Çaldıran Savaşının Nedenleri

Konusu 'Tarih konu anlatımı' forumundadır ve Suga tarafından 14 Temmuz 2016 başlatılmıştır.

  1. Suga

    Suga Süper moderatör Yönetici

    Çaldıran Savaşının Nedenleri

    Çaldıran Savaşının temel nedeni olan Mezhep ayrılığı ve bu ayrılığın körüklediği siyasi mücadeleler neticesinde iki büyük Türk Devleti karşı karşıya gelmiş, 16. Yüzyıl Türk Tarihinin en önemli vakalarından biri olarak Çaldıran Savaşı yaşanmıştır. Selçuklu Döneminde topyekûn bir göç ile Anadolu’ya yerleşen İlk Türk Toplumları, hem kültürel hem de mezhepsel olarak ortak bir sosyal doku oluşturmaktaydılar. Anadolu Selçuklu Devleti döneminde Anadolu’yu Türkleştiren bu ilk kol Sünni iken Büyük Selçuklu Devletinin yıkılması ve Orta Doğu’da yükselen Bâtınilik hareketinin etkisiyle Şia Mezhebinin etkisi altında kalarak farklı bir inanış benimseyen toplumların Büyük Selçuklu Devletinin yıkılmasından sonra Anadolu’ya göç etmeleri önemli bir sosyal sorunun ortaya çıkmasına neden olmuştu.

    Anadolu Selçuklu Devleti döneminde kalabalık kitleler halinde Anadolu’ya yerleşen Türk Toplumları ile Büyük Selçuklu Devletinin son dönemlerinde ortaya çıkan Bâtınilik hareketinin ve Şia mezhebinin tesiri altına girmiş olan Türk Toplumları arasında benimsedikleri mezhepsel inanç farkları sebebiyle toplumsal çatışmalar meydana gelmişti. Anadolu’ya ilk gelen Türk Toplulukları Anadolu içlerine yerleştikten ve buraları yurt edindikten 50 ila 100 yıl kadar sonra gelen Türk Toplumlarını kabul etmeyerek hem mezhep ayrılığı hem de arsa, arazi ve mera sorunları nedeniyle çatışır duruma gelmişlerdi.

    Anadolu Selçuklu Devleti döneminde başlayan bu mezhep ayrılığı ilerleyen dönemlerde de büyük bir sorun haline gelerek pek çok isyana ve mücadeleye sahne olmuştu. Söz konusu sorunlar Osmanlı Devleti döneminde de devam etti. 16. Yüzyıla gelindiğinde hâkimiyet alanını genişleten Osmanlı Devleti, Bâtınilik akımından etkilenen bu kitleleri bünyesinde barındırmaya devam ediyor ve ortaya çıkarttıkları ayaklanma ve huzursuzluklarla mücadele ediyordu. Bu sorunlar devletin idare ve otoritesini etkileyerek bir iç mesele olduğu gibi Bâtıni İnancı benimseyen komşu devletlere karşı da önemli bir zafiyet teşkil ediyordu. Safevi Hükümdarı Şah İsmail’de bu durumdan istifade ediyor ve Osmanlı Devletine karşı Osmanlı Bünyesinde bulunan mezhepdaşlarını kullanarak taciz ve taarruz hareketlerine girişiyordu.

    Şah İsmail, tıpkı Anadolu Batınileri (Alevileri) gibi Şia Mezhebi ve Batınilik hareketlerinden etkilenmiş olan bir Türk Hükümdarıydı. Azeri kökenli bir Türk olan Şah İsmail, İran’da hüküm sürmekte olan Akkoyunlular devletini yıkarak hâkimiyet alanını genişletip güçlenmiş, Osmanlı Devleti için bir tehdit unsuru haline gelmişti. Zira Şah İsmail’in kurduğu Safevi Devleti, mezhep ayrılığı hasebiyle Osmanlı Devletine karşı düşmanca hareket etmekte, Osmanlı’ya tabi olan Türk Boyları üzerinde baskı kurarak önemli bir tehdit oluşturmaktaydı. Bu çekişme, Çaldıran Savaşı’nın gerçekleşmesine sebep olan tüm etkenlerin kaynağı olmuştur.