Bir Annenin Öyküsü

Konusu 'Hamilelik ve Çocuk Bakımı' forumundadır ve Elif tarafından 24 Nisan 2013 başlatılmıştır.

  1. Elif

    Elif Yönetici Admin

    Bir annenin emzirme öyküsü

    Elimizden geleni yapmamıza rağmen, ilk çocuğumu emzirmeyi bir türlü başaramadım. Oğlum sekiz haftalık olduğunda, en büyük beslenme endişemiz, onun kusmadan yiyebileceği bir mama bulmaktı. Oğlum ozamnalar çok seçiciydi ve hala yemek seçer.

    Bir sonraki bebeğimiz yoldayken, ben hala onu emzirme konusunda idealist ve endişelerim vardı. Acaba emzirmeye gerçekten istekli miydim? İki numaralı oğlum tam beş kilo olarak doğmuştu. Hali ile emzirme onun başlıca önceliğiydi. O, her iki saatte bir, vaktini hiç boşa harcamadan, verimli, yoğun ve doyumsuz bir şekilde emdi. Hatta daha rahat emebilmek için başını bile oynatmakla boşa zamanı harcamadan, sürekli mememi emiyordu. O kalori kazanmaya çalışıyordu. Çok geçmeden, bizim en büyük beslenme sorunumuz, annesinin ona ayak uydurabilecek olup olmaması haline gelmişti.

    Gerçekten onu emzirirken kendimi nasıl aç hissettiğimi ve o zamanki çaresizliğimi tanımlayan kelimeler bulamıyorum. Buzdolabına yenecek her şey konuyor ve dünyalar iyisi kocam, her sabah işe gitmeden önce bana harika bir kahvaltı hazırlıyordu. Ayrıca, eve geldiğinde, akşam yemeklerini de kocam yapıyordu. Meğer beni ne kadar çok şımartmış? Ama benim ve bebeğimin iştahı arasında boğuşma ile geçen her günümde, kazanan hep bebeğim oluyordu. Öğleden sonra beşe kadar emzirme koltuğunda tamamen mahsur kalıyor, kendimi çılgına dönmüş ve tükenmiş biri gibi hissediyor, çaresizlikle kapıyı açacak anahtarın kilide girme sesini duymayı bekliyordum.. O ses, eve gelen birinin bana bir şeyler yedirecek olduğu anlamına geliyordu.
    Acıklı, ama gerçek böyleydi.

    -Anne, iki çocuk annesi​