Biyolojik Çeşitlilik Kısa hakkında bilgi

Konusu 'Zengin Bilgiler' forumundadır ve Chanyeol tarafından 10 Ağustos 2016 başlatılmıştır.

  1. Chanyeol

    Chanyeol Süper moderatör Yönetici

    Biyolojik Çeşitlilik Kısa hakkında bilgi
    Yeryüzünde yaşayan birbirinden farklı bütün canlılar biyolojik çeşitliliği oluşturur. Yeryüzündeki bütün canlılar birbirleriyle ve hava, su, toprak gibi cansız çevre ile etkileşim hâlindedir. Fotosentez ile besin üreten bitkiler, topraktaki ayrıştırıcı canlılara ve azot bağlayan bakterilere; tüketici grubundaki hayvanlar ise bitkilere ve diğer hayvanlara yaşamlarını sürdürmek için gereksinim duyar. Canlılar arasındaki bu etkileşimin besin zinciri olarak adlandırıldığını daha önceki yıllara ait bilgilerinizden anımsayınız. Besin zincirindeki bir canlının eksilmesi, zincirin diğer halkalarındaki canlıları etkilemektedir, bu da dengenin bozulması demektir.
    Biyolojik çeşitlilik, insanoğlunun sahip olduğu en büyük zenginliktir. İnsanlar, başta gıda olmak üzere gereksinimlerini karşılamak için biyolojik çeşitliliğe muhtaçtır. Bugün üretimi yapılan buğday, mısır, arpa, domates ve daha yüzlerce tarımsal ürün ile inek, koyun, keçi gibi evcil hayvanların temeli doğadaki yabani akrabalarına dayanır. İnsanoğlu yabani türleri binlerce yıl boyunca ıslah ederek bugün kullandığımız kültür bitkisi ve evcil hayvan ırklarını elde etmiştir. Günümüzde hâlâ yeni tarım ürünleri geliştirmek ve var olan çeşitleri iyileştirmek için yabani bitki türlerinden yararlanılmaktadır.
    Dünyada, tarım yapılabilecek alanların ve su kaynaklarının giderek azalması nedeniyle bilim insanları gelecekte ciddi bir gıda sorunu ile karşı karşıya kalacağımız görüşündedirler. Gıda sorununu çözmenin en etkili yolu, yeni çevresel koşullara uyabilecek çeşitlerin üretilmesidir. Çevresel baskılara dayanıklı ve verimli çeşitlerin geliştirilmesi için doğada bulunan yabani çeşitlerden yararlanılacaktır. Bu durumda ülkelerin sahip olduğu biyolojik zenginliklerin günümüzde en büyük güçlerden biri olduğunu söyleyebiliriz.
    Biyolojik çeşitliliğin azalması, gelecekte milyonlarca insanın hastalıklara ve kuraklığa dayanıksız gıda kaynaklarına sahip olmasına neden olacaktır. Dünya’da keşfedilmeyi bekleyen daha yüzlerce bitki ve hayvan türünün olduğu bilinmektedir. Belki de bunlardan bazılarının daha keşfedilmeden nesilleri tükenmektedir. Kimbilir, belki de yağmur ormanlarında yaşayan bir kurbağa türünün zehiri ya da bir bitkinin salgı maddeleri gelecekte ölümcül bir hastalığın tedavisinde kullanılabilecektir. Biyolojik çeşitliliği koruyabilmek için doğadaki her canlının önemli olduğunu, insan olarak doğanın hâkimi ve kullanıcısı değil, var olan sistemin bir parçası olduğumuzu kavramamız gereklidir.
    Bilim insanları, yeryüzünde 5 ile 30 milyon canlı türünün yaşadığını tahmin etmektedirler. Şu ana kadar tanımlanan canlı türü sayısı 2 milyona yakındır. Özellikle mikroorganizmalar ve sucul canlı türlerinden henüz bilinmeyen pek çok tür olduğu düşünülmektedir. Örneğin arkeler yakın bir zamana kadar bilinmiyordu. Bu mikroorganizmaların keşfedilmeyen daha birçok türü olduğu öngörülmektedir. Tropikal mercan resifleri ve yağmur ormanları, dünyada biyolojik çeşitliliğin en yüksek olduğu alanlardır. Bu alanlarda biyolojik çeşitlilik kesin rakamlarla ortaya konulamamıştır. Buralarda araştırmalar devam ettikçe yeni türler keşfedilmektedir. İşin ilginç ve bir o kadar da üzücü yanı ise buraların, hızla tahrip edilen alanların başında gelmesidir. Bu da demek oluyor ki birçok tür henüz biz keşfetmeden yeryüzünden yok olmaktadır.