Bir Dildeki Sözcük Sayısının Önemi Kısaca

Konusu 'Bilgi bankası' forumundadır ve Ayaz tarafından 4 Nisan 2014 başlatılmıştır.

  1. Bir Dildeki Sözcük Sayısının Önemi nedir

    Bir dildeki sözcük sayısı ne denli büyük olursa olsun, biz bu sözcüklerin ne kadarını bilirsek bilelim, günlük konuşmalarda kullandığımız sözcüklerin sayısının, sanıldığından çok küçük olduğu, en çok birkaç bin sözcük içinde döndüğü görülmektedir. Kullanılan öğelerin sayısında, elbette, kişinin öğrenim düzeyi, okumaya olan eğilimi ve kişisel yetenekleri etkili olur. Yalnız, şurası da bir gerçektir ki, yapılan incelemelere göre kimi ünlü yazarların bile söz dağarcıkları 5000 sözcük dolayındadır. VERLEE adlı bilgin, basit kimselerin 2000′den biraz çok, eğitim görmüşlerin ise en çok 4.000-5.000 dolayında sözcük kullanıldığını ileri sürer. Ancak hemen ekleyelim ki, sözcük sayısı, yazarların niteliklerine ve işledikleri konulara göre değişir.

    Çeşitli konu ve kavramlara değinen, sözvarlığı geniş olan kimi yazarlarda bu sayının çok yükselmesi doğaldır. Elimizde, sayımlara dayanan sonuçlar olmamakla bitlikte, ünlü Türk yazarı Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın sözvarlığındaki zenginliğin ilgi çekici olduğunu belirtmeliyiz. Romancının, özellikle ruhbilim ve felsefe konularına uzandığı kimi yapıtlarında, kişi ve topluma ilişkin betimlemeler yaptığı kimi yerlerde sözvarlığı olağanüstü genişlemekte, çeşitlenmektedir. Aynı durum kimi fıkra yazarlarında, öykücülerde de göze çarpar.


    Genel olarak konuşma sırasında sözcüklerin seçilişinde gerek konuşmacının içinde bulunduğu durum ve koşullar, gerekse onun çeşitli bakımlardan taşıdığı nitelikler (meslek, yaş gibi) ve hitap ettiği kimsenin nitelikleri etkili olur. Böylece sözvarlığı içinden belli öğeler değil, duruma ve bu niteliklere uygun olanlar seçilir, örneğin geniş kültürlü bir kimse, kültürsüz bir vatandaşıyla konuşurken kimi kavramları, karşısındakinin anlayabileceği biçimde basitleştirerek kullanmaya, hatta bunlardan kimini kullanmamaya yönelir. Bir bilim adamının konuşması, bir meslek kuruluşunda gerçekleşiyorsa, çocuğuna bir şey öğrettiği zamandakinden çok farklıdır.

    Kimi bilginler, konuşma ve yazma sırasında en çok 4.000-5.000 sözcüğün kullanılmakta oluşunun (bkz.), bir dilin somut sözvarlığını hangi öğelerden oluştuğunun kesinlikle saptanmasını engellediği görüşündedirler. Buna karşın temel sözvarlığının 2.000 sözcük dolayında olduğu genellikle benimseniyor.

    Her dilde kullanılan sözcük sayısının kısıtlı oluşu, yapma dil ya da dünya dili adını verdiğimiz dillerin yapılışında etken olmuştur. Bugüne değin 500 kadar denemeye karşın, yeryüzünde benimsenmesi amacıyla ortaya konan bu dillerin amacına ulaşmadığını, ancak Usperanlo’nun bir ölçüde başarılı olduğunu burada anımsatmakla yetiniyoruz.