gece, düğün yapılır. Onlar ermiş mura-dına, biz çıkalım kerevetine