Biyolojik Çeşitliliğin Korunması Kısa hakkında bilgi

Konusu 'Zengin Bilgiler' forumundadır ve Chanyeol tarafından 10 Ağustos 2016 başlatılmıştır.

  1. Chanyeol

    Chanyeol Süper moderatör Yönetici

    Biyolojik Çeşitliliğin Korunması hakkında bilgi
    Birçok tür için en önemi olumsuz etken, yaşam alanlarının tahrip edilmesidir. Yol yapımı, tarla açma, kimyasal ilaç ve gübre kullanımı, otlatma, orman yangınları, çevre kirliliği ve aşırı avlanma canlı türlerini tehdit eden faktörlerin başında gelmektedir. Biyolojik çeşitliliği koruyabilmek için bu faktörlerin önüne geçilmelidir. Her bireyin bu konuda bilinçli olması sağlanmalıdır.
    Farklı özelliklere sahip yerli türler korunmalıdır. Bir türün ait olduğu alanda yaşamını sürdürmesinin büyük bir önem taşıdığı bilinmelidir.
    Tarımsal biyolojik çeşitlilik başta olmak üzere biyolojik çeşitliliğin korunmasında uygulanabilecek en etkili yöntemlerin başında organik (ekolojik) tarım gelmektedir. Türkiye’de ekolojik tarım 1984’te önceleri Avrupalı bazı şirketlerin gereksinim duydukları ürünleri anlaşmalı çiftçilerle yetiştirmek ve elde edilen ürünleri Türk ihracatçıları vasıtasıyla kendi ülkelerine ithal edebilmek için projeler oluşturmalarıyla başlamıştır. Önceleri Türkiye’nin geleneksel ihraç ürünlerinden kuru incir ve kuru üzüm ile Ege bölgesinde gerçekleştirilen organik tarım uygulamalarına daha sonra, kuru kayısı, fındık gibi ürünler de katılarak farklı bölgelere yayılmıştır.

    • Tarımsal üretimde yabancı türler yerine yerli türlerin ıslahı yoluna gidilmesi bir koruma yönetimi olarak görülmektedir.
    • Biyolojik çeşitlilik açısından nadir, endemik ve nesli tehlike altında bulunan türlerin yer aldığı öncelikli ve önemli alanlar belirlenerek, buralar yerinde korunmalıdır.
    • Her farklı ekosistem için yeterli büyüklükte alanlar koruma altına alınmalıdır.
    • Biyolojik çeşitliliğin korunması çalışmalarına ayrılan mali kaynaklar arttırılmalıdır.
    • Zarar görmüş veya bozulmuş ekosistemlerin geri kazanımı için plan ve uygulamalar yapılmalıdır.
    • Kültür türlerinin genetik çeşitliliğinin korunması, erişim konusunun sıkı kontrolünün sağlanması, bunların kullanımından doğan bilgi, yarar ve yeniliklerin ülkemize geri dönüşümü sağlanmalıdır.
    • Doğa ile ilgili geleneksel bilgi ve deneyimler derlenip korunmalıdır.
    • Koruma alanlarında yaşayan halk için alternatif geçim kaynakları belirlenerek halk desteklenmelidir.
    Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından Türkiye’nin birçok bölgesi değişik özellikleri dikkate alınarak “Yaban Hayatı Geliştirme Sahası” olarak yasalarla koruma altına alınmıştır. “Doğal Yaşam Alanlarının Tahribi” konu başlığında bu sahalara örnek verilmişti. Ülkemizin, gurur duyduğumuz biyolojik zenginliklerini korumak ve gelecek nesillere aktarmak bilinçli bireyler olarak hepimizin sorumluluğudur. Siz de bilinçli bireyler olarak Türkiye’deki biyolojik çeşitliliğin ve endemik türlerin korunması ile ilgili çözüm önerileri geliştirebilir, çevrenizdeki bireylerin bilinçlendirilmesine katkı sağlayabilirsiniz. Biyolojik çeşitlilik ve doğal çevreyi koruma amaçlı kurulmuş olan “Doğal Hayatı Koruma Vakfı”, “Türkiye Çevre Koruma ve Yeşillendirme Kurumu”, “Doğal Hayatı Koruma Derneği” gibi sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarını yakından takip edip bu çalışmalara katılabilirsiniz.
    Biyolojik çeşitliliğin korunması için canlılar doğal yaşam alanlarında veya doğal yaşam alanlarının dışında koruma altına alınabilirler. Tabiatı koruma alanları ve millî parklar canlıların doğal yaşam alanlarında korunmalarına birer örnektir. Bitki türlerinin doğal yaşam alanları dışında korunmalarına ise botanik bahçeleri örnek verilebilir. Ayrıca canlı çeşitliliğinin korunması amacıyla gen bankaları oluşturulabilir.