Çanakkale Savaşı İle İlgili Anılar

Konusu 'Cumhuriyet Tarihi' forumundadır ve Lavinia tarafından 21 Ocak 2013 başlatılmıştır.

  1. Çanakkale Savaşı Anıları

    Canlı Mayın İzmir'li Hafız


    Türk ordusu Süveyş kenarında savaşıyordu. Kanalın doğu kıyıları kamilen alınmıştı, fakat kanalı geçmek için hiçbir aracımız yoktu. Düşman ise, gözleri keşif uçakları ve savaş gemileri ile gece gündüz kanalı kontrol ediyor, kuş uçurtmuyordu. Halbuki, bu kanaldan Avustralya, Uzak Şark ve Hindistan’dan getirilen askerler, Avrupa’ya ve bilhassa Çanakkale cephesine gönderiliyordu.

    Tümen Komutanı bir gün arkadaşlarını topladı.

    “Hepiniz düşününüz” dedi. “Bunların geçişine nasıl mani oluruz? Sonra düşündüğünüz çareyi bana söyleyiniz”.

    Herkes düşündü ve şu çareye vardılar. Bu işi yapsa yapsa İzmirli Hafız yapar. Çünkü Hafız balık gibi yüzerdi ve üstelik gözüpek bir erdi. Düşmanın gözü önünde geceleri Süveyş’i yüzerek geçer, her defasında ya bir düşman nöbetçisinin tüfeğini veya düşmana ait birtakım silahları toplar getirirdi. Suyun altında çok uzun süre kalabiliyordu.

    Hafız’ı buldular, Tabur Komutanının karşısına getirdiler, komutan sordu:

    “Hafız, biz her gün gözümüzün önünden geçen şu düşman gemilerine bir şeyler yapmak istiyoruz. Senin beline bir mayın bağlasak, götürüp bu gemilerin önlerine koyabilir misin?”

    Hafız sevindi, “Koyarım Binbaşım” dedi. Gerçi hafız bu işi yaparım demişti, ama herkes şüphe içindeydi. Düşman uçaklarının mekik dokuduğu bu bölgede, bu işin başarılacağına kimse ihtimal vermiyor, inanmıyordu.

    Hafız iki üç gün asker yüklü bir geminin geçmesini bekledi. Nihayet, büyük bir gemi uzaktan görününce, o da mayını beline bağladı ve denize daldı. Hafız’ın su içinde yüzdüğünü kimse görmüyordu, çünkü o uzun süre su altında kalıyor, bir saniye nefes almak için başını çıkarıp tekrar dalıyordu. Vapurun etrafındaki muhafız torpidoları, suları yararak ilerliyordu. Bizim tarafta herkes gözünü kanala dikmiş, ne olacak diye beklerken, müthiş bir infilak oldu ve gemi parçalandı. Düşman askerleri denize döküldü. Torpidolar, dökülenleri toplamaya çalışırken, biraz sonra üstünden sular süzülerek hafız çıka geldi. Herkes sevinç içindeydi. Tümen komutanı onu alnından öptü. “Hafız” dedi, “Sen gerçekten bir deniz aleti imişsin…”.

    Hafız’ın mükafatı, başarısının kendisine verdiği gururdu.


    Çanakkale Savaşı ile İlgili Hikaye

    Anzak askerlerinin çarpıştıkları yerlerde su yoktu. Türk cephesi ise su bakımından çok iyi durumda idi. Türk hatlarının gerisinden tenekelerini su doldurup katırla cepheye hareket eden saka (su taşıyıcı)lar yollarını şaşırınca kendilerini iki Anzak erinin karşısında buldular. Bu iki er, susuzluktan, karşılarında su dolu tenekeleri görünce tüfeklerini yere bırakarak hemen koşup su içmeye başladılar. Bu fırsattan yararlanan Türk eri, düşman erlerinin tüfeklerini aldı ve kendilerini de önüne katıp komutanına götürdü. Bu er, Kuzey Cephesi Komutanı Esat Paşanın huzuruna çıkarıldığında ‘’Komutanım ben bu adamlara su verdim, kana kana içtiler’’ şeklinde konuştu. Türk askerlerinin düşmanın bile susuzluktan ölmesini razı olmayışından çok memnun kalan ve duygulanan Esat Paşa, erin sırtını sıvazlayıp kendisine bol bahşiş verdirtti.

    Kaynak: 8. Sınıflar İçin TC İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük Kitabı, Yrd. Doç Dr. Muhammed Şahin, Dörtel Yayıncılık, Ankara, 1998.


    Şehitler Alayı


    Anzak Kolordusu kuvvetlerine karşı koyan 27. Alay’ın birliklerine takviye olarak gelen 57. Alay’ın iki Taburu da şehit olur. Fakat taarruz halinde olan Anzak kuvvetlerini durdururlar. Taarruz halinde olan çarpışmalar, siper muharebelerine dönmüş ve gece olmuştur. Son kalan taburu ile ertesi sabah için hücum emri olan 57. Alay komutanı şu anda mezarının bulunduğu Bomba sırtı güney eteklerinden aşağıya baktığında o sisli Nisan sabahı arazide yayılmış küme küme beyazlıklar görür tabur komutanını çağırarak sorar.

    “Bunlar Ne?”

    “Komutanım, onlar fecre az bir zaman kala emriniz ile hücuma geçecek erlerimizin iç çamaşırlarıdır.”

    “Her bir vatan evladı şehit olmak için yıkanmış, temiz çamaşırlarını giymiş belki yaralı dönersek yıkayıp çalılıklara serdiklerimizle değiştiririz ümidi o kahramanlarımıza nasip olmamış (su taşıyan) erinden Alay komutanına kadar her biri şehitlik mertebesine ererek tarihe şehitler alayı olarak geçmiştir.”